Kurutulmuş Felsefe Bahçesi” bana edebi türler içinde en yakın olanın ‘deneme’ olduğunu en kuvvetli tonda hissettiren kitaptır. Ve güzel bir denemenin taşıması gereken vasıfları açıkça gösteren kitaptır. (Belki edebiyat tarihimiz içinde bu mevkiyi hak eden daha önemli kitaplar vardır. Ama dikkatinizden hiç kaçmamalı ki, ben edebiyat tarihinden değil, kendi okuma tarihimden bahsediyorum. Bize ne bundan diyorsanız neden buradasınız ve neden hâlâ bu yazıyı okumaktasınız?)
“Kurutulmuş Felsefe Bahçesi” on bir denemeden oluşuyor. Bu denemelerde, tarihi bilgilerden gündelik hayatın küçük teferruatına, edebi eserlerin içeriğinden nasıl yazıldıklarına, yazarların sıra dışı hayatlarından çeşitli edebi ekollere, aynalardan fotoğraflara, şehirler hakkında yazanlardan edebiyat tarihine, çiçekler ve bahçelerden dostluklara, deneme türü hakkındaki görüşlerinden çeşit çeşit deniz yolculuklarına varıncaya kadar envai çeşit konuda hem temel ve asıl konularda hem de hurda teferruata dair kıytırık meselelerde nasıl yazılır bize göstermiştir.
Onun yazdıklarını hem yeni şeyler öğrenmenin hayretiyle, hem hoşça vakit geçirmenin dudaklarımızın kenarına kondurduğu gülümsemeyle okursunuz. Dilin taklalar, parendeler atarak sunduğu gösteri de bu okuyuşun size sunduğu bir başka gösteridir. Öyle ki bazı deyişleri ezberleyesiniz gelir.
“Akı sarısına karışmış serüvenler”, “menteşelerinden çıkmış gençlik”, “en balkonlu kahkahalar”, “insanın trenini çuhlatmak”, “kartaldıkça körpeliğe özenen kadınlar”, “kırtıpil ve ebleh yazarlar”, “it oturumundan doğrulup padişahın eteğine varmak”, “zingirdek oturumundaki düşünceler” bunlardan sadece bir örnek.