Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

UMUT GÜNER

İstanbul doğumlu, aslen Selanik-Drama mübadil bir ailenin evladıdır. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul Tuzla’da tamamlamıştır. Üniversite eğitimini ise Balıkesir Üniversitesi Tarih Bölümü’nde tamamlayarak buradan mezun olmuştur. Yüksek Lisans eğitimini ise Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ortaçağ Anabilim Dalı’nda tamamlamıştır. Uzun yıllar muhtelif vakıf, dernek ve organizasyonlarda toplumsal, kültürel ve entelektüel faaliyetler içerisinde bulunmuş, dergi ve gazetelerde makaleler ve popüler tarih yazıları yazmıştır. Uluslararası hakemli dergilerde yayınlanmış makaleleri ve kitap çalışmaları bulunmaktadır. Ortaçağ Tarihi, Sosyal ve Siyasî Organizasyonlar, Devlet, Siyaset ve İktidar Felsefesi ile Politik Kuramlar alanlarında akademik ihtisas çalışmaları yürütmektedir.

UMUT GÜNER Tarafından Yapılan Yorumlar

Ergin Ayan tarafından yayına hazırlanan “Anonim Haçlı Tarihi” Türk-İslam tarihi ve Haçlı-Avrupa dünyasını anlamak için en nitelikli tarihi kaynakların başında gelmektedir.

Batı literatüründe “Gesta Francorum” adıyla bir üne sahip olan bu tarihi kaynak, yazarı meçhul olsa da Haçlı tarihine dair yapılan akademik çalışmalarda ilk başvuru kaynaklarından ve referans eserlerinden biri olarak haklı bir üne sahiptir. Hacim olarak küçük çaplı bir eser olmasına rağmen içerdiği zengin tarihi anekdotlar ve kusursuz anlatımı ile dönemi okuyucuya en iyi şekilde yansıtmaktadır.

Günümüzde gerek Türkiye’de, gerekse de dünya genelinde Haçlılara dair yapılan akademik çalışmalarda sıklıkla atıf alan bu eser, Selenge Yayınları’nın kalitesi ile Türkçede akademisyenlere, araştırmacılara ve meraklı tarih okuyuculara fayda sağlamaktadır.

İçeriğinde sürece ilişkin siyasi, sosyal, ekonomik ve dini çok yönlü bir kurgu sunmaktadır. Haçlı Seferlerini çok yönlü bir şekilde anlamak için herkesin okuması gerekmektedir.
Dr. Ahmet Susa tarafından yazılan "Tarihte Araplar ve Yahudiler İbrahim, İki Musa, İki Tevrat” adlı eser teoloji ve ilahiyat alanlarında pek çok ezberi bozan sarsıcı bir çalışma. Geleneksel literatürdeki dini bilgilerin ve tarihi anlatıya dair var olan bilgilerimizi sorgulayan ve düşündüren bir özelliğe sahip.

Genel tarihi kabulde Araplar ile Yahudi halklarının akraba olması, benzer siyasi ve kültür çevresinden oldukları savı yaygındır. Fakat Dr. Ahmet Susa’nın bu çalışması bu gibi genel kabulleri tarihi kaynaklardan hareketle ele alıp irdeleyen ve yıkan bir eserdir.

İki halk arasındaki tarihi ortaklık, kadim gelenekler, kutsal kitapların ve zihin dünyasının benzerliği hususunda merak ettiğiniz bütün soruların cevabını bu kitapta bulabileceksiniz. Sayfa sayısı bakımından da oldukça hacimli olan bu eser yararlandığı referans kaynaklarla bu konuda hala aşılamamış bir seviyededir. Başta ilahiyat ve dini ilimler alanında çalışmalar yürüten akademisyenler, araştırmacılar ve öğrencilerin başucunda bulunması gerekmektedir.
Sözde medeniyetlerin öncüsü ve kurucusu olduklarını iddia eden Batılı bilginler, dünya halklarını hiyerarşilerine göre tasnif ederken özellikle Türkleri, Kızılderilileri ve Afrika halklarını göz ardı etmekte, bazen onları 'getto' olarak nitelendirmektedir. Kazi Laypanov ve İsmail Miziyev tarafından kaleme alınan bu kitap Batılı araştırmacı ve akademisyenlerin Türklere ve Türk tarihine bakış açılarını eleştiren ve doğruları ortaya koymayı amaçlayan manifesto niteliğinde bir çalışmadır. Bu eser bu yönüyle oldukça kıymetli ve değerlidir. Nitekim esere giriş yazan Ahsen Batur’un da dikkat çektiği noktalardan birisi de budur.

