Toplam yorum: 3.284.992
Bu ayki yorum: 6.498

E-Dergi

UMUT GÜNER

İstanbul doğumlu, aslen Selanik-Drama mübadil bir ailenin evladıdır. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul Tuzla’da tamamlamıştır. Üniversite eğitimini ise Balıkesir Üniversitesi Tarih Bölümü’nde tamamlayarak buradan mezun olmuştur. Yüksek Lisans eğitimini ise Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ortaçağ Anabilim Dalı’nda tamamlamıştır. Uzun yıllar muhtelif vakıf, dernek ve organizasyonlarda toplumsal, kültürel ve entelektüel faaliyetler içerisinde bulunmuş, dergi ve gazetelerde makaleler ve popüler tarih yazıları yazmıştır. Uluslararası hakemli dergilerde yayınlanmış makaleleri ve kitap çalışmaları bulunmaktadır. Ortaçağ Tarihi, Sosyal ve Siyasî Organizasyonlar, Devlet, Siyaset ve İktidar Felsefesi ile Politik Kuramlar alanlarında akademik ihtisas çalışmaları yürütmektedir.

UMUT GÜNER Tarafından Yapılan Yorumlar

Josh Cohen tarafından yazılan "Freud'u Nasıl Okumalıyız?", Freud'un derinlemesine ve karmaşık düşüncelerini daha kolay anlaşılır hale getirmeyi amaçlayan bir yol göstericidir. Cohen, hem Freud'un eserlerine kapsamlı bir bakış sağlar hem de okuyuculara Freud'un temel teorilerini ve kavramlarını anlamalarına yardımcı olur. Freud'un psikanalitik teorilerini hem tarihsel hem de çağdaş bir çerçevede ele alarak, Freud'un fikirlerinin hala güncel olduğunu gösterir.

Cohen, Freud'un eserlerini kronolojik bir sıraya göre incelemeyi tercih ederek, okuyuculara Freud'un düşüncesinin nasıl geliştiğini anlamalarına yardımcı olur. Freud'un temel kavramları arasında bilinçdışı, rüyalar, cinsellik, çocukluk deneyimleri ve savunma mekanizmaları yer alır. Bu kavramlar, Freud'un insan psikolojisini anlama çabalarında ne kadar önemli olduğunu ve ne kadar önemli olduğunu açıklar.

Freud'un psikanalizinin kültürel ve toplumsal dinamikleri analiz etmek için etkili bir araç olduğunu vurgulayan Cohen, Freud'un teorilerinin sanat, edebiyat ve insan kültürüne nasıl etki ettiğini inceler. Bu durumda Freud'un insan doğasına dair derin gözlemlerinin sadece klinik psikolojiye değil, aynı zamanda akıl ve kültür üzerinde de etkisi olduğunu göstermektedir.

Cohen ayrıca Freud'un çalışmalarını eleştirir ve sınırlar. Freud'un teorilerinin zaman zaman spekülatif ve tartışmalı olduğunu kabul ederek, Freud'un bilimsel ve toplumsal çerçevelerin ötesine geçebilecek cesur fikirler geliştirdiğini belirtir. Cohen, Freud'un çalışmaları üzerinde yapılan eleştirilerin psikanalizi ilerlettiğini ve Freud'un fikirlerini daha da derinleştirdiğini savunur.

Cohen çalışmasında Freud'un eserlerine kapsamlı bir giriş sunarken, aynı zamanda okuyuculara Freud'un düşünce dünyasını eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirme fırsatı verir. Freud'un insan psikolojisine dair görüşlerinin çağdaş kültürel ve psikoloji çalışmaları için hala önemli olduğunu gösterir. Freud'un teorilerini daha iyi anlamak isteyen okuyucular için hem bilgilendirici hem de düşündürücü bir yol gösterici olduğunu ifade edebiliriz.
Jonathan Conlin'in kitabı, 18. yüzyılın en önemli fikir adamlarından biri olan Adam Smith'in görüşlerini ve bu görüşlerin modern dünya üzerindeki etkilerini incelemektedir. Adam Smith'in ünlü eserleri "Ulusların Zenginliği" ve "Ahlaki Duygular Teorisi", Conlin tarafından ele alınan ekonomik ve ahlaki felsefenin bir parçası olarak ele alınmış. Smith'in ekonominin sadece bireysel çıkarların bir sonucu olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve ahlaki normların ekonomiyi şekillendirdiğini savunduğunu vurgulanmakta.

Smith'in yaşamını ve fikirlerini kapsamlı bir şekilde özetleyen Conlin, eserlerinin yazıldığı dönemin sosyal ve politik koşullarını da ele alıyor. Smith'in İskoç Aydınlanması'nda nasıl yer aldığını ve o dönemin düşünce ortamının nasıl geliştiğini anlatan yazar, Smith'in düşüncelerinin nasıl geliştiğini ve zamanının ötesine geçtiğini anlatıyor.

Ek olarak, Conlin, Smith'in düşüncelerinin çağdaş ekonomide ve günümüzdeki tartışmalarda nasıl yer aldığını, serbest piyasa ekonomisinin savunucusu olarak yanlış anlaşılmasına rağmen, gerçekte etik ve ekonomik adalet üzerinde kapsamlı bir filozof olduğuna dikkat çekiyor. Jonathan Conlin'in yazıları, hem Smith'in fikirlerini anlamak isteyen öğrenciler ve akademisyenler hem de ekonominin ahlaki temellerine ilgi duyan genel okuyucular için değerli bir kaynak olarak öne çıkıyor. Okurlara Adam Smith'in karmaşık ve çok yönlü dünyasını tanıtıyor. Smith'in mirasını ve fikirlerinin modern toplumsal ve ekonomik sistemler üzerindeki etkisini derinlemesine değerlendiriyor.
Siyasi düşünce tarihi boyunca herhangi bir felsefi akım, kökleri olmayan veya geçmişle bağlantısı olmayan bir şey değildir. Her biri kendisinden önce gelen bir akımla özgün bir ilişki geliştirir.

