Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Mahmut Tüfekçi Tarafından Yapılan Yorumlar
Teolojik (Kelami) perspektifin üzerine çıkıp manevi hiyerarşide ezoterik (Batınî) perspektifin görüş ufkunu hem derinleştirip hem de genişlettiğini ve dinlerin zahiri yönlerini feda etmeden batini asıllarını içselleştirmenin ferahlığını duyuran yorumlar yine bizi cezbediyor. Eğer ihya ölü dini ritüellere, metinlere ve sembollere can vermekse Schuon kesinlikle Muhyiddin ünvanını hak ediyor. Sadece deha sözcüğüyle açıklanamayacak parlak - manevi bir zihnin dışavurumu olan bu büyük bilge ancak bundan yüzyıllar önce yaşamış ulu insanlarla mukayese edilebilir. Bence kendi ekolü olan Gelenekselciliği falan geride bırakmış biri. Kitaplarını okumaya başladıktan sonra başka bir şey okumak o kadar zorlaşıyor ki " Schuon varken niye vakit kaybedeyim" diyor insan.
Her alanın mantığını tek tek Halîdî Hikmet imbiğinden geçirmiş Bilgemiz. Modernizmin şatafatlı karikatürleri- Rönesanscılar, Aydınlanmacılar, Psikanalistler, Varoluşçular ve diğer ciddi palyaçolar - Bilgelik değirmeninden geçerek ambardaki yerlerini almışlar. Hele Kant'ın o "disiplin abidesi şaheseri" nasılda ufanmış. Varoluşçuların başlangıç aksiyomlarının katakullisi ifşa olurken görkemli dilsel ve mantıksal kocaman binaların temellerinin, Temellerin Temeli'nin Aşkın Mantığını bilen bir bilgenin sarsıntısıyla nasıl çöktüğünü de görüyoruz. Bilge kendi mahallesini de tarayarak kabalıkları, yıkıkları, çürükleri de tespit etmiş. Atma- Maya merceği(Kalp Gözü) bizi bir zihinsel ziyafete çağırıyor...
Gurdjieff ve Ouspensky Sufilik ve Hindu öğretilerini modern dile tercüme ederek modernlerin metafizikle bağlantı kurmalarını sağladılar. Ama Dördüncü Yol Öğretisini köksüz New Age akımı olmaktan kurtaran Maurice Nicoll galiba. Soğuk ve kuru öğreti dilini Hz. İsa ve İncil-i Şerif diliyle sıcacık hale getirmiştir. Bu ciltler özel kitaplar muhakkak ve yayınevi de bunun bilincinde ki özenli bastılar her defasında. "Bilmek" ile "olmak" arasındaki farkı ve birbiriyle buluşturma yolunu anlamak bu kitapları okumaktan geçiyor. Aslında çevirmenler iyi iş çıkartmış. Fakat çevirirken tasavvuf terminolojisi parantez içlerinde kullanılsa daha etkili olurdu herhalde.
Bazı öğrenciler öğrtmenlerinden büyüktür. İşte Maurice Nicoll de öyle. Bilgelik konusunda Hem Ouspensky'ı hem de Gurdjieff'i geride bırakmıştır. Dördüncü Yol denilen yarı New Age öğretisini (ki Gurdjieff bu öğretileri Sufiler'den ve Yogi'lerden öğrenip modern dile uyarlamaya çalışmıştır) kadim geleneksel vahiy kökenine (Hıristiyanlık) bağlayarak soğuk modern dilini ısıtmıştır. Kutsalın vulgarizasyonun ve köksüzlüğün (bu yol açısından) önüne geçmeye çalışmıştır. Zaten yayınevi de bunun bilin cindeymişçesine kitabı diğerlerinden daha özenli (ciltli şömizli) basmıştır.
=Gerçek imanın gayba iman olduğunu, gayb kelimesinin yerine "aşkın" kelimesini koyabileceğimizi ve Kuran'da ilk iman ifadesinin "bi-l gayb" olduğu= türünden çağrışımlarla (kitapta bu ifadeler yok, en azından ilk yüz sayfada) kitabın başını okudum. Okumam sırasında ne kadar uğraşırsam uğraşıyım benim de zihnindeki ruh-beden ikiliğini aşamadığımı gördüm. Aristo, Eflatun sonrasında da Dekart ve Kant bu sahte bölünmeyi içimize işletmiş. İnsanbiçimli "yabancılaşmış" Allah tasavvurundan nasıl kurtulup, eylemimizde (varoluşumuzda) O'na (gördüğünüz gibi hala ikici bir anlatımla hemhaliz) açılacağız?