Toplam yorum: 3.284.917
Bu ayki yorum: 6.423
E-Dergi
Esra Demir Tarafından Yapılan Yorumlar
Londralı bir ressam ile Fransız bir dilbilimcinin İrlanda’nın küçük bir adasındaki karşılaşmaları ve adalılarla olan diyalogları üzerine kurulu bir metin.Bu iki tip birbirine mesafeli ve bir arada durmaktan imtina etmeyi gerektiren karakterlere sahip.Metinde İngiliz sömürgesi olan İrlanda’nın bağımsızlığını kazanmasından önceki dönemde İrlanda-İngiltere arasında gerçekleşen savaştan bazı manzaraların sunulması ile birlikte savaştan uzak kalan ancak savaşın gölgesini hisseden ada bölgesinin yaşamı ele alınıyor.12 hanelik halkın savaşa olan yakınlıkları yalnızca radyodan aldıkları haberlerden ibaret. Kitabın ilk sayfalarında bu haberler birer sayfalık ara pasajlar olarak geçmekteyken, okuma ilerledikçe artmaya ve mecburen odaklanılması gereken acı bir portreye dönüşüyor.İşin üzücü yanı bahsedilen olayların ve ölümlerin aynı isimlerle gerçekte yaşanmış oluşu.
Yazarın ilk okuduğum kitabı. Polisiye bir roman. Oldukça akıcı bir dili var; 4-5 saatte kitap bitti. Edebi bir dilinin olmaması büyük eksiklik bana göre zira kısa bir film izler gibi okudum ve bitti. Edebi ve dil anlamında bana bir şey kattığını düşünmüyorum. Karakterler bir çok klasik polisiye romanında yer alan karakterler. Erkeksi polis memuru kadın, naif polis memuru kadın, aşağılık kompleksi olan güçlü başkomiser, hükümeti tutan bazı işbirlikçi polisler ve çirkin işler yapan tarikat görünümlü suç çeteleri. Daha iyi bir roman olabilirdi bana göre.
"Yukarıda Ses Yok" kitabından sonra okuduğum ikinci Bakker kitabı. Yine kırsalda geçen bir hikaye. Diğer kitaba göre daha yüzeysel; daha az acı ve yalnızlık içeriyor. Kendisini Emily ismiyle tanıtan Hollandalı bir kadının Galler’de kırsalda kiraladığı bir evdeki iki ayini konu alıyor. Bakker sanıyorum ki işsizlik, tekinsizlik, çaresizlik ve terk ediş temalarına odaklı yazıyor ki bu kitapta da bu temalar yoğunlukla görülüyor. Yine bir sanat filmi edasında, olay örgüsünden çok psikolojik tahlile yönelten bir dil oluşturmuş yazar hikayesinde. Ani gelişen olaylar yok, heyecan yok; sakinlik, akis ve boş vermişlik var. Kitabın sonundaki olayla ilgili normalmiş gibi gösteren anlatım da bir sanat filmi anlatımı.
Büyülü bir dille yazılmış gibi içine çeken bir hikaye oldu benim için.Charles Dickens’in boyle tatli bir anlatimi oldugunu bilmiyordum.Noel’in gunumuzdeki kutlanisinda gorduklerimden farkli bir portre cizdi zihnimde. Noel’in Hz. İsa’nin dogumgunu olarak kutlandigini bilmekle birlikte, İslam’daki Ramazan ayi gibi fakirlere yardim, paylasma, aç olanin halinden anlama gibi ulvi manalar icerdigini bu kitapla ogrendim.Tum manevi kutlamalar insana, varliklara katki sundugu muddetce kiymetli.Konusuna gelince, bir noel gunu aniden degisen bir hayati sevimli ve manevi bir dille sunuyor kitap. İcerik farkli olmakla birlikte ‘It’s a wonderful life’ filmine benzer, buyuleyici sahneler gozumde canlandi. Kitabi okuyanlara bu filmi tavsiye ederim. Orada da tema iyilik, dunyaya faydali olmak idi. Buyuk son gelip de ‘Eyvah’ demeden once iyilik tohumlari yerlessin icimize, dilerim.
duygu katılığı içinde kaybolan -adlarını kitabın çok ilerisinde öğrendiğimiz- savaş vaktine doğmuş iki çocuk. bu katılığı elde etmek için var güçleri ile çalışan zarif ruhlar aslında, tüm çocuklar gibi. duyguların çemberine girdiklerinde zayıflayacaklar çünkü. savaş ise zayıflık kaldırmayan bir cehennem. ‘ işe yaramıyor ağlamak’ diyor çocuklardan biri. insanın içini yakan bir metin. ve kitabı elden bıraktırmayan bir anlatım.
kitap cinsel ve savaş pornografisi içeriyor ve maalesef yer yer pedofili sahneleri. yky oldukça sansürlemiş lakin yine de oldukça rahatsız edici oldu benim için.
son bir alıntı ile bitsin o vakit..
‘insan düşünmeye başlayınca hayat sevilmeyecek bir şey oluyor.’