1939 yılında, İngiltere Suffolk'ta arazi sahibi olan bir kadın arazisinde bulunan höyüklerde hazine olduğuna inanmaktadır. Bu nedenle yerel müze yetkililerinden yardım ister ve arazide kazı başlar. Yerel olarak başlayan kazı ilerleme kaydedildikçe ulusal bir kazıya dönüşür.
Gerçek bir kazının hikayesinin anlatıldığı romanda, kazının hikayesinin yanında kazıya katılanlar ve arazi sahiplerinin kazı sırasındaki psikolojik durumları da anlatılmaya çalışılmış. Ayrıca kazının 2. Dünya Savaşı'nın başlangıç dönemine denk gelmesi nedeniyle insanların savaşla ilgili endişeleri de yansıtılmaya çalışılmış.
Konusu itibari ile ilgi çekici olan romanda yazar, edebi ağırlıklı anlatım tarzı yerine daha sade ve olaylara odaklı bir anlatım tarzını benimsemiş. Kitaptaki heyecan düzeyi hikaye boyunca çok fazla artıp azalmadan ortalama bir seviyede devam etmiş. Kitabın çevirisinde bazı kelimelerde dönem ve mantık uyumsuzluğuna sebep olabilecek çeviri tercihleri dikkat çekiyor.
Kitabı konusu itibariyle ilgi çekici buluyorsanız çok sıkılmadan okuyabilirsiniz diye düşünüyorum.
"Ancak haberleri dinlemeye yönelik hiçbir arzum yoktu, ya telaşlandırıcı ya da moral bozucu, büyük ihtimalle de her ikisi birden olan şeyler duyacağım kesindi." (s.84)