Goethe Öleyazıyor Hakkındaki Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
Goethe Öleyazıyor
Bernhard'ın uyandırdığı öfkeyi bilmem neyle alt etsek. Soru değil.
Goethe Öleyazıyor: Zamanda bir kırık. Wittgenstein İngiltere'den gelmek zorunda çünkü Goethe öyle istiyor. Goethe'nin kurduğu dünya Wittgenstein'ınkinde eriyince, ikinci birincisini kapsayınca Goethe bu büyük düşünürü görmek istiyor, kendisinden daha kudretli bir düşünür Cambridge'te. Oxford cenahlarında veya, Wittgenstein Goethe'den etkilendiğini hiç söylememiş olsa da bu doğru; makaleler yazılmış ve durumun böyle olduğu, durumun böyleliğinin Goethe'yi ne kadar üzeceği söylenmiş. Üzülen Goethe ne yapıyor, Wittgenstein'ı görmek istiyor ve bunu etrafındakilere söylüyor, ölmeden önce, anlatıcı ölümden az önce geldiği zaman Riemer'den duyduğuna göre. Büyük yazarın etrafına yerleşmiş diğerleri, Goethe'nin yakın çevresi. Wittgenstein getirilecek, nasıl? Eckermann karşı çıkıyor ve şutlanıyor. Felsefi oğul, Avusturya'nın biricik filozofu, Wittgenstein getirilecek, Riemer'in dediğine göre. Az bir zaman kaldı, Mart'ın yirmiikisinde Wittgenstein gelmeli, Goethe ölecek. Alt katta bekleyen kadınları yola çıkacak Kräuter için kürk çıkarıyorlar, boydan boya geçilecek soğuk memleketler, tapılan bir adamın son isteği var. Son istek de geçilmelidir; adam bir başkasını istiyorsa kalbe giren bıçakla birlikte getirilmelidir. Ne ki Wittgenstein ölmüş, Kräuter oraya varmadan az önce. Goethe'nin Alman edebiyatını öldürdüğü gibi ölmüş, Goethe'nin şiiri öldürdüğü gibi ölmüş, Faust'a eş tutulan sayfaları gibi ölmüş. O ölmüşse Goethe de ölecektir demiş Riemer, yanındaymış da ölürken, Mehr Nicht! (İstemem Artık!) diyerek ölmüş Goethe, "Mehr Licht" (Biraz daha ışık) diyerek değil. Bu bir sır, çözülmeyecek, sadece okurlar biliyor, bir de Bernhard. Dahi Goethe.
Montaigne: Kütüphanenin solundan çekilen bir kitap, Montaigne'in, yaşam bilgeliğiyle dolu ve keyif veriyor, yaşamayana, sakat olana ve ailesinden nefret edene, kuleye kendini kapatana, aranana. Yüzyıllar öncesinden gelen bir sesin dostluğu her acıya yeter, her acıyı perdeler, her hastalığı yenemez, o kadar değil. Zayıf ciğerler ömürlük bir hastalığın ilk ve son adımı, bir yere gidilmiyor, en fazla kuleye çıkılabilir, onun dışında ailenin bakımına muhtaçlık ölümcül. Kötü bir çocuk olduğu kafasına kakılmış, kötü, bakılmalı, ölür, ölürse yaşatamamanın beceriksizlik duygusu, ailenin nefretinin doğuşu. "Onların yıkımı olmuşum, öyle dediler bugün yine, bense onlara durmadan diyorum ki, asıl siz benim yıkımım oldunuz, beni peydahladığınız noktadan beri de mahvetmeyi sürdürüyorsunuz." (s. 25) Güzel bir ev, güzel bir aile, hasta bir çocuk. Kötü giden her şeyin sebebi bu çocuk, ciğerlerinin de sorumlusu, sorumluluktan sorumlu, kırkiki yıldır, kırkiki yıldır ellerinden gelen tek şey nefret kusmak, mutsuzluğa doyum, mutluluğa inanmak gibi değil mutsuz olmak, aileden nefret etmek bir doyum. Her sabah aynı döngüye. "Beni gerçeği söylediler diye suçladılar deyim yerindeyse. Ama ara sıra gerçeği de söylemek üzere güzelsiniz, akıllısınız dediğimde de yalan söylemekle suçladılar. Yani yaşam boyu beni kâh gerçek kâh yalan yüzünden suçladılar, sonuç olarak beni hem yalan yüzünden hem de gerçek yüzünden suçladılar, ben de onları yaşam boyu yalanla ve gerçekle suçladım aynen." (s. 28) Ağlamak ve gülmek, bir adım geriye gidip kendini ağlarken izlemek ne kadar gülünç diyor anlatıcı, gülünç duruma sokulmaktan daha da gülüncü. Kuleye yaklaşan ayak sesleri ne kadar da gülünç, aradığını bulanlar için, bulunmamak istemesine rağmen. Onun.
Yeniden Görüşme: Aileden kaç türlü nefret edilebilir? Anlatıcı arkadaşıyla, dostuyla, biriyle konuşur. Dağlara çıkmak, yılda iki kere, iki yılda bir kere başka coğrafyaların dağlarına çıkmak, huzursuzluğu yenebilmek için, evden uzaklaşmak için, huzursuzluğu yenebilmek, huzur bulabilmek için. Anlatıcı sürekli hatırlatır, hatırlar mısın, bizi hep dağlara çıkarırlardı ve annelerimiz, babalarımız aynı kişiler, aynı ruhlar, aynı gölgeler tarafından üretilmişti, bir taraf dikkat çekmek istemezken bizimkinin tarafı cart kırmızı, cart yeşil kıyafetler giydirirdi, annenin başka kumaşı yokmuş gibi hep o renklerde örerdi öreceğini, anababa zindanı kurtuluşsuz zamandır. Anlatıcı yıkmıştır, kaçmıştır, onlu yaşlarının sonu onun için kurtuluştur ama öfkenin büyümesine engel değildir, diğeri kaçamamıştır, ellili yaşlarında babasının pardesüsünü giymektedir, neden, çünkü baba aşılamayacağı için, doğurduğu öfke öldürülemeyeceği için, annenin suskunluğu alt edilemeyeceği, susarak işlenen cinayet dili kemirdiği için. Her şeyin onlara benzediği için; enstrümanında uzmanlaşamaman onların berbat müzisyenliği yüzünden, Mozart'ı başka türlü dinleyememen de, başka türlü yaşayamaman da. Ölülerin evinde bir evlat, hayaletlerle kavgalı, duvarlardan çocukluğunu kazıyor ve yeni bir katman çıkıyor, hep yeni bir katman çıkıyor, adamçocuk duvarı yıkacakmış gibi, yaşamı buna bağlıymış gibi kazıyor ama her seferinde yeni bir manzarayla, yeni bir öfkeyle karşılaşıyor, eskimiş olanlar, yere dökülenler duvarda tekrar beliriyor. "Bizim anababalarımız gibi insanlar asla huzur bulmaz, dedim, huzursuzluğun ta kendisi oldukları için dedim, bu huzursuzluk bulundukları her yere gittiği, onu gittikleri her yere beraberinde götürdükleri için." (s. 43) Kopamadıkları için kendilerinden, bir şeylerden, yaşamlarından, evlerinden, dağlarından. Dağlar, gezintiler yüzünden ölen kardeşler, çürüyen ruhlar belirir, her biri parlak bir gridir, hatırlandıkça parlar. Parladıkça öldürür, aileler gibi, anababalar doğurdukları gibi öldürürler, gebertirler, kendi leş kokularını bulaştırırlar, çocuk pisliğin içinde büyür, anababaların çarpık ruhları onu eğip büker, rezil bir çocukluk, ergenlik, yetişkinlik, otuz yaşındaki adamın sekiz yaşından kurtulamaması, annenin ağlaması ve otuzundaki adamın kurtulamaması, otuzundaki adamın kurtulmak için kendisinden kurtulmayı düşünmesi için bir anne yeterlidir, baba olmasa da olur, bir tane başkası yeterlidir, her şeyin kötüye gitmesi için bir tane ne düşündüğünü iyi düşündüğünü düşündüğümüz insan yeter, her şeyin iyisini başkasının bildiğini düşünmek yeter, bunun için ne yeter, bir adet kötü yaşanmış yaşam yeter. Sona erdirilmeli, kimse böyle bir şey yaşamak zorunda değil.