Çalışma, Türk tarihinin erken dönemlerinden itibaren tarihi süreci akademik bir titizlikle ele almakta ve önemli bilgiler paylaşmaktadır. Eserin müellifleri ortaya koydukları tarihi gerçeklerle başta batılı araştırmacıların taraflı ve yanlış tutumlarını tarihi hakikatlerle ortadan kaldırmaktadır.

Eserde Türklerin kadim atalarının tarihi hikayeleri anlatılarak yakın döneme kadar bir tarih kurgusu sunulmuştur. Kitap araştırmacılar için önemli bir kaynaktır.
Batı Avrupa kültüründe "Türk" yüzyıllardır toplumun her kademesinde coşkunun, yazının ve sohbetin ana konularından biri olmuştur. Geçmişte "Türk" kavramı, günümüzde olduğundan daha geniş bir anlama sahipti. Kelime, dar anlamda sadece Osmanlı padişahlarının tebaasını değil, hemen hemen bütün Müslümanları kapsamaktadır.

Öyle ki, çeşitli Avrupa dillerinde "Türk olmak" tabiri aslında Müslüman olmak, İslam'a geçmek anlamına gelmektedir. Ancak Osmanlı Türkleri, imparatorluklarının gücünden dolayı daha fazla kabul edilir. Bu kitapta Avrupa halklarının Türk saplantısı bir dizi olay üzerinden irdeleniyor ve incelenen belgelerden şaşırtıcı hayat hikayeleri çıkıyor.

Bu kitap, İstanbul'un fethinden Rusların İstanbul'a gelişine kadar geçen süreci Avrupalı ​​bir bakış açısıyla anlatıyor. Kitabın merkezi İtalya'daki Ferrara şehridir. Türklerin Avrupa sınırındaki dört yüz yıllık serüveni; belgeler, mektuplar ve yerel tarihçiler kentten görülebilmektedir.

Eser aynı zamanda arşiv belgelerine ve birincil kaynaklara dayanması bakımından akademik literatürde bu konuda haklı bir yere ve üne sahiptir.
Kazakistan, özellikle Kazakistan coğrafyası demek Türk tarihi demektir. Türk tarihinin erken dönemleri bu coğrafya içerisinde şekillenmiş ve kimlik bulmuştur. Bilhassa Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan devlet ve toplulukların ekseriyeti bu topraklarda yükselmiş ve adlarını duyurmuştur.

Kazakistan’ın siyasi, sosyal ve ekonomik varlığı Türk tarihinin kadim dönemlerinden itibaren bir bütünlük içerisinde kültürel aktarımı taşımaktadır. Türk tarihini anlamak ve iyi bir şekilde analiz etmek için Kazakistan’ı ve burada yaşayan halkları iyi bilmek gerekmektedir. Bu halklar Türk tarihini inşa eden halklar olarak ön plana çıkmaktadır. Özellikle de bozkır sakinleri ve bu zümrelerin yaşayışları akademik olarak ele alınması elzemdir.

İki dünyaca ünlü akademisyen S.G. Klyashtorny ve T.İ. Sultanov tarafından kaleme alınan bu eser Kazakistan özelinde Türk tarihini üç bin yıllık bir serüven içerisinde ele almaktadır. Eser gerek referans kaynakları gerekse akademik niteliği ile Türk tarihi akademisi için önemli bir başucu kitabı olma özelliğine sahiptir.