Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

zafer saraç

1980 yılında Elazığ’da doğdu. İlk orta öğrenimimi aynı ilde tamamladı. Laboratuar, Biyoloji ve Tarih eğitimi aldı. Biyoloji bölümünü derece ile bitirdi. Tarih bölümünü bölüm ve fakülte birinci olarak tamamladı. 2019 yılında "Bazı Çin Seyahatnameleri Üzerine Bir Değerlendirme (MÖ 139- MS 984)" isimli tezi ile Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'de Yüksek Lisans öğrenimini tamamlayarak mezun oldu.2015 yılında arkadaşlarıyla beraber Elazığ'da Telmih Kültür Sanat Tarih ve Edebiyat dergisinin kuruluşunda görev aldı. www.kitapsuuru.com sitesinin genel yayın yönetmenliği, Telmih dergisinin editörlüğü görevini yürütmektedir. Yayımlanmış Seyahat Diyen Kitaplar isimli bir kitabı bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli yayın organlarında yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır.

zafer saraç Tarafından Yapılan Yorumlar

21.01.2026

Şiir duygu-durum aktarımının ötesine geçtiğinde maveraya ilk adımını atar. Artık dizeler ifade olarak fikri taşır. İmgeyle birleşen fikir anlamlı birlikteliğini o kadar derinleştirir ki artık okunan her kelimeden zevk alınması olasıdır. Çobanoğlu’nun şiirinde anlatım gücü, duygu yoğunluğu, ve imgelerin sağlamlığı derken edebiyatın şölene dönüştüğü bir safha kendiliğinden zuhur eder. Üstelik Çobanoğlu’nun 1995 yılında yayımlanan ve güzelliğinden bir şey kaybetmeyen şiirleri böylelikle kendilerini tekrar hatırlatırlar. Yeni baskısı ile içeriği eşsiz şiirlerin şömiz ciltli basılması okurları cezbedecek başka bir unsurdur. Türk şiirinin milli unsurlarını ve çağdaş yükselişlerini içeren bu tarz eserlere yayım programında yer veren yayınevini ise Türk kültürüne yaptığı olumlu bir katkılardan dolayı tebrik etmek gerekir. Sözün gücüne inananların yirmi birinci yüzyılın bu büyük ozanını gözden kaçırmaması dileğiyle…
20.01.2026

Toplum içinde her bir ferdin iş yaşamına ilişkin hatıraları sözlü olarak dost meclislerinde ifade edilir. Ama işin açıkçası bu anlatıların öykü formatında okura sunulması daha evladır. Zira karşılaşılan bazı olaylara bir ömür boyu rastlamak olası değildir. Babaoğlu iş yaşamının bu unutulmaz anılarını hikaye ederek okuru öyküsünün merkezine çeker. Gerçeklikten beslenen öykülerin ayrı bir cezbedici yönü olduğu malumdur. Bununla birlikte hayat tecrübesinden damıtılmış anılardan ilham alınarak üretilen edebi hikayelerin ise ayrı bir albenisi vardır. İş yaşamı yazarı belirli bir alan içinde bıraksa da hayatın o engin öyküselliğinin sınırlarını çizmek zordur. Babaoğlu özelden genele uzanan öykü diliyle okurunu kendisine adapte etmeyi gayet iyi yapar. Ayrıca her hikayede verilen duygu okurun gönlünde kolay kolay filizlenmez. Babaoğlu’nun öykü dili duygunun en sade halini okura ulaştırır. Sadelik, hissiyat ve gerçekliğin kaynaştığı bir yazın her zaman dikkati hak eder.
20.01.2026

Abdullah Oğlu Şakir Osmanlı’nın en büyük savaşı 1. Cihan Harbi’ni yaşamış bir nefer. Büyük savaşta toprağa verdiğimiz adsız ve kefensiz binlerce şehit düşünüldüğünde eli kalem tutanların daha çok olması beklenir. Çatışmalar, zaruret anları, tarifsiz acılar, eşsiz kahramanlıklar akla geldiğinde okumuş olan askerlerimizin birçok olay, durum ve kişiyi meçhul olmaktan çıkaracağı tahmin edilebilir. Şakir Bey’in Anadolu topraklarını, savaş psikolojisini, cephenin durumunu anlatan notları ise fazlasıyla kıymetlidir. Hatıratların zamana can verdikleri, cephedeki Şakir Bey’in notlarından anlaşılır. Ama savaşın stratejik yönü o kadar baskındır ki cephenin sosyal yönü çoğu zaman baskılanır. Şakir Bey’in anlatısında harp notları, krokiler, çatışma sahaları vb. derken savaşın askeri taktik yönüne dair değiniler vardır. Ama bunlarla birlikte bir Osmanlı subayının bakış açısı en yalın haliyle mevcuttur. Üstelik ana metin sadeleştirilmiş, transkribe edilmiş ve orijinal haliyle birlikte okura sunulur.
12.01.2026

Kahramanın çocuk olduğu romanlarda genellikle yürek burkan bir tema hakimdir. Erişkinlerin maruz kaldıkları güçlüklerden çocukların bigane olması gerektiği düşüncesi okurun aklında yer ettiğinden midir bilinmez çocuklar hep korunaklı alanda olsun istenir. Keegan’ın eserinde nispeten okuru memnun edecek bir duruş söz konusudur. Çocukların satıldığı, aşağılandığı, ezildiği, işkenceye maruz kaldığı bir çağda onların güvenilir bir yere emanet bırakılması daha kabul edilebilirdir. Ama yine de toplum normlarına aykırı bir durum yok değildir. Keegan’ın anlatısı İrlanda sosyal yapısı içinde akla yatkın olabilir. Yaşamın zorluklarının sadece erişkinler için olmadığı, toplumu ayakta tutan sosyal sütunlarının ekonomik kriterlere bağlı olduğu bir düzende çocukların maruz kaldığı gerilimler yadsınamaz. Ama her şey bir tarafa çocuk kalbinin saf ve duru biçimde kendi dilinden yansıtılması kıymetlidir. Yapaylığın geçer akçe olduğu bir dönemde, çocuk saflığı, kimi zaman unutulan doğallığı hatırlatır.
11.01.2026

Şiir duygu-durum aktarımının ötesine geçtiğinde maveraya ilk adımını atar. Artık dizeler ifade olarak fikri taşır. İmgeyle birleşen fikir anlamlı birlikteliğini o kadar derinleştirir ki artık okunan her kelimeden zevk alınması olasıdır. Çobanoğlu’nun şiirinde anlatım gücü, duygu yoğunluğu, ve imgelerin sağlamlığı derken edebiyatın şölene dönüştüğü bir safha kendiliğinden zuhur eder. Üstelik Çobanoğlu’nun 1995 yılında yayımlanan ve güzelliğinden bir şey kaybetmeyen şiirleri böylelikle kendilerini tekrar hatırlatırlar. Yeni baskısı ile içeriği eşsiz şiirlerin şömiz ciltli basılması okurları cezbedecek başka bir unsurdur. Türk şiirinin milli unsurlarını ve çağdaş yükselişlerini içeren bu tarz eserlere yayım programında yer veren yayınevini ise Türk kültürüne yaptığı olumlu bir katkılardan dolayı tebrik etmek gerekir. Sözün gücüne inananların yirmi birinci yüzyılın bu büyük ozanını gözden kaçırmaması dileğiyle…