Kitap konusundaki eleştirilerin bir çoğunu okudum. Ancak nedense bazıları tamamen öven, bazıları da tamamen yeren bir yaklaşımdalar. Sanırım bu kitap, bir kurgu roman olarak eleştirilmekten ziyade, Amerikan karşıtlığı ile Amerika’ya çok fazla haksızlık edildiği görüşünü paylaşanlar arasındaki fikir çatışması, bunun yanında milli gururu en üst düzeyde yaşayanlar ile uluslararası ilişkileri tamamen komplo teorileri yumağı olarak görenler arasında sıkışıp kalmış. Zaten kitabın bu kadar çok ilgi görüp, yazarlarının hemen hemen her akşam başka bir televizyon kanalında boy göstermelerinin temelinde de bu var sanırım. Ben eleştirirken; yazarların, Amerikan karşıtlığını teşvik edip etmediğinin, Milli gururumuzu yükseltiyor mu, ayaklar altına mı alıyor tartışmasına uzak kalmak istiyorum.
Öncelikle gündemdeki tartışmalardan da anlaşılacağı üzere konu son derece ilgi çekici. Takdir ediyorum. Bir çok kimsenin telaffuz etmeye cesaret etmeyeceği bir olay açıkça dile getirilmiş, şu anki uluslararası siyasetin bunu öngörüp, öngörmeyeceği çok önemli değil. Çünkü adı üzerinde bu bir kurgu roman. (Günümüzde Amerika bile olsa, bir devletin başka bir devlete saldırabilmesi için uluslar arası hukuk ve uluslar arası kamuoyu desteğini alması veya en azından almak için çabalaması şarttır. Amerika da Irak ‘a saldırırken bir kısım devletlerin desteğini almıştır. Ancak romanda bunun kurgulanmamış olması eksiklik değil.) Özellikle savaşın Türkiye’deki Bor mineralleriyle ilişkilendirilmesi kurguyu gerçekçi kılmış . Ayrıca Bor minerallerinin önemini vurgulaması açısından çok iyi, çünkü bu konudan bihaber olan çok.
Yazarların askeri konularda, detaylı bilgiyle anlatımı gerçekleştirmesi güzel. Bir savaşı anlatan romanda bu konuların havada bırakmamalarını başarılı buluyorum.
Romanın hoş olmayan taraflarına gelince:
Roman tek bir kahramanın etrafındaki olaylarla sınırlı kalmıyor. Siyasi ve Askeri liderlerin yanı sıra Kuzey ırakta asker Sabahattin; Bayrampaşa cezaevinden çıkan Ömer, kanser hastası Emel, Ankara’ da Barkın ve Şahin Bey gibi karakterler de var. Ancak bunların romana ne katkı sağladıklarını anlayamadım. Örneğin: Barkın, Ankara sokaklarda saatlerce dolaşıyor. Bir şeyler yapacak diye bekliyorsunuz. Ölüyor.. Herhalde sadece Ankara sokaklarının tasvir edilebilmesi için romana dahil edilmiş. Diğerleri de pek farklı değil….
Ayrıca çok detaylı anlatılmaya başlanıp sonuca ulaştırılmayan hususlar var. Bunların başında Amerika’da bombanın patlaması var. Etkileri aynı ağırlıkta yansıtılamamış. Diyarbakır’da kod Ergenekon’un uygulanması. Atatürk’ ün naaşının Anıtkabir’de bulunamaması da bu gibi olaylara örneklerden….
Son olarak; Askeri liderler (İhsan Paşa ve Hikmet Pars Paşa gibi) duygusal, çalışkan, cesaretli ancak savaşın yönlendirilmesinde hiçbir katkıları yok gibi görünüyor.
Sonuç olarak yaratıcı bir düşüncenin eseri olduğuna inanıyorum. Bizim ülkemizde de Da Vinci Şifresi gibi kurgusuyla, anlatımıyla, verdiği bilgiler ve yarattığı etkilerle dünya çapında kurgu romanlar yazılabilir. Bunlar başlangıçtır ve teşvik edilmelidir. Daha iyilerinin yapılmasını temenni ediyorum.