Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

_*papatya*_ Tarafından Yapılan Yorumlar

21.12.2009

çok etkisinde kaldığım, satır aralarında, iz düşümlerinde, anımsattıklarında derinlere daldığım dibe vurduğum bir kitap... altını çizdiğim satırlardan bir kısmı:

• Erkek olup kadınına sahip çıkmakla, kadın olup bedenine sahip çıkmak…
• Yalnızlık bazı kadınların tenindedir…
• Aynı hüzünle bakma bana…
• Yasak olanın taşınası en ağır yükü omuzlarımdaydı. Yanımda olsa sanki çok daha kolaydı.Ama yoktu.Olması geren yer yanım değildi çünkü…
• Nasıl bu denli çaresizliğe mahkum olmuş, ne zaman müsaade etmiştim…
• Aşk saklanabilecek bir şey değil ki….
• Yanlış kollar mı? Kolların doğrusu olur mu, kim karar verir buna?
• Haklılıklar acımı dindirmiyor…
• Zamanında kaçmış olsaydım, bugün kendimi böylesi yıkımların koynunda bulmazdım…
• Duymaya tahammülüm olmadığı için sormazdım. O da anlatmazdı…
• Bazen ellerimizin arasından akıp gitmesine müsaade etmeliyiz galiba…
• Herkes görür ama kimse bikmezdi…
• Hiçkimse bakışlarımızın dokunulşuna engel değil…
• Bazı kadınların teni yalnızlık kokar…
• Onsuz yapamamıştım onunla olamadığım gibi…
• Beklentiler ne kadar az ise mutluluk o kadar fazla olur…
• Bir aileyi yıkmanın sorumluluğunu taşımak istemezken…
• Hayat nerede durduğumuza, kim olduğumuza bakmayan eşit duygular yaşatıyor herbirimize.Aşık ediyor bir diğerimize.Yazgılar ve yollar çıkmanızda hayatlara sokuluyoruz…
• Bazı şeyler karanlıkta kalmalı, gün ışığı her zaman güzele vurmaz…
• Kimse bozmasın istiyor, yasak bile olsa vazgeçmiyorduk…
• Belki kader dedikleri buydu. İnsanların yollarını çakıştıra, kimi zaman birlikte yürümelerini ya da ayrılmalarını sağlayan…
• Canım yanıyorsa hala yaşıyorum demekti…
• Hayat beni kıracak diye onu yaşamamak aptalca olurdu…
• Ayrılık.. Yaşanması gerekense ötelemek işe yaramaz.Yüzleşmediğin acı her an peşin sıra gelir ve başka yanlışlara sürüklenmeni sağlar…
• Olmazdı başkasının gözyaşlarıyla. Heleki uzun yıllar devirmiş evlilik karşısında şansım yoktu. Ne kadar seversem seveyim tükenmeye mahkumdum. Yitirdiklerim cabası…
• Onunla olmak, olmazsam ne olacağını düşünmekten daha iyi…
• Bazen yanlış kişilere yanlış öfkeler duyabiliyoruz ne yazık ki…
• Hayatımdaki geçiş dönemlerinde hep daha hüzünlü olmuşumdur. Gözlerime sinen uzaklar belki bu yüzdendir. Baharlar açmaz benim yüzümde…
• İstememeyi öğrettim vücuduma…girmediğim koynundan uzakta kendi başıma bir dünya kurdum. Oraya ne koyacağım, orada ne yaşayacağıma karar verme özgürlüğüm vardı…
• Kızsam anlamıyordun, konuşsam dinlemiyor…
• Herkes arka bahçesine ne ekerse onu biçer. Her zaman dönüp geriye bakmak gerekir. Çoğu zaman gerçekler orada gizdedir.
• Adlarla insanlar arasında tuaf ilişkiler vardır.
• Sevmek böyle bir şey olsa gerek. Onu yaşamak için yanında olmasına ihtiyaç duymuyorsan, vazgeçebiliyorsan o mutlu olsun diye, sevdan gerçektir.
• Biri var seni düşünen ama düşünmemesi gerektiğini bilen…
• Doğru adıamla yanlış ilişki kulağa komik ve acı geliyor. İki uç kelime aynı cümle içinde birbirine can verirken aslında delip geçiyor…
• Kendimi kullanılmış gibi hissediyordum. Her ne kadar bunu kimselere itiraf edemesemde…
• Bize sunulanla yetinmelimiyiz bilmiyorum. Kendi yazgımızı yazmak lüksüne sahip olmadığımıza inanıyorum. Aksi halde yanıbaşında olacağım insandan bu kadar uzağa sürüklenmezdim.
• Terk eden, tercih edendir ve gitmek cesaret işidir…
• Hayallerimi kaybettim gören oldu mu?
• Hüzün terketsin beni…
• Tenin aklına hakim, aklın ruhuna teslim olunca, gün geceye dönüp başın yastığı bulunca, içinde uyananlar suratına düşen tebessümde yanar. Kafa tutar, ayağa kalkar…
• Kendi kendime söylendiğimi hatırlıyorum. Neyi mi? Kukla olmak işinde gelecek vaat ettiğimi…
• Yaşa! Yaşam bitmeden söz tükenmeden önce…
• Aşk insanın karşısına kaçkez çıkardı?
• Yaşla birlike omuza binen yaşanmışlıkların yükü kamburlara neden oluyor. Hayat hiçbirimize ayrıcalık tanımıyor…
• Amaçlar varsa zorluklar yitiryor değerini…
• Dayanma gücümüzü elimizden alan şey yetersizlik hissidir…
• Aynı anda iki ata binilmez…
• İnsan tercihlerinin bedelini öder.Kendi başımıza ördüğümüz çorapların nedenlerini başka yerlerde aramak, kolayına kaçmak olur bence…
• Her aşkın ilk günleri güzeldir…
• Herkesin acısı kendine battığı kadar sivridir…
• Her zaman doğruya aşık olunmyor ne yazık ki…
• Ne kendimi cezalandıracak kadar kızgın, ne takdir edecek kadar ahlaksızdım…
• Bazı şeyler vardır ki yaşarken değer, anımsarken pişmanlık duyulur, nice sonra gereksiz gelir…
• Herşey istemekle başlıyor…yazgı dediğimiz şey de bu değil mi?
• Bazı yaralar varıdır ki onları ancak ve ancak taşır, asla iyi edemezdin…
• Aklımızda olandan dünyanın öbür ucuna kaçsak bile kurtulamayız…
• Seni sonsuza dek seveceğim…Uzakta olsan bile, sensizliğe mecbursam bile…

