Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

14.11.2020

The Wayward Bus. Aşk Otobüsü veya Sel Yayıncılık çevirisiyle Asiler Otobüsü.

1947 tarihli eser bilindik Steinbeck kitaplarıyla ortaklıklar taşıdığı gibi farklı olan yanları da beraberinde getiriyor.

Onu genel olarak ‘emekçi ve direniş’ mesajlı eserleriyle sevdik. Burada daha çok bir aile ve yollarının kesişeceği yabancıların iç dünyalarını dile getirişiyle okuyacağız.

Bir şekilde yolları kesişen farklı isimler göreceksiniz ve bundan kaynaklı olayları yorumlayış ve olaylara bakış açısı sürekli değişecek.

Alice ve Juan Chico, yol üstünde ufak bir lokanta sahibi ve turlar düzenleyen bir çift.

Carson ve Norma ise onların dükkanlarındaki yardımcıları.

Bay-bayan Pritchard ve kızları Mildred, Ernest Horton, Camille, Von Brunt ve diğerleri ise ‘Chico’ çiftiyle bir şekilde yolları kesişen insanlar.

Tüm isimleri “Bir Tanem” ismini verdiği otobüsüyle California kırsalında yolculuğa çıkaracak olan Juan Chico ile zevkli, bol betimli bir eser sunacak Steinbeck.
09.11.2020

Ülkemizde gereken değeri göremiyor şu an için. Oysa Roza Hakmen, Seda Ersavcı ve Neyyire Gül Işık gibi değerli çevirmenlerin imzalarıyla yayımlandı, yayımlanıyor.

Duygusal Adam, 1986’da yayımlanan; fakat dilimize bu yıl çevrilen eseri.

Bazı yazarlarda özellikle odaklandığımız ‘nasıl’ anlattığı kısmında Javier Marias çıkıyor karşımıza. Dili kullanışı konusunda çokça etkileyici.

Başarılı bir opera şarkıcısı karşılıyor bizleri bu eserinde. Dört yıl öncesine götürecek bizleri. Düşlerine belki de.

“Bilmem neden, düşlerin seçici belleği duyularımız uyanıkkenki belleğimizden öylesine farklıdır ...” (s.26)

Bay-Bayan Manur ve onların refakatçisi Dato.
Yıllar önce bir tren yolculuğunda bakışma ile başlayan durumun bir ‘tutku ve takıntıya’ evrildiğini okuyacaksınız satırlar arasında.

Kısa gibi görünen fazlasıyla etkili bir eser var elinizde. Marias’a başlamak için yerinde bir tercih olabilir. Buyurun.
04.11.2020

Güney Amerika’nın büyük kalemlerinden Marquez, Borges, Llosa ve Cortazar yanında adı anılası yazarlardan belki de Bolano.

Saydığımız isimlerin birçoğunda yer alan katman katman dil yapısının onda biraz daha azaldığını görüyoruz.

Mösyö Pain var karşımızda. Bir ajan olduğunu söyleyemesek de ‘okült’ bilimler merakıyla farklı bir ajan-dedektif imajı yaratıyor bizlerde.

Ona başvuran Madam Vallejo’dur. Eşi şair Cesar Vallejo ‘hıçkırık nöbetine’ tutulmuş ve uzun bir süredir bu rahatsızlıktan muzdariptir.

Görüşmeyi kabul eder Pain. Fakat bu tedaviden el çekmesine sebep olan iki İspanyol sonrası olayların heyecan yükü artar.

Dar ve loş sokaklar, yağan yağmurlar, dinmeyen bir ‘iç koşuşturma’ ve ‘nelerden’ kaçtığını bilmeyen Mösyö Pain.

Dili ve kurgusuyla sizleri de etkileyeceğini düşünüyorum. Şans verilmeyi hak eden yazarlardan Bolano.
02.11.2020

1938 doğumlu Rus yazarın dilimize çevrilmiş ilk eseri bu. Derleme bir hikaye

Minimal kapak tasarımlarıyla bizlerin gönlünde taht kuran Jaguar Kitap bu alışkanlığını devam ettiriyor.

Hikayeleri, kapaktaki iğne gibi etimize batıp canımızı acıtan ve ruhlarımızdakini açığa çıkaran bir yazar çünkü o.

Sovyet Hükümetinin birçok yasaklı yazarı gibi o da uzun bir dönem yasaklı kalıyor ülkesinde. Çocukluğu zorluklarla dolu.

Hatta giriş yazısında yer aldığı gibi “bazı yazarların gerçeküstü acıları, onun çocukluğunun gerçek acıları”.

Kadınlar ve küçük kızlar var bu hikayelerde genel itibariyle. Mekansa çok değişmiyor: sahipsiz kalan apartman daireleri ve boş sokaklar.

Çokça da zorluk. Ama her şeye ve her karanlığa rağmen aralanan umut kapısı.

Dostoyevski, Tolstoy, Gogol, Gorki sonrası yaşayan bir büyük Rus yazar. İlk kez Türkçe’de. Buyurun.
31.10.2020

1935 yılında yayımladığı öyküsüyle edebiyata adımını atıyor. Ve o günden sonra uzunlu kısalı yüzlerce hikaye ve onlarca roman kaleme alıyor.

Bunların arasında Sedat Simavi ve Orhan Kemal ödülleri alanı da var; sinemaya aktarılanları da.

1950 sonrası belki de İkinci Dünya Savaşı sebebiyle roman anlayışını değiştirip aşktan bir nebze uzaklaşıp birey ve toplumun bunalımlarına odaklanıyor.

Gazete ve dergilerde de yazılar kaleme alıp röportajlar yapıyor çokça.

Eserleri bir dönem Can Yayınları imzalı çıkarken bu günlerde ‘h2o’ tarafından yayımlanıyor. Artarak devam eder umarım.

İki hikayesini bulacaksınız burada:

Bir Hanımefendinin Ölümü ve Ada.

İlk hikayesinde ‘bir hanımefendinin’ intiharı sonrası ailesinin içine düştüğü maddi-manevi kaygıları, heyecanları geriye dönüşlerle okuyacaksınız.

İkinci hikayede ise seven ama birlikte olmayı beceremeyen iki insanın ‘dört yanı denize komşu bir toprak parçasında’ yaşadıklarına ve dile getirdiklerine odaklanacaksınız.