Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ağustos 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Olumsuz düşünerek olumsuz durumları çekebilme ihtimali bile insanı olumlu düşünmeye zorlayan bir farkındalık olduğu belirtilmiş. Öyle güzel bir kitap ki okudukça geçmişini, geleceğini, isteklerini, hırslarını düşünerek çok isteyerek gerçekleşen hayallerini gözünün önüne getiriyor tekrar hayatında bir kez bile olsa o titreşimi yakaladığın anların olduğunu anlıyorsun ve kendini tekrar tekrar sorguluyorsun. İşte bu nokta da aslında istediğin her şeyi kendi içinde, hislerinle duygularınla inanışlarınla değişebileceğini bir kez daha görüp ve hissetmenin ayrı bir deneyim olduğunu sevinçle karşılıyorsun. Kesinlikle tavsiyemdir.
Yanıtla
5
1
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ağustos 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hasan Sabbah vb. tarikatçı olarak nitelendirilebilecek kişilerin içine hurafelerle doldurmuş oldukları anlatılara karşı bir argüman oluşturmuş olması, yazıldığı dönemin 15. yy olması hasebiyle ilgili dönemin koşullarını ve Hasan Sabbah grubunun bölgeye hakim olmalarını bu hakimiyetin temellerinin nasıl atıldığını kronolojik bir sıralama ile anlatılmıştır. Her ne kadar 15. yy eseri olsa da dil gayet sade ve anlaşılırdır. Ortadoğu'daki Şia grubu ile Sünni grubu arasındaki ilk çatışmaların temellerini, bu çatışmaların ortaya çıkış şekillerini irdeleyen bu eser hem anlatım tarzı hem anlattığı olaylar sebebiyle hem de kaleme alındığı tarih sebebiyle adeta bir kaynak kitabı niteliğindedir. Herkesin ilgili dönem ve tarihi öğrenmesi açısından okumasını tavsiye ederim. Son olarak böyle bir eseri bize kazandırdıkları için çevirmenlere de teşekkürlerimi iletiyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ağustos 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın 1. Dünya Savaşı'na katılmış bir pilot olması, eserini kaleme alırken sade ve anlaşılır bir dil kullanması, olayları 1. gözden görmesi ve bunları direkt olarak aktarmış olması eserin hoş özelliklerindendir. Enver Paşa'nın kimisine göre bir hayal kimisine göre de bir ülkü denilen hareketinin aslında Doğu halklarına bir ideoloji aşılamış ve bağımsızlık duygularının yeşermesine sebep olmuştur. Enver Paşa'nın, Turan ülküsü için giriştiği harekatın aynı zamanda Doğu Halkları için de bir bilinçlenme başlattığını eserde görmekteyiz. Keza bu ülkü için giriştiği Basmacı Harekatı sırasında şehit olması da onun bu davaya kendisini ne kadar adamış olduğunun bir diğer göstergesidir. Bu harekat ile günümüzde Orta Asya Türk Devletleri'nin bağımsızlık temellerinin atılmasına vesile olan Enver Paşa'nın hayatını ve dünyaya bakış açısını görmek için okunması gereken bir eserdir. Şiddetle tavsiye ederim.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ağustos 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlyas Kemaloğlu Hocamızın kaleminden bu eser,2000 sonrası özellikle Altın Orda Devleti araştırmaları bakımından önemli bir yere sahip.Değerli Hocamız İdil Bulgarları ile eserine başlıyor ve bundan sonra dünya sahnesinde önemli bir yer kaplamış olan pek çok devleti sadece siyasi olarak değil,bunun yanında ekonomik, dini ve diğer yönleri ile işliyor.Türk ve Moğol devletlerine bağlı bir anlatım izlemek yerine hocamız bu devletlerin komşu devletler ile olan münasebetlerini de güzel bir anlatımla biz okuyucuya sunuyor.Özellikle Moskova Knezliği ve Altın Orda Devleti arasındaki ilişkinin anlatıldığı kısımlar o dönemki coğrafyayı anlamak için çok değerli.Bu kısımda aslında devletlerin nasıl birbirlerini etkilediklerini de daha net bir biçimde görüyoruz.Son olarak ise şunu hatırlatmakta fayda var:Kitap İlyas Kemaloğlu Hocamızın bu devletler hakkındaki makalelerinin toplanmış hali ve yer yer tekrara düşebiliyor.Eğer sizin için bu bir sorun değilse,çok
bilgilendirici bir okuma sizi bekliyor!!!!
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ağustos 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk edebiyatında en sevdiğim hatta hayran olduğum yazarlardan biri. Bir romanı ile tanıştım kendisiyle ve sonra tüm öykü kitaplarını ve romanlarını edindim. Bu kitabında 22 öykü yer almaktadır. En sevdiklerim, Karısının kocası, Komiser, Postacı Halit, Acı geçer sızı kalır, Halkevinde bir adam öyküleri oldu. Kimi ironik, kimi mizahi, kimi de oldukça dokunaklı ve üzücü olan bu hikayelerde evlilik ilişkileri, çalışma ahlakı, mahalle kültürü, dedikodular, yalnızlık, geçmişe özlem gibi konular sıkça yer alır. Sait Faik Onun için "insanlara bakmasını bilen" bir yazar demekle çok doğru bir tespitte bulunmuştur. Halkevinde Bir adam hikayesinin son bölümünde anlatıcının çıkardığı ders beni oldukça etkiledi. Bir adamın tek başına ne kadar değerli olduğunu, hayatta olgun bir adama denk gelmenin ne kadar önemli olduğunu, bir adamın yanındakileri nasıl terbiye edebileceği dersini çıkarması okuyucuya da önemli bir mesaj veriyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ağustos 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Avrupa'nın Sahnesinde Bir Türk Kavmi Macarlar
Asya’dan Avrupa’ya yol alan milletlere dair tarih anlatılarından belki de en efsanevi olanı Macarların hikayesidir. Asya’nın merkezindeki olumsuz şartlara bağlı olarak rotasını Avrupa’ya çeviren Hunlar Karadeniz’in kuzeyinde bir süre konakladıktan sonra 4 ve 5. yüzyıllarda deyim yerindeyse balyoz gibi Avrupa’nın doğusuna inerler. Bu göç hareketi sıradan bir tarihi olaymışçasına vasıflandırılmayacak kadar önemlidir. Zira Avrupa’nın bugünkü siyasi görünümü bu olayla başlamış olup (Kavimler göçü), sonucunda Batı Roma’nın yıkılmasına değin devam edecek bir süreç başlar.