Yanıtla
0
2
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
AYŞİN AĞRITMIŞ
28.06.2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bernhard kaleminden kısa öyküler de keyifli ama asıl keyif veren içinde Goethe ve Montaigne yer vermesi. Hemen akla gelen Yalom “ Nietzsche Ağladığında “ ya feyz aldığı Bernhard olsa gerek…
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
cinna24
09.07.2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Güzel, değişik bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Doruk Doruk
08.06.2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bernhard ın diğer kitapları gibi bu kitabında çok güzel.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
KY-6193674
11.08.2021
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Severek okudum, sürükleyici ve merak uyandırıcı 4 hikaye. Goethe aşığı birisi olarak adı geçen hikayesini büyük heyecanla okudum, sanki yaşadığı duyguyu hissi yaşıyordum okurken, ilk hikaye de onu tablolaştırmış.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
kartal-03
02.08.2021
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Thomas Bernhard’ın yaşarken kitaplaştığını göremediği, seksenli yılların başında gazetelerde yayımlanan dört kısa öyküsü,
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
asdfghje
28.06.2021
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
4 öyküden oluşuyor ama okuması zor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Mersaultt
25.01.2021
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bernhard, anlatılarda olduğu kadar kısa öykülerde de büyük bir yeteceğe sahip.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
fthsrky
08.11.2020
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tıpkı romanlarında ve anlatılarında olduğu gibi, bu dört öyküde de Bernhard, ana izlekleri olan yalnızlık, anne babaya duyulan nefret, “dünyanın en çirkin ve gülünç ülkesi” Avusturya ile sevgi-nefret ilişkisini aynı dirençle işliyor, trajik anlar ve komik durumları ustalıklı bir ironiyle açığa çıkarıyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Zafer Çelenkoğlu
10.06.2020
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk öykü iç içe cümleler ile gerçekten zorluyor fakat ilerledikçe ne kadar da efsane bir eser olduğunu kanıtlıyor
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
okur167
18.04.2020
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Keşfedilmeyi bekleyen güzel bir öykü derlemesi
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
İlayda Demir
29.03.2020
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bernhard'ın kendine özgü üslubuyla bir günde iki hikayesini okuyamadığım, sindirmek için kendime zaman verdiğim,bir kitap oldu denemeye değer.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
eren6565
13.03.2020
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın deneme türünde yaxdığı bir kitap dığer kitapları kadar etkileyici degil
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
of not being a jew
11.03.2020
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Farklı bir tarzı var. Okunması gerekli diyemeyeceğim. İlgilisi okuyabilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
captainfuture
26.01.2020
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın bütün eserleri başyapıt niteliğinde. Okunmalı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
gelibolu şehit
09.12.2019
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kesinlikle çok sarsıcı bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
turan tekintongaç
11.06.2019
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Alır almaz bitirdim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Maide Incesoy
09.08.2017
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çeviride biraz problem olduğunu düşünüyorum ancak okunabilir bir kitap. Dili biraz okurken insanı yoruyor ancak hikayeler güzel.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Deruni Kadim
14.11.2015
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Thomas Bernhard'ın diğer eserlerini okumadan yorum yapılmaması gereken bir eseri.
Yanıtla
2
2
Destekliyorum 
Bildir
Eczacı-N
01.11.2015
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
4 hikayeden oluşan eser, okunabilir.ilk öyküdeki anlatım dilinin bir anlamı/özelliği var mı, çevirmen ya da yazar kaynaklı mı bilemiyorum. Çeviri temelli bir kaç problem daha olduğu kanaatindeyim. Yoksa anlatılanlar her ne kadar 1950lerde kaleme alınsa da her yıla ( insan-ben konuşması) hitap eder nitelikte.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
cigdem9005 16.01.2015
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
büyük merakla alıp okumaya başlamıştım kii
çok yanılttı.
mış lı müş li olmuşmuşlu kelimeler çok fazla yordu.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
karaademmm
29.03.2020
Kendini kelimelere hapsetmeyi sevmediği gibi tanımlamaları, ‘laf cambazlıklarını da’ sevmiyordu Bernhard.

