Toplam yorum: 3.285.254
Bu ayki yorum: 6.780

E-Dergi

kızıl ada Tarafından Yapılan Yorumlar

03.04.2007

Freud'un hemen her şeyi cinselliğe ve temel içgüdülere dayandıran felsefesini anlayabilmek için okunması gereken kitaplardan biri. Zaman zaman aşırıya kaçtığını düşündüğüm; ama kesinlikle çok önemli tespitleri de bulunan bir eser. Radikal iddiaları olduğundan, kimi okuru çok etkileyebildiği gibi, kiminden de çok tepki görebiliyor. Felsefe severlere tavsiye ederim.
Öte yandan, ağır bir dili olduğunu da belirtmeliyim.
03.04.2007

"Hiçlik acıya yeğ midir?"
Bir bebeği bu hiç de toz pembe olmayan dünyaya getirmek veya getirmemek arasında sıkışmış bir kadının, dünyanın yaşamaya değer bir yer olup olmadığını sorgulayışına tanık oluyoruz kitapta. Bu yüzden, sadece anne adaylarının değil, herkesin başucu kitabı olmaya aday bu roman.
Hele ki çocuklarının geleceğini, onlara güzel bir dünya, mutlu bir gelecek verip veremeyeceklerini bir kere olsun düşünmeden, çocukların kendilerine ait olmadığını, bir gün bağımsız bireyler olacaklarını hesaba katmadan çocuk yapmaya kalkan her anne-babaya elimden gelse zorla okuturdum.
Kesinlikle okunulması gereken bir kitap!
02.04.2007

Okuyalı yıllar olmasına rağmen aklımdan çıkmayan bir cümlesi vardır: "Her devrimin başı kanlıdır." Alışkanlıklarıyla yaşayan çoğu yetişkin gibi değişimden korktuğum zamanlarda kendi kendime bu cümleyi tekrarlar ve Luis'yi hatırlarım.
Özgür yaşamak ideali gerçekleştirilebilir ve sürdürülebilir bir hayat tarzı mıdır, yoksa hepimizin ortak düşü olduğu için çok satan ve çok sattığı için çok pazarlanan bir hayal midir tartışılır; ama başka yollardan gitmenin mümkün olduğunu düşünmek, insana umut ve cesaret veriyor.
İnsanın hayata bakışını biraz olsun genişletebilecek, sınırlarını esnetmesi için güç ve cesaret verebilecek bir kitap.
02.04.2007

"Yüreğin hâlâ atıyor ve nabzın seni nüfus sayımına dahil ediyor."
Tadı damakta kalan, sıcacık ama hüzünlü bir psikolojik roman. İnsanın deliliğe ve normalliğe bakış açısını değiştiren, aslında arada ne kadar da ince bir çizgi olduğunu anlatan bir kitap. Hayatla yüzleşmeye cesaret etmek veya edememek; kaçmak veya mücadele etmek... "Hava güzel, güneş sıcak" masallarıyla avutmuyor kitap, "gül bahçesi vadetmiyor" yani. Hastabakıcıların delilere "Acıyı kendi tekelinizde mi sanıyorsunuz?" deyişi aklımdan çıkmıyor.
Hatırladığım çok güzel bir kare de, Deborah'ın çok korktuğu bir şeyi, korkmaktan kurtulmak için yapmasıydı. Düşmekten korkmamak için atlamak gibi. İnsan dibe vurunca, kaybetmekten korkacağı bir şey olmadığı için rahatlıyor. "Normal"lerin sorumluluklarla, zorunluluklarla dolu, hiç de kıskanılası olmayan dünyasından kaçıp kendi dünyasında yaşıyor.
Dünyanın hiç de kolay bir yer olmadığını dürüstçe söyleyip savaşmaya çağırmak bir şizofreni... Kesinlikle okunulması gereken bir kitap, bir kült kanımca.