Kralın Bedenleri
Kıraathane'nin ilk kitabıydı Kralın Bedenleri, epeydir sırasını bekliyordu kitaplığımda, sonunda okudum. İçinde daha okumadan çok sevdiğim, Kıraathane'nin çantalara ve defterlere de bastığı iki cümle barındırıyor olsa da, kitap beklentimin altında kaldı maalesef.
Cümleler şunlar: "Edebiyatı ciddiye alışımız insanın yüreğini burkuyor" ve "Madam Bovary tüm kadınlardır." Bu iki cümlenin basılı olduğu çantalarım ve defterlerim hala gözümün bebeği, o ayrı.
Fransız yazar Pierre Michon'un Beckett, Flaubert, Faulkner, ve Hugo gibi hayatında yer etmiş yazarlara dair kısa denemelerini içeriyor kitap; Homeros, Dante, Joyce, Sartre, Gombrowicz, Pessoa gibi isimlere de uzanıyor. Nesnel denemeler veya teknik analizlerden çok, epeyce kişisel metinler bunlar; yer yer de çok iyi yazılmış metinler. Kimi zaman yazarların bir fotoğraftaki duruşundan, bakışından, elinde tuttuğu sigaradan yola çıkarak yazıyor, kimi zaman onların metinlerinin kendi hayatıyla kesiştiği yerleri aktarıyor.
Kimi bölümleri epey ilginç olmakla beraber, yazarın neyi neden anlattığının havada kaldığı çokça bölüm var kanımca. Kullandığı poetik dil okurken insana haz verse de, bazı kısımlarda "yani?" sorusunu sormama mâni olamadı. Bir de son birkaç sayfada anlattığı, genç bir barmen kızı taciz edip dayak yemesiyle sonlanan tuhaf hikâyeye gerek var mıydı hiç emin değilim...
Neyse. Şu alıntıyla bitireyim hadi: "Yapıtın yetkinliğini gösterebilecek tek bir kanıt, maskeyi kesin olarak un ufak etmenin tek bir yolu, yazının her şeye yeten gücünün doğaüstü tek bir onayı olabilir: O da zevkten ölmektir. Kusursuz sanatçı şarkısının güzelliğinden ölür. Kusursuz bir bicimde hakli kılınan ve onaylanan bu kusursuz sanatçıya Madame Bovary'de, çileden çıkmış, birbirlerinin bedenleri için deliye dönmüş Emma'yla Léon'un bir kılavuz eşliğinde Rouen Katedrali'ni gezmeye sürüklendiği, derken kavasın sözlerine takılıp kaldığı gülünç sahnede rastlanır: 'İşte, dedi gösterişli bir havayla, büyük Ambroise çanının çemberi. Tam kırk bin libre ağırlığındaydı. Bütün Avrupa'da eşi benzeri yoktu. O çanı döken işçi sevinçten ölmüştür...'
Gökyüzünden düşüp yaratıcısının kafasına inen bu yirmi tonluk çan öldüren metindir."