Yazdıklarımın diyordu ‘bir kurgu ve hikaye’ barındırdığını gördüğüm an onları anında yok ederim.

Burada da o tezinden hiçbir şey kaybetmiyor. Zor diye tabir ettiğimiz ‘okumaların’ yazarı bence o.

Dört hikaye-anlatı okuyacaksınız:

Goethe Öleyazıyor’da sizleri temsili şekilde Goethe’nin son anlarına götürüp aslında ikisinin aynı dönemde yaşamamış olduğu Ludwig Wittgenstein güzellemesi yapacak.

Özellikle ‘Montaigne ve Yeniden Görüşme’ başlıklı yazılarında bitmek bilmeyen ‘anne, baba nefretine’ odaklanıp ‘huzursuz’ kelimeler söyleyecek.

Son başlıkta ise Avrupa’nın kuzeyine göç ve Avusturya eleştirileri okuyacaksınız.

Eserinin bu kadar uzun tanıtıldığını görse eminim bana, bize çok kızardı. Affetsin.

“Kendini anlaşılır kılmak imkansızdır.” diyen bir kaleme hoş geldiniz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
meltemcilik
21.07.2019
Goethe Öleyazıyor öyküsünü açıkçası hiç beğenmedim, İkinci öykü olan Montaigne ise aşırı derecede beğendim. Aynı kitapta yer alan iki öyküye bu kadar zıt olmam şaşırttı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir