İşin Aslı, Judit ve Sonrası
"Sevgi muazzam bir bencillik. Sevginin korku imparatorluğunda ölümcül bir yara almadan yaşayabilen insan var mıdır, bilemiyorum."
Ay muhteşem, muhteşem. İyice Macar Kültür Elçisi gibi oldum ama okudukça daha çok seviyorum Macar edebiyatını, ne yapalım? Sandor Marai'nin "İşin Aslı, Judit ve Sonrası" kitabı bu sene okuduğum kitapların en iyilerinden, şimdiden rahatlıkla söyleyebilirim.
Bir adam: Peter. Önce ilk karısından, sonra kendisinden, en son da ikinci karısından dinliyoruz aynı öyküyü. Anlatıcılar başka zamanlarda konuşuyor ve böylece 20 seneye yayılmış bu hikâyenin tamamını öğreniyoruz. Herkes aynı zamanı ne kadar farklı deneyimlemiş, ne kadar farklı bakmış, birbirlerini ve kendilerini ne kadar farklı duyumsamış - müthiş. Ki zaten hep öyle olmaz mı?
İlk bakışta bir aşk ve belki intikam hikâyesi bu fakat o kadar çok katman var ki, açıldıkça açılıyor konu. Yazar karakterlerini sınıf dinamikleri üzerinden konumlandırıyor ve bunu muazzam biçimde yediriyor metne. Bir küçük burjuva, bir soylu ve bir proleter üç karakter var ve hayata, aşka, yalnızlığa, paraya, savaşa bakışlarını ait oldukları sınıfın nasıl şekillendirdiğini görüyoruz. Birinin sözünü bile etmediği, farkına varmadığı "normal"inin, diğerinin o kişiye karşı tüm tavrını biçimlendiren bir şeye dönüşmesini, insan ilişkilerinin belki de bu yüzden imkansızlığa mahkûm olduğunu, hayatta birini gerçekten anlamanın nasıl sadece bir ütopya olduğunu...
Yazarın dili müthiş lezzetli - okuduğum neredeyse tüm Macarlarda karşıma çıkan tadı burada da aldım; asla ağdalı olmayan ama şiirli bir dil, süssüz kelimeler ve mesafeli bir katılıkla insanın teninin altına nüfuz edebilme kabiliyeti ki bunu çok, çok seviyorum.
Çok kolay akan, müthiş sürükleyici bir öykü ama yazar bazen öyle büyük şeyler söylüyor ki durup düşünmek, bir daha okumak ihtiyacı duyuyor insan. Ezcümle; bayıldım bu kitaba, kana kana içtim resmen. Okumadıysanız lütfen okuyunuz.
Şununla bitireyim: "İki gururlu insan yan yanayken kuşkusuz çok acı çeker. Fakat şimdi sizin içinize, neredeyse günah sayılabilecek bir hırs girmiş. Bir insanın ruhunu ondan koparıp almak istiyorsunuz. Âşıklar hep bunu isterler. Fakat bu günahtır."