Toplam yorum: 3.284.947
Bu ayki yorum: 6.453

E-Dergi

efulimay Tarafından Yapılan Yorumlar

23.01.2013

vefa apartmanı ve birdenbire. iki romanda da (ki romandan çok birer anlatı demek daha uygun) olay örgüsü zayıflığı çok dikkat çekici. hatta bir olay örgüsü bile yok. çoğu insanı hiç ilgilendirmeyecek roman atmosferine de uymayan ayrıntılar, kişiler, olaylar. mustafa tatçı'dan yani birdenbire'nin mustafa'sından bir tasavvuf kahramanı çıkar mı bilmem ancak kitaptan hemen hiçbirşey çıkmıyor."çay söyle mustafa" "yemeğe gel mustafa" tabak çanak mutfak ve benzeri mustafa... anka, dem ve gezgin birçok konuda eksikti. yine de söyleyecek bir sözü vardı yazarın. ama vefa apartmanı ve birdenbire yazarı geri götürmüş kanımca. özensizlik, tekdüzelik üzücü boyutlarda. yazarımız bir kesret sarhoşluğu yaşıyor olabilir. umarım daha özenli, okuru daha çok önemseyen daha özgün çalışmalarla karşımıza çıkar yeniden. hiç'in hattatını anlatan ilham yüklü yazar ne yazık ki bu aralar pek ortalarda yok.
02.09.2011

"simyacı, dönüştürdüğü altını dörde bölüp birini keşişe verdi.
- benim cömertliğimin çok ötesine giden bir şükran ifadesi, dedi keşiş.
- böyle konuşmayınız. hayat söylediklerinizi duyabilir ve gelecek sefere daha azını verebilir."

"ben, ülkesinin atasözlerine inanan yaşlı ve boş inançlı bir arap'ım; 'bir kere olan bir daha asla
tekrarlamaz. amma ve lakin iki kere olan mutlaka üçüncü de olacaktır.'"
02.09.2011

iyi olmak için iyi niyetli olmak yetmez der sanki, ama bence kim olduğumuz muhakkak niyetlerimizde saklıdır. o halde kim olduğumuzun, gerçekten kimseye bir faydası yok... (mu?) ...ve bir de hayallerden bahseder. kendi hayatını sahiplenebilmekle ilgili bir lokmacık hayal, bitik ihtiyarların gözünde bile nasıl alevlenip parıldar.
02.09.2011

okunmamış olması bir genç için hayatının kaybıdır.
16.08.2011

böyle bir romanda acılarını yazıyor, acıların en ayyuka çıktığı zamanlar ergenliğin en deli çağlarından başlıyor. kimi zaman çocukluğuna gidiyor, kimi zaman masa başında oturup bilgisayar ekranının karşısında geçirdiği günleri anlatıyor. anılar, unutulmaya yüz tutmuş bir iş arkadaşının hastalığını da hatırlıyor ve acıtacak biçimde kalemden kâğıda geçiyor.

1960lı yılların malatya’sında geçen çocukluk günlerinin en kayda değer ve en ümit aşılayan anıları dedeler ve büyükanneler ile ilgili. onların varlığı çocukluğun korkunç manzaralarına kol kanat geriyor. koşmaktan yorulup ta ekmeğin arasına dürülüveren nevalelerle enerji depolanıyor. onlara ait evlerin kuytu gölgelerinde uykuya dalınıyor ve he o gecelerde nefis rüyalar görülüp, o görülen rüyalar hayra yoruluyor