Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

delizeka Tarafından Yapılan Yorumlar

28.09.2002

Tanpınar'ın bu kitabı, kitabın başından sonuna kadar geçen zamanın bir gün gibi kısa bir süre olması yönüyle diğer bir kitabını anımsatıyor: mahur beste. Orada da olaylar bir odada yatan adamının hayallere dalmasıyla başlıyor ve bitiyor. Geçen zaman dakikalar belki de. "Huzur" anlatmaya çalıştığı konu olarak da gayet ilgi çekici: Huzurlu oldukları düşünülen insanların, geçiş dönemi diyebileceğimiz bir tarihteki iç huzursuzlukları.. Saatleri ayarlama enstitüsü veya Mahur beste'ye göre biraz daha az başarılı bir kitap ama bu "biraz daha az başarılı" olma durumu tabii ki pek çok yazarın "başarılı" olma durumundan daha üst seviyede kalıyor.
28.09.2002

Tanpınar'ın kuvvetli betimlemeleri bu kitapta kendisine daha özel bir durumda yer buluyor. 5 şehir.. Bir edebiyatçının gözüyle bu şehirleri adeta geziyorsunuz. Özellikle İstanbul'u okuyunca, bu şehre hayran kalıyorsunuz. Her şehri, şehirlerin kendi psikolojisi içinde yazmış bence yazar. Şehirlerin anlatımı esnasında kullanılan malzeme o şehrin insanlarının genel psikolojisine göre şekillenmiş sanki.
28.09.2002

Bu kitap çok güzel bir üst-kurmaca bir roman. Başta kitaba başlarken kafanız biraz kimin kim olduğu konusunda karışsa da meseleyi anladıktan sonra kitabın sayfalarını merakla çeviriyorsunuz. Katili baştan belli bir cinayet romanı olduğunu biliyorsunuz ama geçen her sayfada biraz daha sonunu merak ediyorsunuz. Sonunda ise herşey çözüme kavuştu derken, birdenbire yeniden bir kaosa sürükleniyorsunuz. Elinizden bırakmadan bitirilecek bir kitap. bu kitabı sevenler için, bu kitabın devamı olan yazarın "Sonuncu sonbahar" isimli kitabını öneriyorum.
28.09.2002

Dorian Gray, hayatın içinde çok özel bir değeri olan bir insan olarak gösteriyor kendini. Ve onun değişip duran, çirkinleşen portresi de gerçek iç dünyası. Özellikle ünlenmiş insanlar bize yalancı bir iç dünya ile sunuluyorlar. Onları mutlu, tutarlı ve hatta sorunsuz bir hayat içinde hayal ediyoruz. Halbuki çoğu ünlü, ünlü olmanın önemini yitirdiği yalnızlık anlarında Dorian Gray'in portresine benzeyen iç dünyalarıyla başbaşa kalıyorlar. Ama baskı uygulayan "ünlü olma" durumu bu iç dünyayı kendilerinin bile hatırlamasını istemiyor. O nedenle çoğu ünlü insan evlerinin çatı katında üzerini bezle kapatarak tozlanmaya bıraktıkları kabul etmesi zor bir "iç dünyaları" ile beraber yaşıyorlar.
28.09.2002

Türk insanını iyi tanıdığını düşündüğüm Yaşar Kemal, bu kitabında da çaresizlik içinde olan Çukurova köylüsünün çaresizliğinin çözümünü kendi yarattıkları doğaüstü insan portresinde bulmaya çalışıyor. Bu bence sadece Türk halkına mahsus garip bir psikoloji. Yazar bunu çok iyi betimlemiş.