Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Kitap, ihtiyaçtır... Tarafından Yapılan Yorumlar

Rabindranath Tagore’un, Nobel edebiyat ödülü kazanan ve canlı gözlemleriyle öne çıkan ‘Gora’sı, bir gencin Büyük Hindistan için mücadele edişini hikâye ediyor. Hindu dininin geleneklerine bağlı genç Gora, bir yandan Bengal Hindistan’ındaki İngiliz emperyalizmiyle mücadele ederken, öte yandan da kadının maruz kaldığı baskılar üzerinden, içinde bulunduğu kültürün baskıcı yönleriyle de hesaplaşır. Gora böylece, İngiliz emperyalizminin
nasıl sona erdirilebileceğine kafa yorarken, bir kadına aşık olmasının ertesinde de, törelerin baskısı altındaki kadınların sosyal hayatta yasaklı oldukları gerçeğini de sorgulayacaktır.
Ali İhsan Hasırcıoğlu, uzun yıllar Anadolu’da müfettişlik yapmış bir isim. ‘Teftişten Teftişe Anadolu’ ise, Hasırcıoğlu’nun 1970’ler Anadolu’sunda ifa ettiği bu mesleğine dair anılarından oluşuyor. Türkiye’nin tüm bölgelerinde görev yapan Hasırcıoğlu anılarını daha çok, Türkiye’nin sadece coğrafi anlamda değil, kültürel değerleri, zengin yeraltı ve yerüstü kaynakları ile her bakımdan büyük ve önemli bir ülke olduğu fikriyle çerçeveleyerek veriyor. Yazarın teftiş gibi zorlu bir mesleği icra ederken tanık oldukları, genç kuşaklar için Türkiye’nin yakın tarihine dair öğretici ayrıntılar sunuyor; belli bir dönemin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısını aydınlatıyor.
Kitapta,
kilo vermek için özel yemek, pişirme tekniğine ihtiyaç duyulmadığı, çalışan bireylerin iş yerinde çıkan mönüler değerlendirilerek diyetlerini ayarlayabilecekleri ve kek, baklava, börek gibi tatlılarla alkol veya geleneksel yemeklerden vazgeçilmeden bunların ne şekildek tüketilebileceği anlatılıyor.
Reklam yazarlığı konusunda deneyimli Turgut Denizer, ‘Reklam Yazarı Olsa Ne Yazar’da, “sosyal yaşam içindeki her birey kafasında da olsa mutlaka reklam metinleri yazar” diyor. Denizer bu tanımlamadan hareketle, okura, metin yazma edimini daha sistematik ve akademik hale getirecek çağrışım yöntemlerini anlatıyor. Denizer reklamı, sadece bir pazarlama aracı olarak görmeyip, onu gündelik hayatın içinde bir yaratıcılık ve sanat
pratiği olarak değerlendiriyor. Dolayısıyla, gündelik hayata reklam gözüyle bakmak ve buradan edinilen gözlemleri reklam yazarlığıyla ifade edebilmek, yazarının reklam alanındaki deneyimleriyle de zenginleşen kitabın asıl konusunu oluşturuyor.
kitapta yer alan öyküler, genel olarak insanın hayat karşısındaki tedirginliğini, kah hüzünlü kah keyifli kareler eşliğinde işliyor. Bu tedirginliğin yanı sıra, kendini dayatan değişimin baskısı ve insanı nerede bulacağı bilinmeyen yenilenme isteği de, metinlerin başlıca temalarını oluşturuyor.