Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dr. Alpar Tunç Tabak’ın bir kamu hastanesinden istifa edip "elit bir hasta grubuna hitap etmek" amacıyla özel bir hastaneye gitmesiyle başlayan oldukça başarılı, geç kalmış bir kitap. Yazarın doktor olması, romandaki tıbbi terminolojinin, ameliyathane sahnelerinin ve insan psikolojisine dair analizlerin edebi birer süs olmaktan çıkıp çıplak birer gerçekliğe dönüşmesini sağlamış.
Roman, klasik bir polisiye ya da gerilim değil. "Bu hastanede yüksek sesle konuşmak yasaktır" gibi yazılmamış sert kurallarla yönetilen mekânda, hastaların karotis arterlerinin belirginleşmesi, gözlerinin damar damar kızarması ve nihayetinde beyinlerinin içeriden gelen bir basınçla patlaması gibi dehşet verici olaylar, hikâyeyi muazzam bir gerilim yapıyor.
Anlatıcı günümüz romanlarında artık unutulmuş bir teknikle birden okurun önüne çıkıyor, meddah taktiğini açıkçası her yazara yakıştırmıyorum ama bu kitapta çok başarılı olmuş. Keşke daha önce yayımlansaydı da erken okusaydım.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Henüz 6. Sınıf öğrencisi olan yazarın kaleminden çıkan Sandığın Gizemi, tatlı mı tatlı bir kısa macera kitabı. Yaşına rağmen dili amacına uygun kullanışı, gelecek açısından umut verici. Yazarlığın, şairliğin küçük yaşlarda kendini belli ettiğini, kendini ve ilgi alanını beslerse ilerleyen zamanda adının kalıcı olacağını düşünenlerdenim.

Kısa kitabında macera, karakter yaratımı, merak unsurunu ön planda tutma konularında oldukça başarılı gördüm. Sınıf ve okul arkadaşları onun yazarkenki heyecanını yaşayacaklardır kuşkusuz.

Üç maceraperestin kendi ülkelerinin dışında maceraya atılışını beraber okuyalım. Paris’te neler oluyor acaba? Bu işleri başlarına kim açıyor da buna takılmayıp hep birlikte daima çözüm odaklı oluyorlar? Kurguda da çocuk hassasiyeti var. Belki de çocuk kitaplarını çocuklar yazmalı. Çocuk masumiyeti, hassasiyeti dediğim örneklerden biri: Karakterlerin başlarına sarılan her türlü kötülükten bir şekilde kurtulmaları da insanı rahatlatıyor, itiraf etmeli.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Umut Cem Kaya’nın Düzenin Yalanı adlı kitabı, kabul edilen "mutlak doğru" ve sabit gerçeklik algısını kökten sarsan, ne nedir’den daha çok ne değildir’i açıklayan ve “neden öyledir” sorusunu işleyen bir kitap. İnsan zihninin düzen denerek sıkıştırıldığı kalıpların sebebini sorgulatan bu kitabın en önemli yanı tek doğru denen şeyin dönem ve zemine, kurallara ve şartlara göre değişen bir olgu olduğunu ifade etmesi.

İnsanlar neden bir şeylere inanır, insan ve toplum neden bir sisteme ihtiyaç duyar, neden düşünmeyi bırakır? Bu kitapta Umut Cem Kaya, insanın kendi bildiğini tek doğru ilan ettiği anda düşünmeyi bıraktığını söylüyor.

Bilgi oldukça fazla ama ortada bir anlam krizi var. Bu kitap bu krize bir başkaldırı niteliğinde. Netliğin zihnin özgürlüğünü kısıtlayacağını, belirsizliğin de zihinlere sınırsız özgürlük vadettiğini düşünmeye başladım.

Düzeni, yalanı, gerçeği, hatayı sorgulamak isteyen, düşünmeyi seçen bütün okurlara öneriyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, klasik distopya edebiyatının (George Orwell'ın 1984'ü veya Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünya'sı gibi) en güçlü damarlarından birini yakalamış: Kurumsalsızlaşma ve cehaletin kutsanması.
Bilinmeyen bir zaman ve mekanda geçen bu distopya, aslında zamansız ve mekansız bir uyarı niteliğinde. Kitap, "kuralsızlık" üzerine inşa edilen bir diktatörlüğün anatomisini Raşad karakteri üzerinden kusursuz bir şekilde masaya yatırıyor. Kanunların ortadan kalktığı, adaletin mülkünün tek bir kişiye bağlandığı bu karanlık evren, gücün nasıl canavarlaşabileceğini gözler önüne seriyor.
Kuralsız Lider, adaletin, hukukun ve liyakatin bir toplum için hava ve su kadar hayati olduğunu sert bir dille hatırlatan, sürükleyici ve sarsıcı bir başyapıt. Gücü eline geçirenin hukuku bir pranga olarak görmeye başladığı an, bir ülkenin nasıl bir uçuruma sürüklenebileceğini görmek isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir eser.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  13
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk tarihinin Anadolu'ya gelişini anlatan bu seri gerçekten çok değerli ve Anadolu Türk kültür ve tarihini bilmek isteyen herkesin okuması gereken bir seri.

Bu Atlı Geçide Gider, Murat Han dönemini Anadolu'daki birlik çalışmalarını ve Doğu'da Semerkant'ta yükselmeye başlayan Timur devletini çok akıcı bir şekilde anlatıyor.

Genel olarak bu seriye bence değer katan en önemli özelliklerden biri her ne kadar Yıldırım ve Timur gibi iki dev karakteri anlatsa da olayları onların gözünden değil de dönemi yaşamış yan karakterler ve kimi zaman da kurgulanmış karakterler üzerinden anlatıyor olması.

