Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

İlunga Tarafından Yapılan Yorumlar

19.06.2020

Chimamanda Ngozi Adichie, Nijeryalı bir yazar.Amerikana yazarla tanışma kitabım oldu. İfemelu ve Obinze ana karakterlerimiz.Birbirlerine aşıklar ancak çoğu Nijeryalı gibi Amerika hayali kurmaktalar.Amerika’ya okumak için giden İfemelu ile İngiltere’ye giden Obinze yolları ayrı olsa da benzer zorluklarla karşılaşırlar.
Amerika’daki ırklar, ırkçılık üzerine çok güzel tesbitlerin yer aldığı kitapta en çok ilgimi çeken şey Amerikalı siyahlar ile Afrika’dan gelen siyahlar arasındaki ayrımlar oldu.
İfemelu ırkçılık üzerine çok büyük travmalar yaşamasa da yaşamının her alanında gözlemliyor ırk ayrımını.
Yazdığı blogda da yaşadıklarından gözlemlerinden bahsediyor.
Obinze’nin İngiltere serüveni kısa sürse de yabancılığı derinden hissediyor.
Kültür çatışması, aşk, toplumdaki kadın ve erkek rolleri üzerine de ilgi çekici gözlemlere sahip olan yaklaşık 640 sayfalı kitap çok kısa sürede okunacak kadar akıcı.Hikâyenin içine çekiliveriyorsunuz.
19.06.2020


Yusuf ve Kardeşleri, bir roman tetralojisi olarak nitelendirilir ve Yakup’un Hikâyeleri (1933), Yusuf’un Gençliği(1934), Yusuf Mısır’da(1936), Doyuran Yusuf (1943) oluşur.
Thomas Mann’ın on altı yılda (1926-1942) yazdığı Yusuf ve Kardeşleri için “ o karanlık vadilerde ilerleyen yolda destek, sığınma, teselli, vatan” yerine geçtiğini söylemiş.Çünkü o yıllar Almanya ve kendisi için oldukça kötü yıllardır.
Thomas Mann, Goethe incelemeleri sırasında, Hazreti Yusuf efsanesi hakkında ilginç bir not bulur.Goethe’nin bu efsaneden çok etkilendiğini ve efsaneyi daha ayrıntılı yazmak istediğini görür.
Goethe’nin fikrini hayata geçiren ise Thomas Mann olur.Thomas Mann’ın temel olarak İncil ve Tevrat kaynaklarına dayanarak yazdığı Yusuf ve Kardeşleri, eski Mısır, Finike, Helen, Asur ve Babil mitolojilerinden de beslenir.Karşılaştırmalı, din ve kültür tarihi araştırmasının ürünüdür .
İlk kitap adı üstünde Yusuf’un babası Yakup’un hayatına odaklanıyor.

19.06.2020

Bir denemecinin işi kitaplarda, doğada ve de yaşamın içinde tık eden altını bulup çıkarmak, okurların gönlünde bir düşünce uyandırmaktır.” (syf 53) diyen Salâh Birsel’in her kitabından sonra zenginleşiyorum.

Salâh Birsel ile Kadıköy-Bostancı arası sokaklarda gezerken japon elması, gülibrişim , mavi ladin, karadeniz ladini, mavi köknar, sedir ağacı, kurtbağrını gibi sık sık gördüğüm ama adını bilmediğim bitkileri tanıdım.
Beyoğlu’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde “Doğunun En Büyük Elbise Mağazası” olarak bilinen Viyanalı Mösyö Tiring’in kendi adını taşıyan mağazasından haberdar oldum.

Sokak adlarının şiirselliğine dikkat kesildim.Beyoğlu’nda Tomtomkaptan, Kazeviçe, Havahoş, Kasımpaşa’da Babahindi, Emekyemez, Masrafnazırı...
İlk tiyatro yapıtları başarısızlığa uğramış, Flaubert, Turgenyev, Goncourt, Daudet, Zola’nın birer “yuhalanmış yazar” olduğunu gördüm.

Anlıyacağınız, çok şey öğrendim yine Salâh Birsel’den.

01.06.2020

Jorge Luis Borges’in hazırladığı Babil Kitaplığı serisinin Rus Öyküleri adlı kitabında, F. Dostoyevski’nin Timsah, L.Andreyev’in Elazar, L. Tolstoy’un İvan İlyiç’in Ölümü öyküleri bulunuyor.

Dostoyevski’den ilk kez öykü okudum.Mizah yüklü fantastik bir öykü olan Timsah, Rus bürokrasisini eleştiriyor.

L.Andreyev’in Elazar’ı ölümle karşılaştıktan sonra dünyadaki maddi, manevi hiçbir şeyin değer taşımadığını, her şeyin anlamsız olduğunu fark eder.İnsanlardan kaçar.Borges Elazar’ın kaderinin, L. Andreyev’in kaderini temsil ettiğini düşünür.

Borges, İvan İlyiç’in Ölümü için; “Edebiyatın bize sunabileceği en takdire şayan öykülerden biri olduğunu söylemek abartı değil.” der.
01.06.2020


Ölüm bilincin yitirilmesi denebilir mi bilmiyorum.Ölü ile yaşayan arasında ilişki kurmak mümkün olmuyor artık.Ceset ile insan arasında oluşan çizgi üzerinden,
Zeynep Sayın imge bilimsel bir yaklaşımla tarihi bir bakış sunuyor kitapta.İnsanlık tarihinin ilk imgeleri de ölü maskeleri ve mezar taşları olduğu için buradan başlıyor anlatmaya Sayın.

Günümüzdeki Türkiye sanatının optik bilinçaltına dair düşünmüş ve çalışmış olan Zeynep Sayın, Yüksel Arslan ve Cihat Burak resimleri üzerine yoğunlaşıyor kitapta.

Aklımda kalanlar Lacan’ın ayna evresi, Kalenderiler, Melamiler, Yüksel Arslan ve Cihat Burak resimleri, Gezi olayları ve ölümün siyasallaşması.

Felsefi alt yapım olmaması nedeniyle, anlatılanlarla anladıklarım arasında uçurum var.