Avrupa’da köklü değişikliklere neden olan bu olayın baş aktörleri Hunlar yani Türkler ve onlardan köken alan Macarlardır. Avrupa milletler dairesinde Macarlar, kökenleri ve kendilerine asalet katan özellikleriyle ayrı bir hususiyete sahiptirler. Asya kökleri bariz olan bir milletin Hristiyanlığı kabul etse dahi Avrupa’ya layıkıyla kabul edileceği ve benimseneceği muammadır. Bu yüzden Macar ilim adamları, kendi kökenlerine dair sağlam araştırmaları yürüterek, bu manada ilim dünyasında söz sahibi olmayı başarmayı kendilerine hedef edinirler. Birçok Macar Türkolog üzerine düşen araştırma görevini yerine getirerek, milletlerinin tarihini en başından beri kaleme alır. Arminius Vambery de bunlardan birisidir.

Vambery Türkolog unvanının altını en iyi dolduracak şekilde bir birikime ve bilimsel tecrübeye sahiptir. Onun araştırmacı vasfı büyük bir Türk kavmi olan Macarları tarih sahnesine çıktıkları ilk günden, 19. yüzyılın başlarına kadar deşifre edecek yetkinliği kendisine kazandırır. Vambery İngilizce kaleme aldığı, ele alınan eseriyle Macarları, Amerikan ve İngiliz entelektüel camiasına tanıtmayı hedef edinir. Eserin yazıldığı tarih (1886) itibarıyla da böyle bir tanıtımın büyük milletler nazarında bir vizyon meselesi olduğu barizdir. Devrimler çağının sonrasında büyük savaşın ayak seslerinin duyulduğu bir dönemde ulus devlet nüvesi taşıyan bir milletin dünyaya tanıtılması Vambery için fazlasıyla önemli olmalıdır.

İlk aşamada eserin Macarların tanıtımını önceleyen kısa bir tanıtım kitabı havası verse de metinle yeterince haşır neşir olununca aslında tam aksi bir durumun söz konusu olduğu fark edilir. Çünkü Vambery’nin bilgi birikimi hiç de öyle azımsanacak seviyede değildir. Dönemin birçok kaynağına ulaştığı yazdığı metinden kolayca anlaşılan Vambery’nin en üstün yönü eserinde ağır akademik anlayışı masalsı bir dile uyarlamasında yatar. Çünkü kitap her ne kadar akademik bir altyapı ve bilgi kapasitesine sahipse de dil olarak “Macarların tarihinde ne oldu?” sorusunda basit cevaplar verir.

Macar tarihine dair tartışmalı mevzuların gündeme gelmediği eserde, yolu kati cevaplarla kesişen bilgilerin sunumu söz konusudur. Macar- Hun- Türk bağlantısı eserde inkar edilmemekle beraber Macarların Hristiyanlığı benimsediklerinden sonraki bin yıllık evreye ayrı bir itina gösterildiği de barizdir. Misal on beş bölümden oluşan eserin ilk dört bölümü Hristiyanlık öncesi dönemi anlatır. Aslında Vambery’nin bu tavrı normal olmakla beraber yeni Macaristan’ın yüzünü Batı’ya çevirmeyi öncelediğini kanıtlar.

Aslında Batı’ya doğru yönelimi 10. yüzyıla Hristiyanlığın benimsenmesine bağlayan Vambery ilginç bir mantıkla Türk modernleşmesiyle Macarların din değişimi arasında bir bağlantı kurar: “Ne gariptir ki, tıpkı güçlerinin gerilemesini ve çöküşünü, dini ve sosyal hayatlarına getirilen birçok yeniliğe bağlayan ve kendi çöküşlerinin ana kaynağını Batı'ya asimilasyonda bulan günümüzdeki Müslüman Türkler gibi o zamanın Macarları da tam da böyle konuşuyor ve tartışıyorlardı."(s.43) Yine bu şekilde atalar kültüne bağlı Macarların yeni dine adaptasyon süreçleri anlatılırken meşhur Macar boyları federasyonunun başındaki Kral Arpad’ı Pers kültürüyle ilişkilendirmesi okuyana garip gelmektedir. Vambery’nin arada göze çarpan bu tarz çıkışlarının çalıştığı kaynaklardaki tutarsızlıklardan kaynaklanabileceği savunulabilir. Çünkü bilginin ve görgünün sorunlu olması yorumu da tartışılır hale getirir.

Vambery çok yönlü kişiliğini yansıtırcasına sadece eski zaman kronikçileri gibi tarihi bilgiler vermez. Ele aldığı konuyu anlatırken coğrafik, ekonomik, demografik, kültürel verilerden de yeri geldiğinde istifade eder. Ama buna rağmen hakim anlatısında siyasi olayların ağırlığı barizdir. Siyasi mücadeleler tüm yönleriyle sayfalara yansıtılır. İşin açıkçası fazla siyasi betimlemenin okuru yoracağı kolaylıkla tahmin edilmekle beraber, Vambery, anlatısına kattığı albenili hikayeleştirme metoduyla bu olası olumsuz etkinin izlerini siler.

Eser Macaristan tarihini netleştirme kastıyla yazılmasına karşın bazen dolaylı olarak, farklı konularda, belirgin yükselişler dikkat çeker. Misal Macar Kralı Hunyadi Janos’un oğlu Matyas’ın anlatıldığı dönem adeta kitap içinde ayrı bir biyografik kitapçık gibidir. Kahramanları afişe etme amacına hizmet ettiği düşünülen bu kısımda gereksiz bir abartı göze batmaktadır. Eserdeki nesnel yapılanıma zarar veren bu ahvalin, Vambery’nin Macar tarihi içinde eleştirilemez bir alan açma çabası olarak değerlendirilebilir. Ön plana çıkarılan Macar kahraman üzerinde efsaneleştirme yoluna gidilmesi, aslında eserin sadece uluslararası camiaya değil, Macar halkına da sunulduğunu akla getirir.

