Tarihimizin bu dönemini anlatan kitaplarda genellikle II’nci Abdülahamid’ten iyi bahsedilmez. Çünki gerçekten de şartları çok zor bir dönemde yöneticilik yaptı ve bu şartlar altında, alınan her kararın doğru olması, hem toplumu memnun etmesi hem de devletin idamesini sağlaması çok zordu. Ben; II’nci Abdülhamid’in akıllı, siyaseti bilen ve Osmanlı İmparatorluğunu kurtarmak için çok radikal önlemler alınması gerektiğinin farkına varmış ve bunları uygulamaya çalışmış bir Padişah olduğu kanaatindeyim. Avrupa’nın ve Rusya’nın düşmanca siyaseti karşısında Balkanlar’da, Ortadoğu’da, Ortaasya’da ve hatta Afrika ve Japonya’da, siyasi ve diplomatik bir takım girişimlerde bulunmuş. Bu girişimlerle, hem ekonomik ve teknolojik gelişimi sağlamayı, hem de Avrupa Siyasetine karşı bir denge oluşturmayı amaçlamış. Ancak, bu maksadını tahakkuk ettirmekte başarılı olduğu söylenemez.
(O dönemde de çıkış yolu olarak görülen bu politikanın, bugün, Avrupa Birliği Siyasetine karşı; hem siyasal konjektür, hem de teknolojik olarak, o döneme nazaran çok daha uygun bir konumda bulunmamıza rağmen, neden uygulamaya çalışılmadığını merak ediyorum. )
Kitap hakkında düşündüklerimi de kısaca ifade etmek istiyorum:
Yukarıda belirttiğim gibi, bazı kitaplarda II’nci Abdülhamid’in, her yönü ile kötü bir Padişah olduğu, baskıcı, acımasız olduğu değerlendirmelerini okursunuz. Muhafazakar düşünceye daha yakın olan kesim ise, övmekle bitiremez. Bu kitapta da bilimsellikten ziyade değerlendirmelerle övgüler dizilmiş. Ben, tarimizi anlatırken ve yorumlarken, artık siyasi düşüncelerden arındırmamız gerektiğini düşünüyorum. Doğruları anlatırken abartmayı ve övünmeyi, yanlışları anlatırken başkalarını suçlamayı veya bahaneler üretmeyi bırakmamız lazım. Bunu yapmayı başarırsak ‘’Tarih tekerrür etmez’’