Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

UMUT GÜNER

İstanbul doğumlu, aslen Selanik-Drama mübadil bir ailenin evladıdır. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul Tuzla’da tamamlamıştır. Üniversite eğitimini ise Balıkesir Üniversitesi Tarih Bölümü’nde tamamlayarak buradan mezun olmuştur. Yüksek Lisans eğitimini ise Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ortaçağ Anabilim Dalı’nda tamamlamıştır. Uzun yıllar muhtelif vakıf, dernek ve organizasyonlarda toplumsal, kültürel ve entelektüel faaliyetler içerisinde bulunmuş, dergi ve gazetelerde makaleler ve popüler tarih yazıları yazmıştır. Uluslararası hakemli dergilerde yayınlanmış makaleleri ve kitap çalışmaları bulunmaktadır. Ortaçağ Tarihi, Sosyal ve Siyasî Organizasyonlar, Devlet, Siyaset ve İktidar Felsefesi ile Politik Kuramlar alanlarında akademik ihtisas çalışmaları yürütmektedir.

UMUT GÜNER Tarafından Yapılan Yorumlar

Stanford'da klasik eserler profesörü olan Christopher B. Krebs tarafından hazırlanan ve birinci yüzyılda Romalı tarihçi Tacitus tarafından Latince yazılmış, erken bir tarihsel etnolojik monografi olan “Dünyanın En Tehlikeli Kitabı Roma İmparatorluğu’ndan Nazi Almanyası’na Tacitus’un Germania’sı” adlı eser bütün bir ulusun kültürel kimliğini derinlemesine irdelemektedir. Christopher B. Krebs, Germania'nın geniş kapsamlı etkisinin izini sürerek, eski bir metnin nasıl dünyanın en tehlikeli kitapları arasında yerini aldığını ortaya koyuyor.

Romalı tarihçi Tacitus, eski Almanlar hakkında pek pohpohlayıcı olmayan küçük bir kitap olan Germania'yı yazdığında, yüzyıllar sonra Nazilerin onu "bir İncil" olarak göklere çıkaracağını ve Almanya'yı toprakları üzerinde diriltmeye yemin edeceğini öngöremezdi.

Eser, birçok kuzey kabilesinin geleneklerini, tarihlerini ve karakterlerini tanımlamakta ve tüm yönleri ile ele almaktadır. Aynı zamanda eser kurgusu ve anlatısı ile Germen halkları için yüceltici ve kutsallık barındıran bir metindir. Nitekim bu halkların geçmişi ve geleceğine dair ulusal ahlaki erdemleri barındırmakta ve yol göstermektedir.

Kitapta Germen halklarının çetin ve zor şartlar altında nasıl bir ulus inşa ettikleri ve sahip oldukları milli bilince sıklıkla atıfta bulunulur. Bilhassa onların sert, sadık, savaşçı, iffetli ve kahramanlıkları sıklıkla dile getirilir. Almanlar ırksal olarak homojendir. Tacitus, ortak vücut tiplerinin mavi gözler, sarı saçlar, kocaman çerçeveler olarak ifade etmektedir.

Yazar eserinde Alman halklarının yüceliğini ve saflığını şu sözleri ile vurgulamaktadır: “Almanya halkının diğer halklarla evlilik yoluyla asla lekelenmediği ve kendine özgü bir ulus olarak öne çıktığı görüşünü kabul ediyorum. Almanlar, saf ve türünün tek örneğidir.”

Bu kitap, Nazi ideolojisinin fikirsel temellerini inşa eden en önemli kitaplardan biridir. Adolf Hitler’in ve ekibinin eylemlerini harekete geçirmede en temel motivasyon kaynaklarından biri olan bu kitap Alman halklarını, tarihini, gelenek-göreneklerini ve Nazi ideolojisini anlamak için araştırmacıların ilk başvuru eserlerinden birisidir.
Ahsen Batur bu eserinde, gerçek tarihi kaynaklara dayanarak, Göktürklerden Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar olan tarihi süreç içerisinde "Türk" kelimesinin aldığı anlam, ne sıklıkla kullanıldığı ve değerini akademik bir bakışla ele almaktadır.

Türk tarihinde "Türk" kelimesinin oluşumu, gelişimi ve dönüşümünü anlatan bu kitabın asıl tezi, Göktürklerden sonra Türk adının fazla kullanılmadığı, unutturulmaya çalışıldığı ve Türklük bilincinin kaybolmaya başladığı üzerine kuruludur.

Türklerin İslamlaşmasıyla birlikte kadim Türk kültürünün siyasi, sosyal ve ekonomik alandaki izlerinin yavaş yavaş ortadan kaybolduğu ve yerini farklı kültürlerin aldığı hakikati eserde vurgulanan önemli noktalardan birisidir. Özellikle de Türklerin Fars ve Araplarla kurdukları ilişkiler neticesinde, Türk devleti ve toplum yapısı bu milletlerin kültür dairesi içerisinde girmiş ve büyük bir dönüşüm geçirmiştir.

Ahsen Batur’un tezine göre Türk devletinde, bürokrasisinde ve askeriyesinde görev alan yabancı unsurların, Türk adını ve varlığını unutturmaya çalışarak farklı bir devlet ve toplum inşa etmeye çalıştıkları ifade edilmektedir. Yazar, eserinde birincil tarihi kaynaklara başvurarak ve tarihi şahsiyetlerin söz ve eylemlerinden hareketle bir metin üretmiştir.

Bu eser Türk tarihine dair yapılmış kapsamlı bir tenkid ve analizdir. Bu çalışma bu konuda yapılmış ilk çalışma olması bakımından da ayrıcalıklı bir konumdadır.
Günümüzde tarih akademik bir disiplin ve bilimsel bir faaliyet alanı olarak ele alınmaktadır. Özellikle de 18. yüzyıldan itibaren tarih araştırmalarında doğru ve gerçek bilgiye ulaşmak için ortaya atılan metodolojik usuller, tarihin gerçek dışı olay, olgu ve bilgilerden arındırılmasını sağlamıştır. Fakat, buna rağmen tarih ideolojik olarak tahrif edilen ve suistimal edilen bir alan olmaya devam etmektedir.

Ahsen Batur'un kaleme aldığı "Kürdoloji Yalanları" adlı bu eser de Kürt tarihine dair yapılan çalışmalarda yer alan gerçek dışı olay, olgu ve bilgileri gözler önüne sermekte ve tenkidini sunmaktadır. Ahsen Bey'in bu eseri Türkiye'de bu konuya dair yapılmış ilk ve tek çalışma olma özelliğini taşımaktadır.

Kürt tarihi, edebiyatı ve folkloru hem ülkemizdeki hem de yurtdışındaki muhtelif araştırmacılar tarafından konu edinilmekte ve araştırmalar yapılarak çalışılmaktadır. Fakat, bu yapılan çalışmaların önemli bir çoğunluğu ideolojik saiklerle yapılmakta olup, tarihi gerçeklerle uyuşmayan ve tahrif edilmiş bir tarih anlatısını taşımaktadır. Bu tahrif edilmiş anlatı, genellikle belgelere dayalı olmayıp şifahi söz ve efsaneler üzerinden yürütüldüğü için rahatlıkla suistimal edilmekte ve gerçeğe aykırı bir tarihsel kurgu üretilebilmektedir.

Ahsen Batur'un bu çalışması da içerik olarak "Kürdoloji" alanında yapılmış, tahrif, suistimal ve ideolojik bakışa karşı nitelikli bir eleştiri kitabıdır. Aynı zamanda bu konuya dair en geniş kapsamlı bir tarih çalışmasıdır.
Prof. Dr. Ahat Andican tarafından hazırlanan ve Selenge Yayınları’nın profesyonel işçiliği sonucunda yayınlanan “Emir Timur Tarih, Siyaset, Miras” adlı eser, Türkçe yayınlanmış en nitelikli Timur kitabıdır. Özellikle de Timur tarihi hakkında birincil kaynakların derinlemesine incelenmesi sonucunda kaleme alınan eser, 10 yıllık bir akademik araştırmanın sonucunda yazılmıştır. Eser hakkındaki bütün bu hususiyetler, onun ne kadar kıymetli ve özel bir çalışma olduğunu ortaya koymaktadır.

Kitabın müellifi birinci elden kaynaklardan yararlanmanın dışında, Timur’a ve dönemine dair temel kaynak değeri taşıyan bazı eserlerin tenkidini yapmakta ve kaynak değerini sorgulamaktadır. Nitekim, bu dönemin en önemli kaynaklarından biri olan “Tüzükât-ı Timurî” adlı eserin kaynak olarak kullanılmayacağını delilleri ile açıklamaktadır.

Eserin kaynak analizi ve kaynak çeşitliliği dışında içerik bakımından da oldukça zengin olduğu görülmektedir. Sayfa sayısı olarak da hacimli bir eser olmasının en büyük sebebi, eserin sahip olduğu akademik kalite ve konuya dair teferruatlı bir bakış açısıdır.

Ahat Andican, Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan “Ankara Savaşı” başta olmak üzere, Türk tarihine dair çok önemli meseleleri akademik titizlikle ele almıştır. Eser, aynı zamanda kendisinden önce kaleme alınan Timur’a dair eserleri, bu eserlerin ihtiva ettiği efsane, hikaye ve bilime aykırı yorumları da çürütmüştür.

Kitap, Timur’a dair hükümdarlık algısı ve Timur kültü gibi konuları da derinlemesine ele almaktadır. Hem Avrupa hem de Rus milli kimliğinin oluşumunda görülen Timur etkisini de incelemekte ve yorumlamaktadır. Daha genel olarak ise, Türk tarihinin en önemli simalarının başında gelen Timur’un doğumundan ölümüne kadar geçen süreç tüm boyutları ile eserde yer almaktadır.
Dünyaca ünlü Rus coğrafyacı ve tarihçi olan Lev Nikolayeviç Gumilëv (1912-1992), sadece Rus tarihçiliğine değil dünya tarihçiliğine büyük katkılar yapmıştır. Özellikle de Lev Nikolayeviç Gumilëv’i meslektaşlarından farklı kılan en önemli özelliği teori yani kuram üretmesi ve yeni metodolojiler denemesidir.

Lev Nikolayeviç Gumilëv, farklı ulusların genetik karakterleri ile yaşadıkları coğrafyayla ilgili geliştirdiği “Etnogenez” teorisi ile ilim dünyasında büyük bir ses getirmiştir.

Gumilëv'un akademik literatüre kazandırdığı Etnogenez kuramı dünya tarihine, insanların yaşamına, toplum ve doğanın şekillendirdiği tarihi sürece yeni bir bakış açısı kazandırmıştır.

Lev Nikolayeviç Gumilëv’in “Son ve Yeniden Başlangıç” başlıklı bu eseri, onun bu konuda kaleme aldığı en önemli kitaplarından birisidir. Yazarın daha önce kaleme aldığı “Etnogenez Halkların Şekillenişi Yükseliş ve Düşüşleri” başlığını taşıyan ve aynı şekilde Selenge Yayınları’ndan yayınlanmış kitabının bir devamı ve tamamlayıcısı niteliğindedir.

Gumilëv, Etnogenez teorisini ve bilimsel alandaki yerini şu cümleleri ile ifade etmektedir:

"Araştırma konusunun insan eseri olduğu yerde tarih beşeri bir bilimdir, yani... folklor yazıları, felsefe sistemleri, ...resimler, kısaca, özünde statik olan kaynaklar... Ama insan sadece toplumun bir üyesi değil, aynı zamanda bir etnik grubun da üyesidir. O, biyosfere dâhildir, etnogenezin bir fonksiyonu olan etnik tarihin iskeletini oluşturan olayları gerçekleştirip tarihte izini bırakmaktadır. Bu yönüyle tarih bir doğa bilimidir..."

Rus tarihçi Lev Nikolayeviç Gumilëv, başta bu eseri olmak üzere diğer bütün eserleri birbirinin devam ve tamamlayıcısı niteliğindedir. Bu nedenle de Selenge Yayınları’nın öncülüğünde yayınlanmış “Gumilëv Kitaplığı” önemli bir boşluğu doldurmaktadır.