Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
SALVAMEA Tarafından Yapılan Yorumlar
Fransız İhtilalinden 47 sene önce, 1742’de bu kitaptaki konuşmanın geçtiği hala açık olan kafede gelmiş geçmiş en önemli çocuk eğitim eserlerinden Emile’yi yazmış olan Rousseau ile tanışan, eleştirel düşünce yöntemiyle farklı İncil’lerde anlatılan olayların farklı olmasını halka yaymak için -Kilise tarafından yasaklanan- Ansiklopedi’yi -bazıları sırf bu yüzden hapse atılan- bir ekiple çıkaran, Denis Diderot’un en önemli eserlerinden birisi kabul edilmektedir bu kısa diyalog. Kral veya hırsız zenginlerin dalkavukları ile erdemli insan karşılaştırması üzerinedir. “Başarılı olan her şeyi kaplanlar gibi parçalarız” gibi dalkavuklukla ilgili çok tatlı tespitler vardır. Esas olayı köle/dalkavuk psikolojisini deşifre etmek olan bu diyalogta, sanatla ilgili de -Tolstoy’un Sanat Nedir?’i gücünde olmasa da- düşündürücü bir diyalog geçmektedir. 18.yüzyılda bu düşünceleri üreten Fransız felsefesinin, 21.yüzyılda Andre Comte Sponville’nin Büyük Erdemler Risalesi’ni çıkartması şaşırtıcı değildir.
Bu kitap, Erich Fromm’un hayatındaki önemli olaylarla, ortaya koyduğu düşünce eserlerinin muhteşem bir özetidir. Bilinçdışını nasıl anlayabileceğimizle başlar, insanın kendi bireysel başarısı için aklını, sevgisini ve eylemini kullanmasının gerekliliği teziyle devam eder. “Hayal etme yetilerini artık kullanmayan kişilerin hayal güçleri daha da kıtlaşır, mesela kitap okuyarak hayal güçlerini geliştirmek yerine film izlemeyi yeğlerler” der Fromm. Sonrasında, toplumsal karakter tezleri olan, otoriter, (benim tüccar dediğim) pazarlamacı, narsist ve ben odaklı karakter deşifrelerini anlatır. “Kimi ekonomiler ve toplumlar, insanların güçlerini uygulamaya dökülmesinin kendi esenliklerini tehlikeye attığını düşünürler” der Fromm. En sonda ise Fromm’un kendi insan olma sürecini anlatır. Fromm’un dediği gibi yaşamanın kendisinin de bir sanat olduğunu düşünüyorsanız, gerçek yaşama başlamak için (özellikle 25-30 yaş arasına) buyrunuz. Erich Fromm’a hoşgeldiniz.
Bu kitap, Erich Fromm’un ve Rainer Funk’un eserlerini arapçaya kazandıran Hamid Lechbab’ın Rainer Funk’la yaptığı röportajın kitabıdır. Kitabın en önemli cümlesi, psikanalizin ne olduğuna ilişkin doğru bakış açısı 32.sayfasındadır: psikanlizin erdem etiğinin bilimsel bir araştırmasını mümkün kıldığı söylenebilir. Yani, eğitim sistemlerinin ve psikanalizin temel amacı: erdemli -yani gerçek- insan oluşturmaktır. Bu kitap ve Yaşamak Bir Sanattır kitapları, Erich Fromm’un yaşamının ve eserlerinin tanıtımıdır. Erich Fromm’a ait, Özgürlükten Kaçış, Sevme Sanatı, Sahip Olmak veya Olmak gibi kitapların, Pazarlamacı, Narsist, Otoriter gibi karakter deşifrelerinin, Milliyetçilik ve Yıkıcılık gibi duygularla ilgili psikanalizlerine değinir Rainer Funk. Kitabın sonunda ise 2000’lerden sonra insanoğlunun en büyük sanat eserlerinden birisi olarak nitelendirdiğim Ben ve Biz’i anlatır. Erich Fromm’la henüz tanışmayanlara önerebileceğim bir kitaptır.
Bu kitabı, üniversite yıllarımda okumaya çalışıp -yazarın kitabın daha ilk sayfalarında söylediği gibi- okuyamamıştım, yıllar sonra bir daha denedim yine olmadı, ne zaman ki şerefsizliği gördüm ve yaşadım, o zaman sanki su içer gibi büyük bir aşkla gülümseyerek okudum. Dünyadaki gelmiş geçmiş en önemli edebiyat eserlerinden birisidir bu Karamazof Kardeşler. Dostoyevski’nin insanın düşebileceği en düşük seviyeyi anlatmaya çalıştığı şaheserdir. Karamazof Kardeşler’de, Dante’nin Cehennemi’nde veya Kuran’da anlatılan -şehvet, içki gibi- kişisel günahlardan, yalancılık, yalancı şahitlik, hainlik ve meslek şerefsizliği gibi büyük günahlara uzanan yelpazede insanın dünya hayatında düşebileceği en dip noktayı anlatırken, Allah’ın ve Adil isminin olmazsa olmaz olduğunu hissetirir okura, diğer taraftan da ölen bir küçük çocuk üzerinden ilahi adaleti sorgulatır. Erdemli yani gerçek insanların, inananların kitabıdır bu, muhteşemdir. Gelmiş geçmiş en büyük edebiyat şaheseridir.
Her kitap değil, gerçek kitaplar yolculuktur, okuyucuyu gezdirir, düşündürür, tefekkür gücünü artırır, insanı geliştirir ve değiştirir. Tolstoy`un Sanat Nedir? adlı şaheserinde dediği gibi sanat, bir kişinin hissettiği yoğun duyguyu başka kişilere aktarmak istemesiyse, Narsizz ve Goldmund’un ne bir sanat eseri ne de gerçek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Goethe’den ve büyük üstat Nietzsche’den etkilendiği iddia edilen Hesse’nin 1930 gibi 1.dünya savaşı ertesinde yazdığı bu kitabı, kurgusal olarak da inanılması güç bir basitlik içerir. Kitap bitince, Hesse’nin müzeye dönüştürülen yaşadığı evdeki kitaplığın fotoğraflarına bakıp bulmaya çalıştığım Budist eserleri görünce rahatladığımı ifade edeyim. Dünyada psikolojinin lideri olan Almanya’nın, duygu olmayınca edebiyat eseri üretemediğinin ispatıdır bu kitap.