Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
ilkay coşkun Tarafından Yapılan Yorumlar
"Anadolu: Bu, Harlı Irmağın Önü" kitabında bilinç giyindirilmiş bir Anadoluluk portresi çıkıyor ortaya. Okurun zihnini açacak şekilde çok boyutlu yaklaşımlarla konu irdeleniyor. Daha çok sofistike nüveler barındırılmaktadır satırlarda. Tabi ki de bu hikemî tarzda ki bir anlatımla ele alınmaktadır. Hakikati ıskalamayan bir surette portreleniyor bu olgu. Yazarın duyumsamalarıyla beraber, hüzün ağrısı ve huzur duasını da görmekteyiz. Bu gün tevarüs etmiş bu kadim kültür ve medeniyetin aktarıcıları olarak bizlere büyük sorumluluklar düşmektedir. Ayrıca gelecekte Anadolu yeni yeni yüzlerle ve yeni yaklaşımlara mülaki olacaktır. Bulunduğumuz coğrafyanın, iklimin taşıdığı, barındırdığı medeniyetlerin ve kültürlerin bir süreği olarak Anadolu mümbitliğini ve ekosistemini yaşamaya ve yaşatmaya devam edecektir.
Bazı şiirleri anlamakta zorlandığım ve bazı şiirleri kolay anlaşılır bulduğumu söyleyebilirim. Bu bağlamda şiirlerde göremediğim, eksik gördüğün yerlerde vardır muhakkak. Şairin yurtdışında yaşıyor olması ve bizim dışımızda farklı kültürlerle temas halinde bulunması böyle bir renklilik sonucunu doğurmaktadır diyebiliriz. Bu durum tabi ki de bir zenginlik kaynağıdır. Son tahlilde, şairin şiirlerinde biçem ve tavır vardır diyebiliriz. İlkay Coşkun
Öncelikli olarak kitapta, Şehit Yusuf Sel'in doğumuyla başlayan hayat hikayesiyle bir girizgâh yapılır. Devamında şehidin ağzından otuz beş mektuba yer verilir ve Yusuf'un şehadetiyle roman nihayetlendirilir. Yusuf’un biyografisine kısaca bakacak olursak; Şehidimizin anne ve babası Bursa merkezde yaşayan bir Yugoslavya göçmenidir. Baba, bıçak ustası bıçakçıdır. Yusuf, ilkokuldan sonra imkânsızlıktan dolayı okuyamaz. Bir müddet babasının yanında çıraklık yapar sonrasında askere gidene kadar Uludağ Üniversitesine temizlik görevlisi olarak sigortalı işine devam eder. yürekleri yakıp dağlayan, acılar taşıyan, gerçek yaşanmış bir roman ve bir hikâye okuyacağız.
Öykülerin çoğunluğu yaşanmış hayatlar hissini uyandırıp anı tadını vermektedir. Mahalle gibi hayatın içinden, bizim içimizden, bizden olan karakterler üzerinden bir nakış yapılıyor. Kimi sokak karakterleriyle anlatım çeşnilendiriliyor. Öykülerin bir kısmında da olsa karakterler fludur. Hikayelerde ki kimi belirsizlikler, tahkiyesiz durum, anlatımın gücü ile farklı boyutlara taşınmıyor değil. Daha çok tasvirler, betimlemeler üzerinden yol alınmaktadır. Yer yer anlatımın müphemliği, esrarengiz çıkışlar, merak duygusunu tahkimleyip beslemektedir.
Anlatımların geneline sirayet etmiş hep bir dil ve Türkçe vurgusu vardır. Hayata sevk edilmiş yaşanmışlıkların merkezinde görülür dil. Dil ile kimliği bitişik nizam da görür yazar. Dilin anlatımının en güzeli dili iyi kullananlar üzerinden yapılanlardır. Burada da daha çok Yunus, Mehmet Akif, Cengiz Aytmatov gibi isimler üzerinden ele alınır. Mesela Cengiz Aytmatov, geniş kitlelere ulaşma adına, yazdıklarının üçte ikisini Rusça yazmıştır. Üçte birini de anadilinde yazmış olduğunun notu düşülür. Mehmet Akif'in tetikleyici, yetkinleştirici, hakikati şiar edinen dili ve başkaca yalın ve gayeli anlatımı gibi dile dair vurgular genişletilir. Gerek dil gerek üslup gerekse de fikir ve bilgi anlamında müstefit olduğum güzel bir deneme kitabı okudum. Biz okurlar, yazarlar olarak özellikle Türkçemizin evladıiyalı değil miyiz? Nasibimize düşenleri kabilimizce ve kabiliyetimizce alacağımız bir taraftan vereceğimiz olacaktır muhakkak. İyi okumalar.