Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

ftmbyrm Tarafından Yapılan Yorumlar

29.06.2011

Beşir Ayvazoğlu’nun yazdığı kitaplara baktım, çoğunlukla biyografi üzerine çalışmış. İyi de yapmış. Daha önce “Defterimde Kırk Suret”i okumuş ve okutmuştum (gençlere). Elhak onu da beğenmiştim, bu kitabı da beğendim. Yine kırk kişi var kitapta. Bunlardan üçünün ismini daha önce duymamıştım. Kitabın asıl kazancı bu belki de. Evvelce tanımadığınız isimleri duymuş, tanımış olmak.
29.06.2011

İlber Ortaylı’nın muhatabını küçümseyen, bilgisini sergileyen, aldırmaz üslubunu biliriz. Anlattığı konuya o kadar hakimdir ve sizi öylesine aydınlatır ki bu üsluptan rahatsız olma lüksünüz yoktur. Bu üslubu nedeniyle onun hiç kimseyi takdir edemeyen bir benbenci olduğunu sanabilir insan. Bu kitabı okurken arka kapağa “demek İlber Ortaylı da birilerini takdir edebilirmiş” diye not almışım. Ama okudukça anlatılan insanların zaten cümle alemin takdir ettiği saygın kişiler olduğunu görüyorsunuz. Onları Ortaylı’nın kaleminden (sözlerinden mi deseydim) tanımak ayrıca zevkli. Övdüklerini anlatırken hemen ara yere yerdiklerini de, isim vermeden, şahısları değil vasıflarını ele alarak, kendine mahsus yergi sözcükleriyle sıkıştırıveriyor. Yani kimi, niye yerer onu da öğreniyorsunuz ki bu bilgi de şahsi gelişimde önemlidir.
13.05.2011

Esma-i Hüsna üzerine okumaya, yazmaya, anlatmaya çalışan biri olarak gözümün önünde dolaşan bu romanı okumadan duramadım. Allahın isimleri hakkında ne öğrendim bu kitaptan: Hiç.

Onun yerine 1665-1666-1667 yıllarında Osmanlı ve Avrupa coğrafyasında yaşayan milletlerin günlük hayatı, ticaret dünyası, siyasal işleyiş, dini ve batıl inançları, azınlıklar ve onların Osmanlı devlet ve toplum yapısına bakışları hakkında biraz bir şeyler okumuş oldum.

Ele aldığı dönemin yapısını, geniş bir coğrafya üzerinde anlatmak isteyen çoğu tarihi roman gibi Yüzüncü Ad’da da bol bol seyahat yapılıyor. “Ben Cyrus”u okuduğumda siyasetle uğraşanların kişilik yapıları ve insan ilişkilerindeki prensipleri hakkında malumat sahibi olmuştum, burada ise azınlıkların ve ticaretle uğraşanların ilişki biçimleri ve dünyayı algılamada durdukları yer hakkında bir şeyler öğrendim.

Arka planda ise, bir bibliyofilin, sadece bir tek kitaba, içindekilere inanmasa dahi, duyduğu tutku nedeniyle bütün yaşamını nasıl harcayabileceğini görebiliyorsunuz. (Bunu görmek, bibliyofiller üzerine okuduklarımdan sonra hiç şaşırtmadı beni.) Tutkunun nesnesinin önemli olmadığını, (bazen bir kitap, bazen bir kadın), tutkulu kişinin, tutku duyduğu her şeye dibine kadar gömüldüğünü görmek, benim gibiler için pek kolay anlaşılası olmasa da hayatı tanımak için önemli bir ayrıntı.

Yaşananları yazmanın, günlük tutmanın nasıl da düşünceyi berraklaştırmaya, doğru kararlar almaya, hayatın gidişatını tesadüflere bıraksak bile bunu bilinçle yapmaya ayrdım ettiğini de okuyoruz satır aralarında. Yazar (aslında kendisi olduğunu sık sık düşündüren) kahramana şunu dedirtiyor: “Her zaman her şeyi not ettim, öncelikle de sonradan unutabileceğim küçücük ayrıntıları.”
12.05.2011

Deniz Gürsoy kahve ve kahvehanelerin tarihçesi hakkında bilgi verirken bunları detaylı başlıklar altına almaksızın hafif söylence tadında yani tam sohbet kıvamında yapmış. Bu kitabı okurken ceketinizi çıkarıp, koltuğunuza yayılabilir, kahveniz elinizde sohbete başlayabilirsiniz. Kahve üzerine beyitlerin, dörtlüklerin, bilmecelerin, türkülerin keyfine varabilir, bir yandan da dünden bugüne günlük dile yerleşmiş kahveli deyimleri hatırlayabilirsiniz.
12.05.2011

Kahvenin bulunuş öykülerinden başlayıp önce İslam dünyasında sonra da batıda vazgeçilmez bir içecek haline gelene kadar yaşadığı serencam Ulla Heise’nin bu kitabında bütün detaylarıyla anlatılmış.

Kitabın girişinde Almanya’nın en önemli kahve uzmanı olarak tanıtılan Ulla Heisen aynı zamanda (doğal olarak) bir kültür tarihçisi olmasının sonucu olarak sadece kahveyi değil, kahvehaneleri de müdavimleri, işleyiş kuralları ve dekorasyonlarıyla ülkelere göre uzun uzun anlatıyor.

Kahvehanelerin öldüğü yüz defa ilan edilmiş ama onlar bin defa dirilmiştir, diyor Ulla Heisen, bu gerçek bir inceleme, araştırma ürünü, belki sayısı yüzlere varan kaynakçasıyla ceketimizi ilikleten kitabında sonsöz olarak.