yasak bir ilişki yaşanmadan ancak bu kadar başarılı bir şekilde ifade edilebilir başka bir deyişle yaşamış gibi aktarılabilir...
yazarın karşı cinsin hislerini kaleme kağıda dökmesi de ayrı bir ustalık.
kısacası bitmesini istemediğim bir kitaptı...
17.11.2009

Elif ŞAFAK Aşk romanını okurken Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden bir hocamın “Ahmet ÜMİT’ten Bab-ı Esrarı da bir oku” demesi üzerine aldığım bir kitap : Bab-ı Esrar…
Kitabın başlangıcından çok, sonlara doğru daha sürükleyici olduğunu düşünüyorum… Manevi duyguları uyandırmasının yanında zaman zaman fantastik bir öykü okuyor hissine de kapılmanız mümkün …
Küçüklüğümün Konya ziyaretlerinin uzun süren gece sohbetlerinde anlatılan Mevlana hikayeleri, öyküleri ya da gerçekleri geldi aklıma çoğu satırlarda… Çocukluğumun “Konya” sının hayali kahramanlarımı oynattım düş dünyamın hayal sahnelerinde…
Satırlar arasında tennurelerini giymiş sanal Mevleviler sema dönerken ben de sokak sokak Şems’le birlikte dolaşarak romanı tamamladım.
İsmindeki iddiası içerikte çok fazla kendisini hissettirmese de akıcı üslubu konu seçiminin kaynakça zenginliği açısından ele alındığında başarısı çok da fazla tartışılmaz bir kitap olmuş tavsiye ederim…
25.08.2009

anlatım dili yalın ve dokunaklı...
bir çırpıda okunabilecek sürükleyici bir kitap...
08.07.2009

ferit edgü ismi ile ilk tanıştığım kitap.
aynı yüzyılda aynı atmosferin altında yaşam her dünyalı için farklı seyreder, siz de kendi yaşamınızdan sıyrılıp sizin dışınızdaki insan dünyalarını merak ediyorsanız bu kitaba bir göz atın. sıkılmayacak hatta bir solukta bitireceksiniz...
07.07.2009

