Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar

11.12.2024

Yorumunuzda, bu kitaba niye 1 yıldız verdiğimi sormuşsunuz. Cevaplamak için “Ben ve Biz” adlı kitaptan bahsetmem gerektiğini düşünüyorum. Bu kitap, Almanya’da İnsan Davranışları Araştırma Enstitüsü tarafından 1990ların sonunda yapılan araştırmaların çıktılarının olduğu, Erich Fromm’un öğrencisi ve kitaplarının emanetçisi Rainer Funk tarafından yazılmış bir şaheserdir. Henüz 1990’ların sonundaki SMS teknolojisi ve teknolojik gelişmeleri görerek (ortada popüler sosyal medya yokken), dünyanın iki insan tipine itileceğinden, Ben’in sürekli bir gerçeklik-dışı medya tüketicisi veya üreticisi olarak, Biz’in ise sanal bir klan halini alacak sosyal medyanın çamuruna çekilerek, insani duygularından, gerçeklikten, kitaplardan, araştırmadan vs. kopartılacağını anlatır. Postmodern İnsanın Psikanalizi de budur. Bu psikanaizi idrak ettiğimden dolayı, influencer/sosyal medya sektörü uyutmaz, 1 yıldızı bile haketmez. (Bana şaşırtıcı gelmeyen bir bilgi: Ben ve Biz’in İngilizcesi hala yoktur)
11.12.2024

İnsan Doğasının Yasaları’nda, insan davranışlarına aitmiş gibi gösterilen 18 yasa -yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi- konuyla ilgili varolan bilgiler farklı öğrenciler tarafından derlenerek oluşturulmuştur. Örneğin, mantıksızlık yasası altında (sadece bu konuyla ilgili bir derleme olan) “Hızlı ve Yavaş Düşünme”deki araştırma sonuçlarının küçük bir kısmı verilmiş, baskılama yasasının büyük kısmı Jung’dan alınmış, amaçsızlık yasası İnsanın Anlam Arayışı’ndan cümlelerle süslenmiştir. Bu kitabı yazan öğrenci grubu, kitabı tahsisten geçirtmedikleri için farklı öğrencilerin yazdığı negatif makyavelist söylemlerle, pozitif ölüm/amaç yasaları dehşet bir çelişki olarak aynı kitapta yer almaktadır. Bu yanlış, uzun ve tahsisten geçirilmemiş derlemenin yerine, konularla ilgili ana kitaplar olan Hızlı ve Yavaş Düşünme/Dürtme, Yaşamak bir Sanattır, Kendini Savunan İnsan, İnsanın Anlam Arayışı adlı şaheserleri okunmanızı tavsiye ederim.
06.12.2024

İngiliz gıda tarihi uzmanı Rachel Laudan’ın bu kitabı, “gastronomi/mutfak tarihi üzerine en iyi kitap” ödülünü almıştır. Ciddi bir araştırmanın sonucu olan bu kitap, tutarlı ve bütüncül bir bakış açısı sunmaktadır. Milattan önce Mezopotamya/Yunan/Roma mutfaklarıyla başlar, Budizm’den etkilenen Hint/Çin ve Hristiyanlık’tan etkilenen Avrupa mutfağı ile devam eder. Bilim tarihinin de gittiği bu yolun bir sonraki adımı Bağdat/İslam mutfağıdır. İslam mutfağı (ve teknolojisi ve bilimi) Venedik/Cenova üzerinden Avrupa’ya transfer olur, makarnadan, pişirme tekniklerinden şekerlemelere tüm mutfağı etkiler. Sonrasında ilmin/teknolojinin liderleri olan İngiliz/Hollanda ve Fransız kraliyet mutfağınının etkisini anlatır. Tarihsiz ABD’nin endüstriyel mutfağı ve milli mutfakların yükselişiyle bitirir. Gastronomi ve tarih meraklılarına, bu kitabın sonunda eksik kalan bugünkü endüstriyel besin kartelleri için Etobur Otobur İkilemi adlı şaheserle birlikte kesinlikle tavsiye ederim. Süper bir kitaptır.
06.12.2024

Önsözünde besin tarihini “görünmez bir çatal”a benzeten, 1.bölümde tarımın nasıl icat edildiğiyle ilgili evrimsel birkaç teoriyi sunan, 2.bölümde tarım fazlasının toplumsal katmanların oluşmasını sağladığını sanki tek nedenmiş gibi birkaç teori ile anlatan, 3.bölümde baharat ticaretinin Vermeer’i fonladığını savunan, 4.bölümde sanayi devrimini sanki tek tetikleyicisi besin üretimi gibi anlatan, 5.bölümde (Sun Tzu/Jomini’yi atlayarak) savaşların tek olayı sanki besine erişimmiş gibi anlatan, Stalin ve Mao’nun yarattığı sanki sadece açlıkmış gibi bahseden, 6.bölümde tarım çok kritik olmasına rağmen sanki kalkınmada tek önemli olan şeymiş gibi anlatan, sonsözde ise Norveç yönetimindeki global tohum merkezinden bahseden bir kitaptır. Gazeteci yazarın uzman olmadığı konuda kitap yazdırmasının sonucu budur: kitabın adıyla hiçbir alakası yoktur. Yerine, yemek tarihi üzerine ödüllü “İmparatorluklar ve Mutfaklar” ve bugünü anlatan “Etobur-Otobur İkilemi” adlı şaheheseri tavsiye ederim.
05.12.2024

Özür dileyerek, yorumunuzdan iki alternatif çıkardığımı itiraf edeyim. Büyük olasılıkla doğru olan birinci alternatif belirttiğiniz Nisa/34 ayetindeki gibi bir ailede erkeğe verilen sorumluluğun ağaçlarda olup olmadığını soruyorsanız, bu kitapta ağaçların cinsi olduğundan bahsetmez, yavru ağacı yetiştirmek büyük ağaçların görevidir der sadece. İkinci alternatif olarak düşündüğüm şey, içinde bazı meallerinde “dövmek” kelimesi geçmesini kullanarak Kuran’ı eleştirmek ise, ki değil eşlerine, savaş esirlerine bile insancıl muamele eden bir dinde, basit bir araştırma/sorgulama bile bunun yanlış çeviri olduğunu gösterecektir. Kitapla alakasız olduğu için ihtimali çok düşük bulduğum bu alternatifi özür dileyerek belirtmek istedim. Çünkü, günde kişi başı ortalama 6,5 saat tv seyredilen ülkemizde, kitap okuyup yorum yapan insanların olduğu Kitapyurdu’nun, Türkiye’nin kamuya açık en üst düzey platformu olduğunu, ülkemizin geleceğine ışık tuttuğuna inanıyorum. Teşekkür ederim.