Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

UMUT GÜNER

İstanbul doğumlu, aslen Selanik-Drama mübadil bir ailenin evladıdır. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul Tuzla’da tamamlamıştır. Üniversite eğitimini ise Balıkesir Üniversitesi Tarih Bölümü’nde tamamlayarak buradan mezun olmuştur. Yüksek Lisans eğitimini ise Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ortaçağ Anabilim Dalı’nda tamamlamıştır. Uzun yıllar muhtelif vakıf, dernek ve organizasyonlarda toplumsal, kültürel ve entelektüel faaliyetler içerisinde bulunmuş, dergi ve gazetelerde makaleler ve popüler tarih yazıları yazmıştır. Uluslararası hakemli dergilerde yayınlanmış makaleleri ve kitap çalışmaları bulunmaktadır. Ortaçağ Tarihi, Sosyal ve Siyasî Organizasyonlar, Devlet, Siyaset ve İktidar Felsefesi ile Politik Kuramlar alanlarında akademik ihtisas çalışmaları yürütmektedir.

UMUT GÜNER Tarafından Yapılan Yorumlar

Alice Bentinck ve Matt Clifford tarafından yazılan "Nasıl Girişimci Olunur? & Girişimci Kimdir, Nasıl Fon Toplar ve Fikirlerini Nasıl Hayata Geçirir?" adlı kitap, girişimcilere en iyi fikirlerini belirleme, finanse etme ve başlatma konusunda rehberlik etmeyi amaçlıyor. Bir girişimcinin başarılı bir şekilde bir iş kurmasına yardımcı olmak için kitap, girişimciliğin temel unsurlarını ve aşamalarını ele alıyor.

Yazarlar, girişimcilik yolculuğunun her aşamasında karşılaşabilecek zorlukları ve fırsatları ele alıyorlar. Kitap, fikir geliştirme sürecinden yatırım bulmaya, iş modeli geliştirmeye, ürünü pazara sürmeye kadar çeşitli konuları ele alıyor.

Potansiyel girişimcilerin cesaretlerini ve yeteneklerini artırmalarına yardımcı olan kitap, girişimcilerin karşılaştıkları zorlukları aşmalarına yardımcı olacak pratik ipuçları ve teknikler sunmakta.

Bu kitap, girişimcilerin iş fikirlerini hayata geçirmelerine yardımcı olmak için kapsamlı bir kılavuz olarak öne çıkıyor. Ayrıca, kitap, girişimcilik ekosistemindeki değişen dinamikleri ve yatırım olanaklarını da ele alarak, okuyucuları sektördeki güncel gelişmeler hakkında bilgilendiriyor.
William S. Burroughs Amerikalı bir yazardı ve deneysel edebiyatın öncülerinden biriydi. Özellikle Çıplak Öğle Yemeği romanıyla ünlüdür. Eserin yapısı cinsiyet, uyuşturucu kullanımı, toplumsal eleştiri ve 'Deneysel Edebiyat'ın öncüsü olarak geleneksel yazı biçimlerini sorguladı ve dilin sınırlarını zorladı.

Kendisi "Beat Kuşağı"nın temsilcisiydi ve toplumsal normlara meydan okuyan bir yaklaşım benimsemişti. Özellikle uyuşturucu kullanımı ve cinsellik gibi konuları ele alarak, çalışmalarına sıklıkla sosyal eleştiri ve alternatif kültürel yapıların incelenmesini önceliyordu. Postmodern edebiyat ve çağdaş edebiyatın yanı sıra müzik, film, sanat ve diğer alanlar üzerinde de derin bir etkisi oldu. Burroughs edebiyatta ve kültürde deneyi, özgünlüğü ve sosyal eleştiriyi harmanlayan bir isimdi ve eserleri okuyucuyu düşünmeye ve sorgulamaya teşvik ediyordu.

Bu biyografi, Burroughs'un duygusal yaşamı ve önemli dostluklarına detaylı bir bakış sunuyor. Yazarın hayatını daha derinlemesine anlamak isteyenler için bu kitap önemli bir okuma deneyimi sunuyor. Burroughs, 20. yüzyılın en tartışmalı figürlerinden biridir. Yakın tarihi, edebiyatı ve sanatı anlamak için de bu eser oldukça değerli.
Gumilev'in bu eserinde, diğer kitaplarında olduğu gibi, farklı disiplinler etkili bir biçimde entegre edilmiştir. Siyasi anlatının yoğunluğu yerine, tarihsel bilgiler dengeli bir şekilde çeşitli yardımcı bilimlerden alınmıştır; özellikle yazarın coğrafya bilgisi oldukça dikkat çekicidir. Yüzyıllar boyunca gerçekleşen coğrafi ve atmosferik değişimler, neredeyse bir hava durumu raporu gibi sunulmaktadır.

