Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
KY-5796 Tarafından Yapılan Yorumlar
Dönemin dev ama yalnız Sultanının anılarından tanınması bende imkansıza tanık olmak anlamına geldi.Bir sultan''ın anıları olamayacağı gibi bir saplantı.Fakat ağlamadan okuymadığıma bakarak da diyebilirim ki, eğer anlatılanların değil, gerçeğin öğrenilmesi isteniyorsa mutlaka okunmalı.(Bunu herhangi bir kitabı tavsiye etme cümlesi olarak söylemedim.)Abdulhamid sapkınlıklarından kurtulmak için en uygun kaynak.İyi bir yazar olarak da karşımıza çıkan Sultan, İttihadcıarın insafsızca oyunlarına aldırmadan FERİYE KÖŞKÜNE GÖNDERİLİRKEN, SADECE MEMLEKETİ İÇİN AĞLIYORDU. Ömrünün son demlerindeki Çanakkale Savaşı ile ilgili yaklaşımlarına bakarak, memleket bir bilgeyi nasıl kaybetmiştir, sorusunu realitenin gözyaşlarıyla cevaplayalım.
Peygamber Efendimimizi layıkıyla anlatmak isteyenlerin önünü tıkayan bir nesne olarak duruyor onu ya abartarak ya indirgeyerek anlatan gelenek.Kur'an'ın anlattığı peygamber tanımına uymayan yorumlara göre halen aramızda dolaşıyor Peygamber.Birtakım şemail kitaplarına göre de abartılı bir modele sahiptir.Onunla ilgili okunmasında hakikatin kanat çırpışlarını duyduğum ilk kitap, Mustafa İslamoğlu'nun Üç Mühammed'i idi. Aramızda yaşayan peygamber anlayışının tamamen uzağında bir peygamberdir o.Ne sıradan bir araç ne ilah! Rasulullah'ı olduğu gibi aktaracak kitaplarda kuşkusuz arkadaşlarının kaynaklık yapması gerekmektedir. Simasının ve hal ve hareketlerinin tasvirinde en sağlam bilgiler, bizzat onunla yaşayan insanlarca verilebilir. İsmail Lütfi Çakan'ın eserini,böylesi bir tutarlılıkta buluyorum.
Haritasına acı düşmüş toplumlarda sanat yüksek değerlerle konuyor ortaya.Acısı olmayanın sanatı olmaz gerçeğini ısrarla vuruyor zihnimize bu gerçek.Güney Amerikalı yazar ve şairleri coğrafyalarından kaptıkları acılarıyla tanırız.
Garcia, kültürler üstü bir temayla (bekaretin giderilmesi) yaklaşıyor silaha. Sıradan bir anlayış değil elbette. Kırmızı öğesine yüklenen anlam, birincisine dayalı (bekaret).Salt öldürme değil kırmızının taşıdığı anlam.Bir gün içinde olup bitmesi, her iki kırmızının aynı güne sığması, pazartesiyi kırmızı olarak tablolaştırıyor.
Ülkemizde hiç önemsenmeyen bir hastalık depresyon. Hemen herkeste var ve hiç kimse hastalık saymıyor bunu.Prozac, ABD'de mutluluk hapı olarak tanınıyor.Kilitlenen dimağı,takıntıları çözüyor.Psikiyatri hastalıkları ürkütücü bilinir, kendisini hasta saymaz bu türe girenler, gidenleri de kuşkuyla karşılarlar toplumda.Böylesine bir korkulu hastalığın(!) anlatıları nedense,hastalığı çekenlerce yazılıyor.
Rahatsızlıklarımızın büyük bir bölümü depresyon ve türevlerinden olmasına rağmen tıpkı bu romanın yazarının yaşadıklarını yaşamaya zorluyoruz kendimizi.Kendisini şair veya yazar olarak tanımlayan herkesin az çok tutulduğu rahatsızlığı tanıyıp, gerekli ciddiyeti göstermemiz açısından her sınıf insana rehber olabileceğini düşünüyorum kitabın.
Bütün kültürlerde ortak bir tema olan öğretmeni takdir etme ve giderek ona aşık olma noktasında çok okunan bir kitap. Yaşananların analizi yapıldığında ortada bir yanlış yok; fakat geri plandan bakıldığında ilişkiler tamamen yanlış.Film üslubuyla kaleme alınmış ve oldukça sürükleyici eserin bizi anlatmadığını, memleket ve anlayış ne kadar farklı olsa da, kim söyleyebilir?