Bu kitabın odak noktası, Aydınlanma Felsefesi'ne yönelik muhafazakâr ve postmodern eleştiriler arasındaki temasıdır. Söz konusu felsefi ve siyasi ilişkinin netleştirilmesi için her iki eleştirel akımdan üçer örnek-filozof seçilerek kitapta ele alınmış. Seçilen isimlerin siyasi felsefeleri detaylı bir şekilde irdeleniyor.

Felsefe tarihinde önemli bir fikirsel tutum ve tavır geliştirmiş olan Edmund Burke, David Hume ve Adam Smith, Michel Foucault, Richard Rorty ve Chantal Mouffe gibi isimler bu çalışmada kitabın ana konusu bağlamında derinlemesine inceleniyor.

Eserde ortaya çıkan sonuçlardan biri muhafazakârlık ile postmodernizm arasındaki ilişkinin, modern kurucu siyasi akılcılığın eleştirisi bağlamında en belirgin olduğu sonucudur. Başka bir deyişle, postmodernizmin temellerinin bir kısmı muhafazakârlık düşüncesinde bulunabilir. Ancak, bu bağlantı, hangi muhafazakârlık ve hangi postmodernizm türünden bahsedildiğine bağlı olarak güçlü veya zayıf olabilir.

Bununla birlikte, çalışmadan çıkan bir diğer önemli sonuç ise postmodern eleştirinin, Aydınlanma felsefesine yönelik, modernliğin kendisiyle zaten iç içe olduğudur.

Eser ele aldığı konuyu derinlemesine inceleyerek okuyucuya birçok filozofun görüşlerinden hareketle aydınlanma eleştirilerini ele almaktadır. Modern dünyada yükselen muhafazakarlığın kökenleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Kurt Schubert'in "Yahudi Tarihi" adlı kitabı Yahudi tarihine ilişkin kapsamlı bir çalışmadır. Bu kitapta Yahudi halkının doğuşundan bu yana tarih boyunca yaşadığı önemli olaylar ve toplumsal değişimler vurgulanıyor.

Kitap Yahudi halkının kökenlerini ve eski tarihlerini araştırıyor. İbrani kabilelerinin ortaya çıkışı, Mısır'dan Çıkış'ın hikayesi ve İsrail Krallığı'nın kuruluşu gibi konulara odaklanıyor.

Schubert, Yahudiliğin kökenlerini, inançlarını ve ibadet uygulamalarını ayrıntılı olarak araştırıyor. Talmud ve diğer dini metinler de Tevrat'ın (İbranice İncil) rolünü vurgulamaktadır. Yahudilerin tarih boyunca toplumları ve dağılımlarına odaklanır. Yahudi topluluklarının farklı bölgelerdeki diaspora süreci, yaşamı ve etkileşimleri ele alınmaktadır.

Bu kitap aynı zamanda Yahudi halkının tarih boyunca karşılaştığı zorlukları, baskıları ve soykırımı da araştırıyor. Özellikle ortaçağ Avrupa'sındaki zulümler ve Holokost gibi önemli olaylarla ilgileniyor. Schubert ayrıca Yahudi tarihinin modern dönemine de odaklanıyor. Siyonist hareket ve İsrail Devleti'nin kuruluşu gibi önemli gelişmelere değiniliyor.
Franz M. Wuketits'in "Sosyobiyoloji Nedir?” kitabı konuyu derinlemesine inceliyor ve okuyuculara kapsamlı bir anlayış sağlıyor.

Bu kitap sosyobiyolojinin temellerini anlamak isteyenler için mükemmel bir referanstır. Öncelikle sosyobiyolojinin ne olduğunu, neden önemli olduğunu ve nasıl geliştiğini açıklıyor. Biyolojinin evrim ilkelerini sosyal organizasyon ve davranışa nasıl bağladığını gösterin. Daha sonra insan davranışının genetik temeli ve evrimsel kökenleri incelenir. Evrimsel süreçlerin sosyal davranışı nasıl şekillendirdiğini ayrıntılı olarak tartışıyor. Doğal seçilimin sosyal organizasyonlar ve bireyler üzerindeki etkilerini tartışırken insan gruplarının ve toplumlarının nasıl evrimsel avantajlar sağladığını açıklayın. Aynı zamanda genetik ve biyolojik faktörlerin sosyal davranışları nasıl etkilediğini ve insanların kültürleri ve çevreleriyle etkileşimlerini nasıl şekillendirdiğini de vurguluyor.

Wuketits, ayrıca sosyobiyolojinin çağdaş uygulamalarını da tartışıyor. Toplumların karmaşık yapısını ve sosyal organizasyonunu anlamak için biyolojik bir bakış açısının nasıl kullanılabileceğini gösteriyor. Bu, sosyal bilimler ve biyoloji alanındaki araştırmacılar, öğrenciler ve meraklılar için son derece değerli bir kaynaktır.

Özetle "Sosyobiyoloji Nedir?" adlı kitabı, sosyal davranışları anlamada biyolojik yöntemlerin önemini vurguluyor. Biyolojik temellerin sosyal organizasyon ve insan davranışı üzerindeki etkisini açıklarken sosyal ve doğa bilimleri arasındaki bağlantıları ortaya çıkarır. Okuyuculara sosyobiyolojiye dair derinlemesine bir yolculuk sunuyor ve alandaki temel kavramları kavramalarına yardımcı oluyor.