Satırlarda sıkça geçen kavim ve yer adları, yazarın İç Asya tarihindeki uzmanlığını vurgular. Asya'daki kavim ve yer adlarının çeşitliliği göz önüne alındığında, bazı konuların net bir şekilde sunulmasının zorluğu anlaşılır. Ancak Gumilev, isimlendirmelerin filolojik ve kültürel kodlarını ortaya koyarak bu zorluğu aşar. Milletlerin genetik kodlarını sıfırlayan kültürel ve sosyolojik isimlendirmelere dair tespitler, yazarın güçlü bakış açısını kanıtlar. Özellikle diğer kavim ve gruplar tarafından hızla benimsenen Tatar etnoniminin izleri, Asya haritasındaki etnik evrimin karanlık bölgelerine ışık tutar.
Kafkasya, o eşsiz coğrafyasıyla büyüleyici bir bölgedir. Hazar Denizi ile Karadeniz arasında yükselen görkemli dağ sıralarıyla çevrili olan Abhazya, Adigey, Kabardey, Karaçay-Malkar, Osetya, Çeçen-Inguş ve Dağıstan gibi ülkeler, bu topraklarda ev sahipliği yapar. Kafkasya'nın tarihinde, Yunan-Roma-Bizans medeniyetleri ve Ön Asya medeniyetleri, sadece Türk ve Hint-Avrupa kavimleriyle sınırlı kalmayarak, etnik ve sosyo-kültürel yapıyı şekillendirmede önemli bir rol oynamıştır. Bu güçlü etkiler, yerli kavimlerin etnik ve kültürel dokusuyla bir araya gelerek, yeni bir sosyo-kültürel kalıbın doğuşunu müjdeler.

Kafkasya'nın halkları, yalnızca etnik olarak değil, kültürel anlamda da birbirleriyle kaynaşma eğilimi göstermektedir. Geleneksel hukuk sistemleri ve aile yapıları, feodal ilişkilerin ve toplumsal tabakalaşmanın izlerini taşır. Eski mitolojik inançlar ve dinsel uygulamalar, Kafkasya halklarının çoğunda çok tanrılı inanç sistemine dayanır. Ancak 6. yüzyıldan itibaren bölgede yayılan Hristiyanlık, tüm Kafkasya halklarının eski dini inançlarında belirgin bir değişim yaratmıştır. Zamanla, Hristiyanlık, Kafkas toplumlarının eski çok tanrılı inançlarıyla kaynaşarak semavi özelliklerini yitirmiştir. 8. ve 19. yüzyıllar arasında ise çoğu Kafkasya halkı İslam'ı benimseyerek farklı bir dini kimlik kazanmıştır.

Bu uzun tarihsel süreç içinde, Abhaz-Abazin, Adige, Karaçay-Malkar, Oset, Çeçen-İnguş, Lezgi, Avar, Kumuk, Lak, Dargı gibi halklar, etnik ve sosyo-kültürel yönden birbirleriyle iç içe geçerek akraba milletler haline gelmiştir. Bu nedenle, onları sadece ırk veya etnik köken temelinde sınıflandırmak ve farklı milletler olarak değerlendirmek bilimsel olarak doğru değildir. Kafkasya halkları, dil gruplarına göre sınıflandırılarak daha iyi anlaşılabilir ve çeşitliliklerinin zenginliği daha iyi kavranabilir. Kafkasya'yı tüm yönleriyle anlatan kıymetli bir eser olduğunu vurgulamak isterim.
Edouard Chavannes'in "Batı Türkleri / Çin Kaynaklarına Göre" kitabı, Batı Türkleri'nin tarihini ve Çin kaynaklarındaki yerlerini inceleyen bir çalışmadır. Kitap, Çin kaynaklarındaki Batı Türkleri hakkındaki bilgileri derler ve bu bilgileri analiz eder.

Kitapta, Batı Türkleri'nin kökenleri, göçleri, siyasi yapıları, sosyal hayatları, ekonomik durumları ve kültürleri gibi konular ele alınır. Bu konular, Çin kaynaklarından gelen bilgilerin ışığında incelenir ve Batı Türkleri'nin tarihi hakkında daha net bir resim sunar.

Kitap ayrıca, Çin kaynaklarındaki Batı Türkleri hakkındaki farklı görüşleri ve Çin kaynaklarının Batı Türkleri hakkındaki güvenirliğini de ele alır. Yazar, Çin kaynaklarının Batı Türkleri hakkındaki bilgilerinin genellikle çarpıtılmış veya yanlış olduğunu belirtir ve bu nedenle Batı Türkleri'nin tarihi hakkında kesin sonuçlara varmak için birden fazla kaynağı incelemenin önemini vurgular.

Sonuç olarak, Edouard Chavannes'in "Batı Türkleri / Çin Kaynaklarına Göre" kitabı, Batı Türkleri'nin tarihine ve Çin kaynaklarındaki yerlerine ilişkin önemli bir çalışmadır. Kitap, Çin kaynaklarındaki Batı Türkleri hakkındaki bilgileri bir araya getirir ve bu bilgileri analiz ederek Batı Türkleri'nin tarihi hakkında daha net bir resim sunar.