Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

aspırıne Tarafından Yapılan Yorumlar

10.11.2010

Bu kitap; Atatürk’ün doğumundan vefatına kadar geçen ve modern Türkiye’nin doğuşunun da gerçekleştirildiği dönemin kronolojik olarak özeti niteliğindedir. Kitap, kronolojik bir çalışma ancak elinize aldığınız zaman adeta bir roman okuyormuş hissine kapılıyorsunuz. Kitapta anlatılan dönemde gelişen olaylar belki binlerce kitaba konu olmuştur ancak konuya bir bütün olarak bakabilme açısından oldukça yararlı bir çalışma. Bu kronolojiyi bu yetkinlikle ve dil kullanımıyla hazırlayabilecek kişi sayısı pek azdır sanırım, Turgut Özakman ise gerçekten bu işi çok iyi yapıyor. Turgut Özakman Türkiye’de insanlara tarihi sevdiriyor, bunu başarırken beslendiği tek kaynak ise “gerçekler”, günümüzde kitap yazmaya çok meraklıların “ alternatif tarih” safsatasıyla öne sürdüğü fikirlerin sadece kendi çıkarlarına hizmet ettiğini gerçeklerle bir bağının olmadığını anlayabilmek için Turgut Özakman kesinlikle okunmalıdır. Yetkin bir başvuru kaynağı özelliğinde de olan bu kronolojiyi tarihinin gerçeklerini bilmek isteyenlere tavsiye ederim…
02.11.2010

Günümüz gerçeklerine tarihten bir dönemin anlatımıyla ışık tutan Hocaefendi'nin Sandukası'nın, toplumsal hicvin önemli örneklerinden olduğunu düşünüyorum. Değişik bir kurgusu olan kitabın özellikle dönemin dinsel özelliklerini anlattığı bölümlerde yaptığı saptamalar oldukça bilgilendirici. Kitabın son bölümünde Raşid'in ağzından yapılan açıklamalar üzerinde özellikle düşünülmesi gerekiyor. Kitabı bir macera romanı değil bir eleştiri olarak okumak daha mantıklı olacaktır. Kitap baştan sona eleştirel bir gözle yazılmış. Kitabın sonundaki tepkiler bölümünün de bizzat Emre Kongar tarafından yazıldığı anlaşılıyor. Olası tepkilere de hicvederek yanıtlar vermek önemli bir meziyettir.
Macera yönü düşük, öğretici ve düşündürücü yanı yüksek bir roman olan bu kitabı tavsiye ederim.
01.11.2010

Bir ülke düşünün ki:
- İktidarı elinde bulunduranlar hukukla sürekli çatışma içerisinde bulunsun; amaçlarına ulaşmak adına her yolu mubah gören bu kişiler, gerekirse “takıyye yaparak” gerekirse de “hukukun arkasından dolanarak” isteklerini gerçekleştirmekte olsunlar;
- yine aynı kişiler iktidar olmak için ellerinden geleni yapmakta ve hukuksuzluğu hukuk olarak görüp- daha net bir ifadeyle geciken hukuku kullanarak- amaçlarına ulaşsınlar;
- bütün bunlara engel olmak için var olan kanunlarda büyük boşluklar bulunsun ve ne yazık ki bu kanunları uygulamada yeterli özeni göstermeyen hukukçular mevcut olsun;
- siyasilerin demokrasiden anladıkları sadece “seçimle işbaşına gelmek” , bu düşünce yapısındaki insanları elemesi gereken ve egemenliği kayıtsız şartsız elinde bulunduran “halk” ise bütün bu yaşananlardan bihaber ve bu yaşanlara sessiz kalsın…
Asıl şaşırtıcı nokta, tüm bunlara rağmen bu ülke hala belli değerlerini korumaktadır. Ancak anayasal olarak da güvence altında bulunan bu değerlerin, günümüzde dört bir yandan zorlanmakta olduğunu görmekteyiz.
Ülkede, bazıları belli dönemde var olan bazıları ise sürekli devam eden hukuksuzlukların anlatıldığı “ALATURKA DEMOKRASİ” kitabını herkese tavsiye ederim. Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun bu kitabının –özellikle- giriş bölümündeki saptamalarla, 15. bölümdeki tavsiyelerinin önemli olduğunu düşünüyorum.
30.10.2010

Günümüz Türkiye’sinde kimi çevreler tarafından sürekli gündemde tutulan konulardan bazılarıyla – özellikle laiklik – ilgili olarak, kamuoyunda çok büyük bir dezenformasyon çalışması yapılmaktadır. Yasaların, toplumun çeşitli kesimleri tarafından kendi çıkarları doğrultusunda yorumlanması sonucu oluşan bu bilgi kirliği ortamında Vural Savaş’ın “AKP Çoktan Kapatılmalıydı” kitabı, var olan kirliliği dağıtarak gerçekleri ortaya çıkaran bir çalışma olmuş.
Kitap iki bölümden oluşuyor diyebiliriz. Baş taraflarda Vural Savaş’ın çeşitli konularda hukuksal açıdan yaptığı değerlendirmeler mevcut. Özellikle türban konusunda yazdıklarıyla, Haşim Kılıç’a ayırdığı bölümlerin önemli olduğunu düşünüyorum. Kitabın önsözüne ayrıca değinmek istiyorum: kesinlikle çok iyi hazırlanmış ve çok çarpıcı buldum. Kitabın son bölümünde ise, Vural Savaş’ın Başsavcılığı döneminde kapattırdığı iki partinin –Refah ve Fazilet- davalarının metinlerini yayımlamış. Bu davalardaki kapatılma gerekçelerini okuyan birisinin şu AKP’nin neden hala kapatılmadığını anlaması epey güç bana kalırsa. Bu davalarda ortaya konan tavrın AKP kapatılma davasında neden ortaya konul(a)madığını incelemek gerekir. Haşim Kılıç’ın bu noktada önemli bir etken olduğunu düşünüyorum.
Bütün bu bilgi kirliliğine bir hukukçu gözüyle bakmak isteyenlere kitabı TAVSİYE EDERİM…
30.10.2010

Her Ayın ilk Perşembesinde Cumhuriyet Kitap’ta yayımlanan “Kitap İçin” lerin ikinci 1000 maddesinden oluşan “Kitap İçin 2” Selçuk Altun’un denemelerinden oluşan bir kitap. Selçuk Altun’un kitaplarını okuyunca önemli bir yazar olduğunu hemen anlarsınız; ancak Selçuk Altun’un en önemli yanı yazarlığı değil okuyuculuğudur bana kalırsa. O bir “kitapçoksever” dir. O sadece bir yazar değil O aynı zamanda “okuryazar” dır. Yazınla ve kitaplarla ilgilenen birçok kişinin müdavimi olduğunu bildiğim Kitap İçin’ler de yazar, ulusal ve uluslararası nitelikte ki yazarlar, ressamlar ve düşünürler hakkındaki görüşlerini paylaşmıştır. Bunların birçoğu detay ama okuması oldukça zevkliydi bana kalırsa, zaten Selçuk Altun da okurlara değil kendisi için yazdığını belirtiyor Kitap İçin’leri. Bütün bunların dışında, “yazmak” isteyen gençlere yönelik olarak da çeşitli yazar ve düşünürlerin “ yazmak” üstüne görüşlerini paylaşarak bu alanda yetkinlik kazanmak isteyen gençlere yol göstermektedir.
Selçuk Altun’ca söylersem 1000 maddeden mürekkep bu kitabı tüm KİTAP SEVER lere tavsiye ederim.