Aynı zamanda her kitap çok güzel bir noktada bitiyor ve diğer kitap için çok değerli bir yol açıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ayfer Tunç'un Yeşil Gece Perisi, bende sadece okuduğum bir roman olarak kalmayacak. Karakterlerin hayatını yalnızca okumadım; sanki onların yanı başında yürüdüm, acılarını ve suskunluklarını hissettim. Ayfer Tunç, okurla roman arasındaki mesafeyi ustalıkla kaldırıyor ve insanı hikâyenin içine usulca davet ediyor. Roman öylesine sürükleyiciydi ki dışarıdayken bile aklım hep bıraktığım sayfalardaydı; bir an önce eve dönüp kitabımı elime almak istedim. İçeriğinden özellikle söz etmeyeceğim. Çünkü bu romanın büyüsü, onu her okurun kendi duygularıyla keşfetmesinde saklı. Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır; Yeşil Gece Perisi de benim için tam olarak böyleydi.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okurken, bu kez hikâyeye bambaşka bir açıdan baktım. Arka planda hissedilen Nazi işgali, kitabın o sade ve masum anlatımına beklenmedik bir ağırlık katıyor. Spinelli yine alıştığım o yalın diliyle anlatıyor ama satır aralarında çok daha derin ve sarsıcı bir gerçeklik gizli.
En çok etkilendiğim şey, savaşın doğrudan anlatılmaması ama her an hissedilmesi oldu. Çocukların gözünden gördüğümüz dünya, aslında korkunun, belirsizliğin ve kayıpların gölgesinde şekilleniyor. Buna rağmen onların hayal kurmaya, oyunlar icat etmeye ve kendi “cennetlerini” yaratmaya çalışmaları insanın içini hem ısıtıyor hem de hüzünlendiriyor.
Nazi işgali gibi ağır bir konunun, çocukların masum bakış açısıyla aktarılması bence kitabı çok daha çarpıcı hale getirmiş. Çünkü burada anlatılan sadece tarihsel bir dönem değil; zor şartlarda bile insan kalabilmenin, umut edebilmenin hikâyesi. Spinelli, büyük trajedileri bağırmadan, sessiz ama etkili bir şekilde hissettiriyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Osmanlı'nın altın çağı kabul edilen Kanuni dönemine Venedik raporlarıyla bakmak ilginç bir deneyimdi. Yazarın takdir edilesi olan bu çalışmanın, ortaya çıkış sebebinin popüler kültür (muhteşem yüzyıl dizisi)'ün sebep olması ironik bir durum.
Öyle ki, raporların birinde Kanuni ile Şehzade Mustafa arasında geçen bir diyaloğu okurken aklıma direkt bahse konu diziden bire bir aynı sahne gelmişti.
Raporlarda, saray, idari ve askeri teşkilatlanmaları, Osmanlı'nın harcamaları ve gelirleri, Kanuni'nin ve paşalarının fiziksel ve kişilik özellikleri anlatılmakta.
Yazarın bu raporlara doğruluk anlamında tamamen güvenilmemesi gerektiği yönündeki uyarısı gayet isabetli bir yaklaşım. Kanuni gibi bir imparator hakkında "gerekli faziletlere sahip değil" şeklindeki bir ifade bunu tasdikler niteliktedir. Osmanlı tarihi meraklıları için alınıp okunabilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anamur'un deniziyle, mağaralarıyla, lahitleriyle, kalesiyle, güneşiyle, rüzgârıyla, gölgeleriyle, deresiyle, geçitleriyle, köprüleriyle, taş merdivenleriyle enfes bir biçimde betimlendiği bir eserdir. Her öyküde hem Anamur'daymışsınız gibi sanki sahnelerin içinden kendiniz geçiyorsunuz hem tarihi bilgilerle iç içe geçirilmiş kurgunun peşinden merakla sürükleniyorsunuz. "Anemurium'da Otuzuncu Çığlık"ta bir arkeolog oluyorsunuz, "Mamure'nin Fısıldayan Taşları"nda bir ustanın sözlerinin peşinden gidiyorsunuz, "Azıtepe'nin Güneş Bedeli"nde paraşütle uçmak için yamaçtan aşağı bakıyorsunuz, "Anamur Burnu: Rüzgârın Hafızası"nda profesör ve ekibiyle birlikte bir korkuya sürükleniyorsunuz. Tarihi bilgilerle iç içe geçmiş serüven seven okurlara bu eseri mutlaka tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Temmuz 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Başkarakterin çocukluğundan, otuzlu yaşlara adımını attığı yıllara kadar, yaşadığı yalnızlık, yoksulluk ve yoksunluklar içinde Ankara'ya duyduğu merak, hayata anlam katma çabası ve bu çabanın getirdiği huzursuzluk, çaresizlik, arkadaş çevresine sarılma isteği ile tek başına hayatını idame ettirmeye kendini alıştırma zorundalığıyla arada kalakalışı, Ankara'nın 90'lı yılların sonundan 2020'li yılların başına dek geçirdiği değişimlerle çok güzel anlatılmış yazar tarafından. Eğer 80'lerde veya 90'larda doğmuşsanız, üstüne üstlük belli bir süreliğine de olsa yaşamınızın bir diliminde Ankara'da yıllarınız geçmişse, geçmiş yıllardan gelen izleri takip ederken o günleri hatırlamamanız, gülümsememeniz veya hüzünlenmemeniz pek mümkün durmuyor. Yaşama dair tespitleri ve başkarakteri anlatma yolculuğuyla çok başarılı bir eser.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir