Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Veda Etmiyorum
Of beni -bir kez daha- mahvettin Han Kang. Güney Koreli yazar son kitabı Veda Etmiyorum’da tıpkı Çocuk Geliyor’daki gibi ülkesinin karanlık bir dönemine bakıyor, hatta bence bu kitabı Çocuk Geliyor’un üstüne okumalı; zira metin, o kitabı yazdığı dönemde yaşadıklarını anlatmasıyla başlıyor.

İnsanı okurken tüketen, içinden canını çeken bu kitapları yazarken Kang ne hale geliyor acaba diye düşünüyordum, sorunun cevabını da alıyoruz bu kitapla. Yaşanmış onca vahşeti, dökülen onca kanı, ölen çocukları, katledilen insanları yazmak için araştırma yapar ve sonra onlardan edebiyat devşirirken sahiden sağlığından feragat ediyor, ruhunun bir kısmını teslim ediyormuş.

Bu kitapta da benzer bir şey yaşanmış olmalı, zira olağanüstü acıklı bir hikâye okuyoruz. Yazar bu kez bizi 1948’e, Jeju ayaklanmasına götürüyor. 14 ila 60 bin kişinin Komünist olmak suçlamasıyla öldürüldüğü bir ayaklanma bu, kitabı okuyana kadar bilmiyordum, öğrenmiş oldum.

Günümüzde başlayan hikâye, anlatıcımızın yakın arkadaşı İnson’un kendi anne ve babasının geçmişini araştırırken memleketi Jeju Adası’nın tarihini kazımaya başlaması ve bizzat kendi ebeveynlerinin bu kanlı katliamdan paylarına düşeni aldıklarını öğrenmesiyle geçmişe uzanıyor. Anlatıcımız, İnson ve onun annesinin, üç kadının gözünden bakıyoruz tarihe ve zamanın dibine, dibine, dibine doğru iniyoruz Han Kang’ın rehberliğinde. Geçmişle bugünü öyle bir birbirine ilmekliyor ki, üzerinden geçen 80 senede olayın dehşetinin bir gram azalmadığını iliklerinde hissediyor insan okurken. İlmeklediği şey sadece geçmişle bugün değil; rüyayla gerçek, hafızayla unutulma, travmayla sevgi. Bir arada var olabilen, birbirini yanlışlamayan aksine mümkün kılan şeyler. Ölü çocukların yerine inadına yaşatılan çocuklar. Zayıf, yenik gözüken insanların sabırlı mücadeleleri. Ne çok, ne çok şey var bu romanda.

Ve tabii kar… Bu romanı kışın karlar altında okumalıydım belki ama Han Kang öyle atmosferik yazıyor ki, nerede, ne koşulda okursanız okuyun içinde bulunduğunuz odaya zaten yağacak o kar, tenimde hissettim resmen o bitmeyen kar tanelerini.

Çok, çok, çok iyi bir roman Veda Etmiyorum. Han Kang da çağımızın en büyük yazarlarından biri bence.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aşk Dediğin Nedir, Charlie Brown?
O kadar, o kadar iyi geldi ki Peanuts okumak! Serideki kitapların kapağında "Wittgenstein'ı, Sartre'ı boş verin; 20. yüzyılın en büyük düşünürü Snoopy'dir" yazıyor - vallahi katılmamak mümkün değil. Charlie Brown'u ve Snoopy'i çocukluğumdan beri çok severim, çocukken çok gülerek okur / izlerdim, şimdi 35 yaşımda yine kahkahalarla ama sık sık da durup kısacık cümlelerindeki bilgeliği özümsemeye, anlamaya çalışarak okudum. Çok acayip gerçekten; çocukların basit düşünebilmeleri sayesinde zaman zaman hepimizi şaşırtan kuvvette ve manada laflar edebilmelerini Charles M. Schulz mükemmel yakalıyor ve aktarıyor. Çizimler zaten... Bakmaya doyamadım yine. Çok alaycı, çok ironik, çok zekice, çok sevimli. Nefis, basbayağı nefis bir seçki bu.

"Okul beni çok endişelendiriyor. Okulun beni çok endişelendirmesi de beni çok endişelendiriyor. Endişelerimin endişeleri var."