Doğu Avrupa tarihi ile ilgili bir tarih anlatısı belirgin olmakla beraber, Balkanlarda 14. yüzyılda Osmanlıların sahne alması üzerine, eserin ülkemiz okuruna da hitap ettiği düşünülebilir. Osmanlılara dair değinilerin azlığı o dönemde Avrupa’da fırtına gibi esen bir milletin aksine mağlubiyetler yaşayan Macarlığın geri çekilişinden kaynaklı olmalıdır. Misal Mohaç Savaşı eserde ulusal çöküş olarak nitelendirilir. Oysaki Mohaç Zaferi Türk tarihinin şanlı büyük zaferlerinden birisidir. Buna rağmen diğer mağlubiyetlerin aksine Mohaç Savaşı Vambery tarafından daha objektif bir biçimde dile getirilir. Ek olarak Vambery’nin Osmanlı Türklerine karşı pejoratif bir dili olduğu savunulamaz. Bazen üstünkörü yaftalamalar iğnelemeler haricinde genelde Osmanlı Türkleriyle ilgili sadece bilgi aktarımı yapar. Hatta Türklerle Macarların akrabalığını Doğu Avrupa’daki ilk karşılaşmalarını anlatırken vurgular.

Eserde günümüzdeki manada bir kaynak sunumuna rastlanmaz. Verilen bilgilerin hangi kaynaklardan derlendiğinin belli olmaması ve atıf sisteminin bulunmaması eserin direkt akademik bir kaygıyla kaleme alınmadığının ispatı gibidir. Aslında eserin yazıldığı dönem düşünülürse, fazla beklenti içine girmek de yersizdir. Verilen akıcı bilgilerin hangi kaynaktan alındığı belli olmamasına karşın birkaç dili etkin biçimde kullanan Vambery’nin birçok kaynaktan istifade ettiği metninden anlaşılır. Macar tarihi haricindeki değinilerin zayıflığı ise kaynak hakimiyetinden ziyade yazarın bir tercihi olarak değerlendirilebilir. Eserde bilgilendirme ve ilgiyi kanalize etme amacıyla bolca resim kullanıldığı fark edilir. Fazlasıyla ilgi çekici olan ama yüksek ayrıntıyı göstermekten azade bu resimlerin bazen konudan bağımsız oldukları dikkat çekicidir. Macar kültürüne dair anlatının dozunun az olmasının etkisi belki de görsel bir sunumla giderilmek istenir. Ama her şeye rağmen belgesel etkinliği olan bir esere bu resimler fazlasıyla yakışır.

Genel manada Macar tarihine ilmi olarak iyi bir biçimde kilitlenen Vambery eserin ön sözünde izah ettiği gibi Macar Tarihinden ziyade Macaristan’ın hikayesini yazma kastını güder. Bu yüzden ciltlerce bilgi vermek yerine, konunun önemli odak noktalarına yoğunlaşmayı hedef edinir. Böylelikle tarihe dair tartışmaların ve uzun ilmi sunumların dışına yönelir. Aslında münakaşası, farklı yaklaşımları ve felsefesi derken küçük bir olay üzerine dahi sayfalarca yazmanın mümkün olduğu tarih disiplininde bazen küçük özetler bile yeterlidir. Vambery’nin eseri Macar tarihine başlamak isteyenler için güzel bir giriş…
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ağustos 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Diğer ev'i felsefi bir kitap olarak değerlendirmek yanlış olmaz. İnsanın içindeki duyguları en hakiki şekliyle kelimelere dökmüş.

Kısa bir roman olmasına rağmen gerek kurgusu gerekse anlatılmak istenen duygular ve gerçeklik çok yoğun bir şekilde yazılmıştır.

Anne-kız arasındaki soru ve cevapları, evlilik, evlilikte kadının konumu, insan nerde ve ne zaman kendini güvende hisseder durumu...

Bir ressamın ailenin içine girmesiyle ortaya çıkan kaos ve tabii ki sanatın irdelenmesi.

Kitabın son cümlesi, kitabın özetini vermektedir ;
" Hakikat, gerçekliği görmeye, bilmeye yönelik iddialarda değil, gerçek olanın bizim ona dair yorumumuzun ötesine geçtiği yerdedir. Hakiki sanat gerçek olmayanı yakalamaya çalışmak demektir."
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ağustos 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kraliçe Bakire'nin üzerinden on küsur yıl geçti. Fazla uzun bir boşluk. O sırada yazmadı mı? Yazdı. Neden kitap yapmadı da Örümcek Süpürgesi gibi bir ölüm-kalım kitabı yaptı? Çünkü Kraliçe Bakire'de çok saldırı aldı. Neslihan Yalman da aldı. Ama Özsoy aldırdı saldırılara... Örümcek Süpürgesi'nde bunu anlıyoruz. Kitaba diyecek söz yok, Özsoy arıyor. İkinci kitap olarak fazla iyi... Ancak keşke arada iki kitap çıkarsaydı da bu kitabı o deneyimlerle hazırlasaydı, demiyorum. Çünkü yaşadığı ülkede kadın olmanın ağırlığını çektiği için kimseyi sorgulayamam ben... Vicdanım buna elverişli değil.
Öfkeli... Bağışlamıyor, kaydını tutuyor. Sansasyonel olmaktan çekinmiyor. Bence böyle bir şiir kitabı çıkmış olması çok güzel..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Ağustos 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir hayli toplayıcı bir kitap... Yazar ateist, dolayısıyla agapik aşk konusunda zorlandığını kendisi de itiraf ediyor. Ancak Tanrının geri çekilmesi fikri, tasavvuf ve diğer mistisizm felsefelerinin dışında kalan teoloji için oldukça açıklayıcı geldi bana... Bunun haricinde aşk okumalarının bir yerinde mutlaka geçmeli, çünkü felsefe içindeki aşkı tek tek bulu toplamanız kolay değil. Aşkın Tarihi'yle birlikte okunduğunda zihin açıyor. Aşkın Tarihi biraz özet bir geçiş gibiydi, mecburen, hedeflediği kapsam nedeniyle...
Cinsellik kısmı ekstradan iyiydi. Daha önce bu konuda bir okuma yapmamıştım. Aşkla cinsellik arasında bir türlü kuramadığımız ilişki ve denge açısından, sadece meraklı okur için de -yani cinsellik ve suçluluk, dinin cinselliğe mesafesi, vb.- anlamlıydı bence...
İslam tasavvufu da sanıyorum Doğu'ya ilişkin olarak değerlendirildiği için bu incelemelerde yer almıyor bu arada... Hıristiyan ve İslam tasavvufunun ilahi aşka yaklaşımını karşılaştıran bir kitap dileğiyle...:-)
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Ağustos 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarık Tufan'ın okuduğum ilk kitabı. Kitap akıcı ama yavan bir akıcılık yok, kurulan cümleler ne gereksiz bir edebiyat izlenimi veriyor ne de sizi üzerinde düşünmeden devam ettiriyor. Hem heyecanla okuyacağınız hem de cümleler üzerinde düşüneceğiniz güzel bir dile sahip.

Kitapta ardışık bölümler iki farklı anlatıcının dilinden yazılmış. Anlatıcılardan biri Abdülhamid döneminde yaşamış Derviş Ali, diğeri ondan 100 yıl kadar sonra yaşamış bir genç kadın Halide. İkisinin de bağlantılı olduğu bir konak, Canfeda Konağı. İkisi de bir gecede başlarından geçenleri anlatıyor ve bu anlatımda pek çok cümlenin altı çiziliyor. Kesinlikle pişman olmayacağınız bir kitap.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir