Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
FUNdaima Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitabı yazan ve çizen feminist karikatürist Jacky Fleming kadınların tarihin başından beri gösterdiği var olma mücadelesini mizah ve ironilerle dolu bir şekilde anlatmış. Ben yine de gülemedim, kitabı okurken çok öfkelendim, ta ki 78. sayfaya gelene kadar; bütün öfkem ordaki çizgiler ve içeriği görünce kahkahayla beraber patladı, gözümden yaşlar akana kadar güldüm.
Her ne kadar mizah dolu bir kitap olsa da kadınlarla alakalı şakalara gülemeyecek noktaya gelmişim, bunu fark ettim. Aslında şakalar kadınlarla alakalı olsa da, erkekleri hedef alan ve onları eleştiren çok haklı bir içeriğe sahip.
2017’de mizah ödülü de alan samimi bir anlatıma sahip kitapta tarihteki çok ünlü ve başarılı erkeklerin kadınlarla ilgili sinir bozan düşüncelerine yer verilmiş. Kitapta bahsi geçen kadınların geçmişte yaptıkları ve başardıkları kitabın son üç sayfasında anlatılmış.
Say Yayınları’ndan 2019’da ikinci baskısı çıkan bu kitap 96 sayfa. Kitap iki kısımdan ve 81 bölümden oluşuyor. Kitabın arka kapağında Tao “yol”, te “erdem”, ching’in ise “kitap” anlamına geldiğini açıklanmış. Kitabın ilk kısmında yol ve ikinci kısmında ise erdem ile ilgili öğretiler var.
Bazı bölümler bana hitap etmese de kalan kısımlardan çok etkilendim. İçerikten mi çeviriden mi kaynaklı bilmiyorum, kitap beklentimi tam anlamıyla karşılamadı, kitabın ruhu yok sanki, kıyaslama yapabilmek için diğer çevirilere göz atmakta fayda var.
Tarihe kara leke olarak geçen ve çok konuşulmayan iki olayı birleştirip acıtan bir masal gibi kurgulanmış olan bu kitabın sayfalarını çevirdikçe kalbim de aynı şekilde yandı diyebilirim.
20. yüzyılın başında elliden fazla işçi kadının öldüğü Radyum Kızları ve ölümü bile elektrik verilerek gösteriye dönüştürülen Fil Topsy'nin acıtan hayatları alınarak kitapta harika bir kurguyla işlenmiş.
Bir sürü ödüle aday gösterilen ve bir sürü ödül alan sert bir kurguya sahip bu kısa roman kadın hakları, hayvan hakları, işçi haklarına yönelik de kafamızda şimşekler çaktırıyor.
Kadınların yaşadığı zulüm ve kendileri olmak adına yapmak zorunda kaldıkları mücadelelerini okurken insan ister istemez öfkeleniyor. Her seferinde okuduklarım sanki bana yapılmış gibi hissettim, çaresizlik ve ardından gelen o zincirleri kırma duygusu olan o iki güçlü duyguyu tüm benliğimle hissettim, Ortadoğu’da kadın olmanın zorluğunu bir kere anladım.
Aldığımız bütün kararları gerçekten kendi rızamızla mı alıyoruz, yoksa farkında olmadan o fikirler çoktan aile ve yaşadığımız çevre tarafından bize empoze edilerek kendi kararımızmış gibi hissetmemiz mi sağlanıyor? Hiçbir kadın, diğer kadınlar için kendi rızasıyla boyun eğmemeli, hepimiz birbirimize karşı sorumluyuz. Bu kitabı okuyunca bunları daha iyi anlıyorsunuz.
Kitapta giriş ve önsözden sonra 9 bölüm var, giriş Deepak Chopra’dan olduğu için o kısımda bile altı çizilecek birkaç yer bulabilirsiniz.
Yaşam üzerine, şimdiki zamanın önemi üzerine o kadar güzel incelikli tespitleri var ki, dikkatle okunduğunda hayatınıza çok şey katabilecek bir kitap. Emek isteyen bir kitap olduğundan, birden çok kez okunabilir, her seferinde de diğer iyi kitaplardaki gibi farklı bir tat alırsınız.
“Alışılmadık bir güvencesizlik çağında yaşıyoruz.” diyen yazar, güvencesizliği kabul ederek korkudan kurtulmayı, acıyı kabul ederek ve o acıya dönüşerek acıyı bırakmayı, değişime direnmemeyi, ikiliği bırakarak ve bütünleşerek kabullenmenin inkardan ne kadar önemli ve dışsal hiçbir tecrübenin bize gerçekten yardım edemeyeceğini anlatıyor, bunun da bulunduğumuz anda kalmanın ve bulunduğumuz anı getirdikleriyle kabul etmenin sayesinde olabileceğini belirtip çeşitli tavsiyelerle yol gösteriyor.