Leyla Yıldırım'ın iki ciltten oluşan "Komutanların Yazgısı I ve II " isimli ve "masalsı roman" olarak tarif edilen kitaplarını doktor tavsiyesi üzerine alıp okudum..
kitap okurken okuduğum satırlardan önemli bulduklarımı, hoşuma gidenleri ya da anlatımlardaki "bu nasıl bir tasvir, nasıl güzel bir anlatımdır yahu" dediğim yerlerin altını illa ki çizerim ve her kitap için de mutlaka farklı bir kalem alır kullanırım... Leyla Yıldırım'ın bu iki seriden oluşan kitabının kapakları sarı- turuncu olduğu için kendime hardal sarısı simli bir kalem aldım ve kalemimi yer yer kitabın satırlarıyla buluşturdum.
İşte bu kitapta kalemimle buluşan satırlardan bazıları:
- ‘insanın sevdiklerinin ölümüne şahit olmasından daha acısı var mı’ diye düşünürken, ‘kollarının arasında ölmeleri…” diye söylendi.
- “…çekilip giden canı tutamayışına…”
- Yarın için yarınından vazgeçen gençlerin yaşadığı toprağa canını kurban edişleriydi. İşte savaş böyle bir şeydi.
- Sevdalar ait kılarken kalpleri birbirlerine kimi zaman kaçma isteği doğurabilirdi. Doğru yer ve zamanda değilse hele karışan akıl, türlü oyunlar oynayabilirdi. Yakaladıklarını kavramadığın dahası bildiklerini anlamadığın vakit yaşama şansı tanınmayanların bedelinde duran doğmadan ölüp giden yarınlar olurdu…
- Kendine tutunmaktan vazgeçme…
- Uzaklar girdi mi araya sancılı zamanlar dayatırdı. Haykırarak beni yaşa diyen sese kulak tıkamak isteseniz de ne yazık müsaade etmezdi. Vakit geçmeyi unutur, sıkıntı tüm benliğinizi ele geçirirdi.
- Bazen iyi niyetle atılan adımların sonucu büyük kötülük olurdu da, öngörü yoksunları ne yazık anlayamazdı.
- Onlar… bir hiç uğruna öldüler… Ülkeleri için savaştılar ve onun uğruna öldüler. Bu ölümlerini hiçten mukaddese taşır.
- Savaş, izlemektir sevdiğin insanların ölümlerini, bedeninden yitirmektir uzuvlarını, şanstır eve dönebilenlere, karanlıktır geride kalanlara ama asla boş siperler değildir.
- “Her şey olacağına varır”… “yazgıdan öte yol mu var?”
- Eğer seviyorsa gittiği yerden mutlaka dönecektir…
- “Kaçınılmaz ise ayrılık” “elveda diyebilmek gerek”
- Ölüm bile bazen gelmek konusunda tembel davranabiliyor…
- Geçmiş durması gereken tozlu sayfalarından çıktığında insan kendi karşısında çıplak olmanın manasını kavrıyor, utançla hüzün, mutlulukla öfke zapt eyledikleri köşe başlarında durup sırıtıyordu. Mutluluğun yaktığı ağıda inat diğerlerinin kahkahaları utandırırken hüzünlendiriyor, hüzünlendirirken öfkelendiriyordu.
- Aşk öylesine güçlü bir duygu ki nasıl olduğunu anlamadan onarıveriyor insanı. Sarıp sarmalıyor, yeniden doğuruyor. Kendini tanıyamaz oluyorsun da hayat ondan ibaret kılınıyor.
- Sakın!... gidecek birinin yanına katayım deme kalbini!
Toprak uğruna, gelecek yarınlar uğruna; yarınlarını terk etmek olan, dehşetine rağmen vakurluktan, dirençten ödün verilmeyen, “istek” değil “gereklilik” olduğunun bilinciyle vazifeye odaklanan cesur yüreklerin mücadelesinin verildiği bir harbin hikayesi…
arka planında savaşın bile engel olamayacağı “aşk” mefhumunun insan yüreğindeki saflığı ve heyecanını anlatan anlatırken yaşatan bir kitap…