İnsanlarımız ne yazık ki okuyup bilgi sahibi olmak yerine, okumadan kanaat sahibi olmayı tercih ediyor. Kitap alındığında da sadece önsözü okumakla yetiniliyor.
Yazar, kitabında oldukça ilginç konulara değinmiş. Hep okuruz, "Birinci dünya savaşı sonrasında savaş suçluları tutuklanarak Bekirağa bölüğündeki cezaevine kondu" diye. Bekirağa bölüğüne toplananların nasıl bir savaş suçlusu olduğunu sorgulamayız. Ya da sorulduğunda, İttihatçı oldukları için savaş suçlusu sayıldıklar cevabı verilir. O zaman da başka bir soru açıkta kalır; "neden bütün İttihatçılar Bekirağa bölüğünde cezaevine konmadı da, sadece bazıları kondu? Diyarbakır Valisi Dr. Reşit Bey neden yakalanacağı sırada intihar etti?"
Bu kitap bu sorulara açıklık getiriyor. Birinci Dünya savaşından sonra sadece İttihatçı olanlar değil, Ermeni katliamında sorumluğu bulunanlar Bekirağa bölüğüne toplandı diyor. Eğer bu bilgi yanıltıcı ise, kitap 6 yıldır yayında, bunun doğru olmadığı ortaya konmalıdır.
Bir de şu var ki, zaten kimse Ermeni ölümleri konusuna itiraz etmiyor, sadece sayı ve yöntem konusunda anlaşmazlıklar var. Devlet kaynakları, savaştan uzak bölgelere göç işlemi yapılırken ölümlerin olduğunu ve sayıların 800 bin civarında olduğunu söylerken, karşı taraf ise, Ermenilerin ortadan kaldırılması niyetiyle göç ettirildiğini ve sayının 1.500.000 civarında olduğunu söylüyor.
İnsan öldürmek kötüdür, vahşettir. Kim, kime karşı yaparsa yapsın, sayı ne olursa olsun, bunun savunulacak, sahiplenilecek bir tarafı olamaz.
Yazar da bu kitabında savaştan uzak bölgelere tehcir savını gerçekçi bulmuyor. Hem savaşla ilgisi olmayan bölgelerdeki Ermenilerin de tehcire tabi tutulması, hem de Ermeniler için seçilen yeni yerleşim bölgesinin Halep’teki ordu kışlasına yakın bir yer olması nedeniyle bu iddianın doğru olmadığını belirtiyor.
Yazar ayrıca tüm Kuva-i Milliyenin oluşumunu, Kurtuluş Mücadelesini Ermeni katliamına bağlamış. Kuva-i Milliye’ye katılanların, Ermeni katliamı soruşturmasından kurtulduğunu belirterek, Kurtuluş mücadelesinin başarıya ulaşması, Ermeni olayları soruşturmasını ört bas edeceği için, bu uğurda mücadeleye ağırlık verilmesinin farklı yönlerinin altını çiziyor. Meclisin Ankara’da toplanmasının ardından, Ermeni olaylarının geçmişte kalmış acı bir olay olarak görülmeye başlanmasını da bunun kanıtı olarak ortaya koyuyor.
Aslında Ermeni olaylarını iki bölüm halinde ele almak gerekirken bu yapılmamış. 1915-16 yıllarında Ermenilere karşı öldürmeler sözkonusuyken, 1917 – 18 yıllarında da Ermeniler tarafından öldürülen Müslümanlar söz konusu. Yazar burada, yapılan bir katliam diğerini eşitlemez, biz sizi öldürdük, siz de bizi öldürdünüz ödeştik diyemeyiz diyor. Ya? Biz ortaya çıkacağız ve onların bize yaptığını dikkate almadan biz Ermenileri öldürdük diyeceğiz ve geçmişimizle yüzleşeceğiz. Ben böyle bir mantığı anlamakta zorlanırım. Kimin neyine hizmet edecek böyle bir yaklaşım anlayamam. Barışa hizmet etmeyeceği, en azından bizlerle birlikte yaşayan Ermenileri de rahatsız edeceği açık olan bir yaklaşım tarzı olarak görürüm.
Yazar, savaş sonrası imzalanan Sevr anlaşması ve yaşanan işgallerin, Ermeni katliamı sorumlularını cezalandırmak için olduğunu yazıyor. Kim, kimi cezalandıracak anlamak çok kolay değil. Henüz kendi ellerindeki kanları temizlememişler, başkasını cezalandırmaya nasıl kalkabilirler?
Yazar kitabında başka ilginç konulara da yer veriyor. Mesela Anadolu’da Türkler tarafından çeşitli çeteler kurulduğunu, bunların Rum ve Ermenileri öldürerek mallarını yağmaladığını, bu şekilde zenginleşen çete reisleri olduğunu söyleyerek, Topal Osman’ın da bunlardan biri olduğunu ve topal Osman’ın da savaş sonrasında Mustafa Kemal’in muhafız alay komutanlığına getirilmesinin altını çiziyor.
Son olarak yazar, kurtuluş mücadelesini İttihatçıların örgütlediğini, savaş sonrası düzenin İttihatçılar tarafından kurulduğunu, bu gerçek ortayken Ermeni olaylarının gerçek yüzünün ortaya konmasının mümkün olmadığını söylüyor.
Kitapta çok fazla tekrar da var. Bir yerden sonra, sayfalarca okumanıza rağmen hala aynı yerde dönüp durduğunuzu fark ediyorsunuz. Kitabın yeni baskılarında bunların da gözden geçirilmesinde fayda var.
Kitabı önemle okumanızı öneririm. Fakat sadece önsözünü değil, lütfen tamamını.