Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
kalemimin ucu Tarafından Yapılan Yorumlar
Yalçın Pekşen'in yıllar önce, şu an ismini hatırlayamadığım gezi-anı türünde bir kitabını okumuştum. Hoşuma da gitmişti. Ancak bu kitap tam bir skandal. Yazar, Tanrı'nın yaratıcılığıyla bile alay edercesine mizah yaptığını sanıyor. Bu ne gaflet, bu ne aymazlık!.. Yüce Yaradan kainatta yaratıklarında zerre bir eksiklik bırakmış mı ki, Türkler'i yaratırken eksiklik bıraksın? Yalçın Pekşen bunları yazarken özellikle genç beyinlerde yaratacağı tahribatı hiç hesap etmedi mi, yoksa kasıtlı mı hareket ediyor? Mizahın da bir ölçüsü olmalı. Mizah yapacağım derken birtakım manevi değerlerin rencide edilmesi ne kadar doğru? Saçma sapan düşüncelerle dolu bu kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye etmiyorum.
Gerçek hayattan kesitlerin de sunulduğu bir polisiye roman. Kitabın başlangıcı oldukça heyecanlı. Polis müfettişi Safa ve yüzbaşı Hüseyin'in Diyarbakır'da işlenen birtakım cinayetleri araştırırken yaşadıkları, batılı ajanların bu bölgede nasıl fink attıkları ve olayları yönlendirdikleri çarpıcı şekilde anlatılıyor. Polisiye romanları sevenler için güzel bir kitap. Ancak kitabın sonlarına doğru heyecan biraz kayboluyor gibi. Tam da buralarda bu günkü hükümet övülüyor gibime geldi.
Bu kitabı alırken maceralı bir roman okuyacağımı düşünmüştüm. Fakat okumaya başlayınca, kitabın kişisel gelişimle ilgili olduğunu anladım. Daha önce bir kaç değişik kişisel gelişim kitabı okumuş olanların pek ilgisini çekeceğini zannetmiyorum. Bana göre bu tarzdaki diğer kitaplardan farkı, öyküleştirilerek anlatımın seçilmiş olması. Yoksa, düşünce sisteminin değiştirilmesi, daha sağlıklı bir yaşama kavuşma gibi pek çok konuda yöntemler hemen hemen aynı. Şunu da belirtmek isterim ki: Keşke bu kitapta anlatıldığı gibi sahip olduklarımızla yetinmesini bilsek de, daha huzurlu bir dünyada yaşamanın zevkine varsak.
Yazarın da dediği gibi son 150 yılı bilmeyenlerin bugünü anlaması imkansızdır. Büyük acılarla çekildiğimiz son vatan parçasında tutunabilmemizin ilk ve en önemli yolu; gençlerimize, geniş bir coğrafyayı terk ederken başımıza gelenleri en iyi ve doğru şekilde anlatabilmektir. Nil'den ve Tuna'dan Sakarya'ya çekilirken yaşadıklarımız, Nil ve Tuna'ya giderken yaşadıklarımızdan çok daha öğreticidir...Evet, bazı milletlerin kendine tarih aradığı bir dünyada, büyük tarihimizin çocuklarımızdan esirgenmiş olması, milletimizi bütün tehlikelere açık hale getirmiştir... Düşüncem odur ki: sayın R.Ş.Apuhan bu kitabıyla büyük bir hizmeti yerine getirmiştir. Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında yer almış nice isimsiz kahramanımız (mehmetçikler), neredeyse unutulmuş tarih sayfalarından bugüne, sayın Apuhan tarafından taşınmış oluyor. Bu kitabı mutlaka okuyunuz ve özellikle gençlerimizin okumasını sağlayınız.
Bir kırık ümitle yollara düşen binlerce vatan evladının, sonu bembeyaz ve acı bir hüzünle biten kahramanlık hikayesi. Her türlü olumsuzluğa karşı, vatanlarını düşmana çiğnetmemek için ölümü göze alanların hüzünlü sonu. Evet, tıpkı Çanakkale gibi, Sakarya gibi Sarıkamış da hafızalardan silinmeyecektir. Bu romanda, Ruslara değil de doğa şartlarına yenilen binlerce askerin varolma mücadelesini bulacaksınız. Bu yolculuk İstanbul Haydarpaşa'dan başlayıp, Trabzon, Gümüşhane, Erzincan, Erzurum ve Sarıkamış'a kadar uzanıyor. Kitapta bütün harekatın yanısıra ağırlıklı olarak Faik Çavuş ve takımının yaşadıklarını hüzünlü bir şekilde okuyacaksınız. Vatan için toprağa düşen tüm şehitlerimizin ruhları şadolsun. Şükran ve minnetle anıyoruz. Hüzünlü bile olsa böyle bir romanı yazan sayın İsmail Bilgine de ayrıca teşekkürler.