Hangimizin yok ki Charlie Brown, hangimizin?
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayat Dediğin Nedir, Charlie Brown?
O kadar, o kadar iyi geldi ki Peanuts okumak! Serideki kitapların kapağında "Wittgenstein'ı, Sartre'ı boş verin; 20. yüzyılın en büyük düşünürü Snoopy'dir" yazıyor - vallahi katılmamak mümkün değil. Charlie Brown'u ve Snoopy'i çocukluğumdan beri çok severim, çocukken çok gülerek okur / izlerdim, şimdi 35 yaşımda yine kahkahalarla ama sık sık da durup kısacık cümlelerindeki bilgeliği özümsemeye, anlamaya çalışarak okudum. Çok acayip gerçekten; çocukların basit düşünebilmeleri sayesinde zaman zaman hepimizi şaşırtan kuvvette ve manada laflar edebilmelerini Charles M. Schulz mükemmel yakalıyor ve aktarıyor. Çizimler zaten... Bakmaya doyamadım yine. Çok alaycı, çok ironik, çok zekice, çok sevimli. Nefis, basbayağı nefis bir seçki bu.

"Okul beni çok endişelendiriyor. Okulun beni çok endişelendirmesi de beni çok endişelendiriyor. Endişelerimin endişeleri var."

Hangimizin yok ki Charlie Brown, hangimizin?
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Başarı Dediğin Nedir, Charlie Brown?
O kadar, o kadar iyi geldi ki Peanuts okumak! Serideki kitapların kapağında "Wittgenstein'ı, Sartre'ı boş verin; 20. yüzyılın en büyük düşünürü Snoopy'dir" yazıyor - vallahi katılmamak mümkün değil. Charlie Brown'u ve Snoopy'i çocukluğumdan beri çok severim, çocukken çok gülerek okur / izlerdim, şimdi 35 yaşımda yine kahkahalarla ama sık sık da durup kısacık cümlelerindeki bilgeliği özümsemeye, anlamaya çalışarak okudum. Çok acayip gerçekten; çocukların basit düşünebilmeleri sayesinde zaman zaman hepimizi şaşırtan kuvvette ve manada laflar edebilmelerini Charles M. Schulz mükemmel yakalıyor ve aktarıyor. Çizimler zaten... Bakmaya doyamadım yine. Çok alaycı, çok ironik, çok zekice, çok sevimli. Nefis, basbayağı nefis bir seçki bu.


"Okul beni çok endişelendiriyor. Okulun beni çok endişelendirmesi de beni çok endişelendiriyor. Endişelerimin endişeleri var."

Hangimizin yok ki Charlie Brown, hangimizin?
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aile Dediğin Nedir, Charlie Brown ?
O kadar, o kadar iyi geldi ki Peanuts okumak! Serideki kitapların kapağında "Wittgenstein'ı, Sartre'ı boş verin; 20. yüzyılın en büyük düşünürü Snoopy'dir" yazıyor - vallahi katılmamak mümkün değil. Charlie Brown'u ve Snoopy'i çocukluğumdan beri çok severim, çocukken çok gülerek okur / izlerdim, şimdi 35 yaşımda yine kahkahalarla ama sık sık da durup kısacık cümlelerindeki bilgeliği özümsemeye, anlamaya çalışarak okudum. Çok acayip gerçekten; çocukların basit düşünebilmeleri sayesinde zaman zaman hepimizi şaşırtan kuvvette ve manada laflar edebilmelerini Charles M. Schulz mükemmel yakalıyor ve aktarıyor. Çizimler zaten... Bakmaya doyamadım yine. Çok alaycı, çok ironik, çok zekice, çok sevimli. Nefis, basbayağı nefis bir seçki bu.

"Okul beni çok endişelendiriyor. Okulun beni çok endişelendirmesi de beni çok endişelendiriyor. Endişelerimin endişeleri var."

Hangimizin yok ki Charlie Brown, hangimizin?
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okul Dediğin Nedir, Charlie Brown?
O kadar, o kadar iyi geldi ki Peanuts okumak! Serideki kitapların kapağında "Wittgenstein'ı, Sartre'ı boş verin; 20. yüzyılın en büyük düşünürü Snoopy'dir" yazıyor - vallahi katılmamak mümkün değil. Charlie Brown'u ve Snoopy'i çocukluğumdan beri çok severim, çocukken çok gülerek okur / izlerdim, şimdi 35 yaşımda yine kahkahalarla ama sık sık da durup kısacık cümlelerindeki bilgeliği özümsemeye, anlamaya çalışarak okudum. Çok acayip gerçekten; çocukların basit düşünebilmeleri sayesinde zaman zaman hepimizi şaşırtan kuvvette ve manada laflar edebilmelerini Charles M. Schulz mükemmel yakalıyor ve aktarıyor. Çizimler zaten... Bakmaya doyamadım yine. Çok alaycı, çok ironik, çok zekice, çok sevimli. Nefis, basbayağı nefis bir seçki bu.

"Okul beni çok endişelendiriyor. Okulun beni çok endişelendirmesi de beni çok endişelendiriyor. Endişelerimin endişeleri var."

Hangimizin yok ki Charlie Brown, hangimizin?
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Arkadaşlık Dediğin Nedir, Charlie Brown?
O kadar, o kadar iyi geldi ki Peanuts okumak! Serideki kitapların kapağında "Wittgenstein'ı, Sartre'ı boş verin; 20. yüzyılın en büyük düşünürü Snoopy'dir" yazıyor - vallahi katılmamak mümkün değil. Charlie Brown'u ve Snoopy'i çocukluğumdan beri çok severim, çocukken çok gülerek okur / izlerdim, şimdi 35 yaşımda yine kahkahalarla ama sık sık da durup kısacık cümlelerindeki bilgeliği özümsemeye, anlamaya çalışarak okudum. Çok acayip gerçekten; çocukların basit düşünebilmeleri sayesinde zaman zaman hepimizi şaşırtan kuvvette ve manada laflar edebilmelerini Charles M. Schulz mükemmel yakalıyor ve aktarıyor. Çizimler zaten... Bakmaya doyamadım yine. Çok alaycı, çok ironik, çok zekice, çok sevimli. Nefis, basbayağı nefis bir seçki bu.

"Okul beni çok endişelendiriyor. Okulun beni çok endişelendirmesi de beni çok endişelendiriyor. Endişelerimin endişeleri var."

Hangimizin yok ki Charlie Brown, hangimizin?
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mahcubiyet ve Haysiyet
Norveçli yazar Dag Solstad’ı okumaya epey yanlış bir yerden (T. Singer ile) başlamış ve hiç sevememiştim, sonra herkes “öyle olmaz, önce Mahcubiyet ve Haysiyet” demişti, gecikmeli de olsa laf dinledim ve okudum Mahcubiyet ve Haysiyet’i ve evet, bu kez oldu.

Romanın başlarken pek bir şey ifade etmeyen adı, kitabı bitirince anlam kazanıyor: bu kitap bu çağın çözülmesine dair bir roman ve bu çağda yitirdiğimiz iki temel şey olan mahcubiyet ve haysiyet, varlıklarıyla değil yokluklarıyla bu romanın baş rolündeler.

Daha ilk sayfadan romanın derdinin bu olduğunu söylüyor yazar: “bu çağda ve bu koşullar altında yaşamak zorunda kalmanın verdiği ve bir türlü kurtulamadığı rahatsızlık” diyerek. Rahatsızlığı duyan kişi Elias Rukla; son derece sıradan, rutin ve sıkıcı hayatından ziyadesiyle bunalmış bir edebiyat öğretmeni. Kendisini durmadan yoklayan anlamsızlık hissi yeni değil aslında, metin ilerledikçe ve biz karakterimizin geçmişini, evliliğini, insanlarla ilişkilerini öğrendikçe anlıyoruz bunu. Yani bir orta yaş krizinden daha öte, daha yapısal bir mesele mevzubahis ve büyük ölçüde içinde yaşadığı dünyadan kaynaklanıyor bu hal.

Ben şahsen çok sayıda Elias Rukla tanıdım. Hakeza kitapta bolca bahsi geçen, eski Marksist yeni kapitalist arkadaşı Johan Corneliussen’den de bolca gösterebilirim, özellikle babamların kuşağında çok sayıda örneği var, ki zaten bu roman da bir anlamda son idealist kuşağın savruluşuna yakılmış bir ağıt kanımca. Elias Rukla’nın okulda yaşadığı bir patlamadan sonra eve dönerken düşündüklerinden müteşekkil bu minik novella, mahcubiyet ve haysiyet üzerine olduğu kadar hayal kırıklığı üzerine de çokça akıl yürütüyor ki bence içinde yaşadığımız dünyanın hakim duygularından biri de o.

Şu çok sevdiğim pasajla bitireyim: “En fenası, kimseye söyleyecek bir sözü yoktu. Sözü ancak kendineydi. Bir çağ kapanmıştı, o ise oturmuş burada kendi kendine konuşuyordu. Bir çağ kapanmıştı ve toplumsal konularla ilgili bir birey olarak Elias Rukla’yı da beraberinde götürmüştü.”

Dag Solstad’la aramızı biraz düzelttik gibi, hadi hayırlısı. Banu Gürsaler Syvertsen’in pırıl pırıl çevirisinin de bunda payı büyük şüphesiz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaban Ördeği
Norveç edebiyatının önemli metinlerinden biri olan bu Henrik İbsen oyununu, okumak istediğim Norveçli yazarların kitaplarında kendisine çok fazla referans olduğunu bildiğim için biraz görev bilinciyle okudum ve fakat umduğumun çok ötesinde iyi çıktı.

19. yüzyıl sonu metinlerini okurken zorlandığım, toplumsal dinamikleri tam bilmediğim için öykünün içine giremediğim çok oluyor, yine öyle olur diye düşünüyordum. Hele ki tiyatroya mesafeli biri olarak oyun okuma fikri zaten başlı başına bir sınavdı.

Ve fakat bunların hiçbiri olmadı, zira nefis bir metinmiş bu. Şöyle diyor arka kapak: "Yazarlık yaşamı boyunca gerçeğin yılmaz savunucusu olmuş, gerçekliği deşerek yaşamdaki yalanları ortaya çıkarmaya kendini adamış olan Ibsen, bu oyununda kendisiyle çelişkiye düşme pahasına, bazan 'yaşam yalanları'nın yaşamda ayakta kalmak için gerekeceğini vurgulayarak "gerçeklik aşkına" yapılacak bağnazlıkların, masum insanların kurban edilmesine yol çabileceğini gösterir. Yaban Ördeği, bu büyük yazarın, kendi özeleştirisini yaparak kendini yargıladığı ilginç bir çalışma."

Meselenin özeti bu sahiden ama ilk bakışta göründüğünden çok daha katmanlı bir metin karşımızdaki. Sonuçları ne olursa olsun gerçekliğin peşinden gitmek gerektiğini savunan ve hatta kendine, başka insanları da gerçeklerle yüzleştirmek gibi bir görev biçmiş olan, bir nevi mesihlik iddiası da bulunan Gregers, arkadaşı Hjalmar'ın da karısı ve kızıyla ilgili gerçeği öğrenmesi gerektiğini düşünerek onu bilmediği bir sırla yüzleştiriyor. Bu hikâye üzerinden; gerçeklik, yalan üzerine kurulu da olsa mutluluktan yeğ midir sorusunu soruyor yazar. Aksini savunan, insanların "hayat yalanları"na ihtiyacı olduğunu savunan Doktor Relling karakteri ise bir antagonist / bir nevi Mefisto gibi konumlanıyor.

Hikâyede büyük bir sürpriz yok, tahmin edilebilir biçimde bitiyor ama sorduğu büyük soru ve diyalogların güzelliğiyle ummadığım kadar etkiledi beni.

Evet, karşıma çıkacak Yaban Ördeği atıflarına hazırım artık. Buyrun gelin.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yirminci Yüzyıl Filmini İzlediğim Akşam ve Başka Küçük Keşifler
Nobel Edebiyat Ödülü alan yazarların kabul konuşmalarını çok severim, hepsini okurum, ara ara böyle kitap olarak basıldıklarında da mutlaka alırım. Ishiguro’nun 2017’de yaptığı konuşmayı da vaktiyle okumuştum ama tabii üstünden çok zaman geçti, şimdi Ishiguro’nun bugüne dek yazdığı her şeyi okumuş biri olarak bambaşka bir yakınlık duygusuyla okudum metni.

Marquez ve Saramago’nun olağanüstü konuşmalarının yanında biraz zayıf kalsa da, yine de seviyorum bu metni. Özellikle şurası, edebiyatla kurduğum ilişkinin özeti gibi olduğu için benim için çok kıymetli: “Öyküler eğlendirebilir, bazen öğretir ya da bir tez öne sürer. Fakat benim için esas olan, öykülerin duyguları iletmesidir. Sınıfların ve uçurumların üstünden ortak insani yönlerimize hitap etmesidir. Öykülerin etrafında büyük, göz alıcı endüstriler var: Kitap sektörü, film sektörü, televizyon sektörü, tiyatro sektörü. Ama sonuçta öyküler bir insanın başka bir insana şunları söylemesinden ibarettir: Ben böyle hissediyorum. Ne kastettiğimi anlıyor musun? Sana da öyle geliyor mu?”

Edebiyatın yarattığı o büyük duygudaşlık - okumaya duyduğum sonsuz açlığın ardında yatan temel şey bu. Yani cevaplayayım: anlıyorum Ishigurocuğum ve evet, bana da sık sık öyle geliyor.

Ishiguro’nun yazarlık yolculuğunu, ondaki izi çok bariz olan Proust’la ilişkisini, iyimserliğinin kökeninde yatanları anlamak için kıymetli bir metin bu. Özellikle son bölümünde aslında Nobel sonrası yazacağı Klara ile Güneş’i tarif etmiş, onu da şimdi tekrar okuyunca anladım. Bir de Malcolm Bradbury ile Angela Carter’ın (bu sıra ne kadar sık Angela Carter ile karşılaşır oldum ben ya?) kendisinin hocası olduğunu da bilmiyordum, bu konuşmadan öğrenmiş oldum.

Nobel konuşmaları güzeldir ya. Keşkem Annie Ernaux’nunki de basılsa.

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir