Toplam yorum: 3.284.564
Bu ayki yorum: 6.070
E-Dergi
Tomris'in Balası Tarafından Yapılan Yorumlar
Dönemin halktaki tezahürü, İttihat ve Terakki mensuplarının durumları, çözüm arayışları ve bazı gafletleri ile İttihat Terakkiden ayrı birçok vatanseverin mücadelesi yine oldukça başarılı ve akıcı bir şekilde anlatılmıştı. Mustafa Kemal ve arkadaşları tarih sahnesine çıkmadan önceki genel durumun belgesel gerçekleriyle sunulmuş bir tablosu gibiydi.
İnsanlarımız adeta bir katliam yaşarken arkada dönen siyasi entrikalar ve mücadeleler aktarılmış, tarih derslerinde bize pek gösterilmeyen bu taraflarla o dönemi her şeyiyle yaşatma gayesi güdülmüştü ve bunda da oldukça başarılıydı.1918-23 arasının öyle hokus-pokus değil; tırnaklarla kazıla kazıla, binbir mücadele ve diplomatik seyirlerle, nasıl zorluklarla o günlere kadar gelindiğini gösterme açısından yazarın güttüğü gayenin başarılı bir iş olacağını bu devam kitabı gösteriyor ve umarım 3. ve çıkacak diğer devam kitaplarıyla da bu gayeye ulaşır ve Milli Mücadele dönemini anlamak için başvurulacak güvenilir kaynaklar arasına girer.
Serinin ilk iki kitabını da bitirdikten sonra bi' yorum yapmadan olmaz.
Serinin en hoşuma giden yanı oldukça objektif ve yalın olmasıydı. Şimdiye kadar okuduğum biyografiler arasında da Enver-Mustafa Kemal ilişkisine dair en tarafsız olanıydı. Enver Paşa Mustafa Kemal Paşa'ya göre her ne kadar realist olmaktan uzak da olsa gerçek vatanseverlerdendi. Bunun vurgulanması ayrıyeten hoşuma gitti ve aradaki ilişkinin bir kahvehane sohbeti olmaktan öteye götürülüp yalnızca objektif kaynaklardan derlenmesi takdire değerdi.
Mustafa Kemal Paşa'yı öyle sihirli bir değnek tutuyormuşçasına insanüstü bir kahraman olarak değil; mücadeleleriyle, kederleriyle, hisleriyle onu etten ve kemikten, askeri dehası ve entelektüel kişiliğiyle kendini pişirmiş bir lider olarak yansıtması da kitabı diğer pek çoğundan ayıran özelliğiydi.
Mustafa Kemal'i anlamak için mutlaka kütüphanenize eklemeniz gereken kitaplardan.
Beş kısa hikâyeden oluşuyor kitap. Farklı farklı insan psikolojilerini aynı hâkim perspektifle sunuyor okuyucuya. Az olsun öz olsun derler ya hani, o kısacık hikayelerle çok şey katıyor insanın dünya bakışına.
Beni en çok etkileyen ''Leman Gölü Kıyısında Olay'' oldu. Boris'in diyalogları sade, alçakgönüllü ama o birkaç dile getirdiğiyle daha büyük, daha karmaşık bir sistemi sorgulamaya yönlendiriyor insanı...
Çeviri konusundaysa tereddüte düşmenize hiç gerek yok, Zweig'in en yetkin çevirilerini sunan yayınevlerindendir zaten İş Kültür Yayınları.
Dostoyevski'nin gençlik eserlerinden, samimi, içten, bir o kadar sade ve hüzünlü bir hikâye. Hayallerle yaşayan bir adamın, bir kızla karşılaşmasının ardından hayatın damarlarını ruhunda hissederek tüm benliğini allak bullak etmesi ve ''gerçek''le tanışması...
Hikâyenin sonunda bir karamsarlık hakim olsa da, yaşanan her şeye rağmen hiçbir güzel duyguya, anıya sırt çevrilmemişti ve kendine yönelik tüm bencil duygular yok edilerek, hüzün verici de olsa umut verici bir ulviliğe erişilmesi... Dostoyevski'nin felsefesi ilk burada tohum vermeye başlamıştı belki de.
Benim elime hasarsız ve olabildiğince hızlı ulaştı. İletişim Klasiklerinden kuşku etmenize gerek yok zaten: yazarın hayatına ve önemli anlarına dair verilen kronoloji, profesyonel edebiyat eleştirmenlerinden kusursuz bir Türkçe çeviriyle verilmiş makalelerden kesitler, yetkin bir Rusça çevirmenin çevirisi. Tavsiye ederim :)
Hiçbir yerde bulamıyordum, burada stokta olanlar arasında Doğan Kitap'ı görünce hiç tereddüt etmedim. Yanılmadım ve çevirisi oldukça özenli yapılmıştı, iki günde bitirdim geçen günlerde elime geçer geçmez. Kitap da övüldüğü kadar varmış cidden, okuyun okutturun :)