Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Namık ÖZGEÇİT Tarafından Yapılan Yorumlar

27.02.2005

Amerika’nın kuzey Irak Kürt’leriyle 1950’li yıllardan bu yana zaman zaman direkt, zaman zaman da dolaylı yollardan ilişkiler kurduğunu biliyorduk, bununla beraber detayları resmi görüşme tutanaklarının da içinde olduğu belgelerden öğrenmek bu kitapla mümkün. Özellikle Körfez savaşı esnasında gelişen olayları bu takip etmek için kitabı okumakta fayda var. Ancak; Bu kitabın bana öğrettiği şey şudur: ‘’Amerika ve İsrail’in 1940’lı, 50’ li yıllardan beri sürdürdüğü ortamı hazırlama çalışmaları, onlara istediğini yapma serbestisi tanırken, bugün Kuzey Irak’ta oldu-bittilerle karşılaşan Türkiye’ nin bölgeye ilgi göstermekte geç kaldığı''dır.
Kitabın sonlarına doğru ‘’ABD Kürt devleti kurulmasını istiyor mu?’’ sorusuna bağlanarak yapılan değerlendirme de oldukça güzel. Bu değerlendirmenin sonucunda ulaşılan neticeye katılmasam da şu tesbit çok doğru: Türkiye’nin ‘’Kürt devletini istememesinin sebebi’’, sadece kendi topraklarında yaşayan kürt kökenli halkın aynı şeyi isteyeceği korkusu değildir. Kürt devleti kurulduğu takdirde; ABD, Arap Dünyasının gözünde bir Arap devletini parçalamış olacak, bu da bölgedeki radikal İslami akımları güçlendirecektir. Ayrıca böyle bir durumda İran, Suriye ve Irak’ta ki şii ağırlıklı diğer grupların nasıl bir tavır takınacağı belirsizdir. Bölgenin istiksizrarlaşması sadece Türkiye’ye değil tüm dünyaya ağır yük getirecektir.
Bizim bunu tüm dünyaya ama önce kendi halkımıza anlatmamız lazım..
27.02.2005

Kitap konusundaki eleştirilerin bir çoğunu okudum. Ancak nedense bazıları tamamen öven, bazıları da tamamen yeren bir yaklaşımdalar. Sanırım bu kitap, bir kurgu roman olarak eleştirilmekten ziyade, Amerikan karşıtlığı ile Amerika’ya çok fazla haksızlık edildiği görüşünü paylaşanlar arasındaki fikir çatışması, bunun yanında milli gururu en üst düzeyde yaşayanlar ile uluslararası ilişkileri tamamen komplo teorileri yumağı olarak görenler arasında sıkışıp kalmış. Zaten kitabın bu kadar çok ilgi görüp, yazarlarının hemen hemen her akşam başka bir televizyon kanalında boy göstermelerinin temelinde de bu var sanırım. Ben eleştirirken; yazarların, Amerikan karşıtlığını teşvik edip etmediğinin, Milli gururumuzu yükseltiyor mu, ayaklar altına mı alıyor tartışmasına uzak kalmak istiyorum.
Öncelikle gündemdeki tartışmalardan da anlaşılacağı üzere konu son derece ilgi çekici. Takdir ediyorum. Bir çok kimsenin telaffuz etmeye cesaret etmeyeceği bir olay açıkça dile getirilmiş, şu anki uluslararası siyasetin bunu öngörüp, öngörmeyeceği çok önemli değil. Çünkü adı üzerinde bu bir kurgu roman. (Günümüzde Amerika bile olsa, bir devletin başka bir devlete saldırabilmesi için uluslar arası hukuk ve uluslar arası kamuoyu desteğini alması veya en azından almak için çabalaması şarttır. Amerika da Irak ‘a saldırırken bir kısım devletlerin desteğini almıştır. Ancak romanda bunun kurgulanmamış olması eksiklik değil.) Özellikle savaşın Türkiye’deki Bor mineralleriyle ilişkilendirilmesi kurguyu gerçekçi kılmış . Ayrıca Bor minerallerinin önemini vurgulaması açısından çok iyi, çünkü bu konudan bihaber olan çok.
Yazarların askeri konularda, detaylı bilgiyle anlatımı gerçekleştirmesi güzel. Bir savaşı anlatan romanda bu konuların havada bırakmamalarını başarılı buluyorum.
Romanın hoş olmayan taraflarına gelince:
Roman tek bir kahramanın etrafındaki olaylarla sınırlı kalmıyor. Siyasi ve Askeri liderlerin yanı sıra Kuzey ırakta asker Sabahattin; Bayrampaşa cezaevinden çıkan Ömer, kanser hastası Emel, Ankara’ da Barkın ve Şahin Bey gibi karakterler de var. Ancak bunların romana ne katkı sağladıklarını anlayamadım. Örneğin: Barkın, Ankara sokaklarda saatlerce dolaşıyor. Bir şeyler yapacak diye bekliyorsunuz. Ölüyor.. Herhalde sadece Ankara sokaklarının tasvir edilebilmesi için romana dahil edilmiş. Diğerleri de pek farklı değil….
Ayrıca çok detaylı anlatılmaya başlanıp sonuca ulaştırılmayan hususlar var. Bunların başında Amerika’da bombanın patlaması var. Etkileri aynı ağırlıkta yansıtılamamış. Diyarbakır’da kod Ergenekon’un uygulanması. Atatürk’ ün naaşının Anıtkabir’de bulunamaması da bu gibi olaylara örneklerden….
Son olarak; Askeri liderler (İhsan Paşa ve Hikmet Pars Paşa gibi) duygusal, çalışkan, cesaretli ancak savaşın yönlendirilmesinde hiçbir katkıları yok gibi görünüyor.
Sonuç olarak yaratıcı bir düşüncenin eseri olduğuna inanıyorum. Bizim ülkemizde de Da Vinci Şifresi gibi kurgusuyla, anlatımıyla, verdiği bilgiler ve yarattığı etkilerle dünya çapında kurgu romanlar yazılabilir. Bunlar başlangıçtır ve teşvik edilmelidir. Daha iyilerinin yapılmasını temenni ediyorum.
27.02.2005

Yazar; 1870’li yıllardaki Osmanlı İmparatorluğunun içinde bulunduğu durumdan başlayarak, İnebahtı deniz savaşı, Kıbrıs’ın fethi, 1877-1878 Osmanlı – Rus harbi, 1889- 1909 ermeni isyanları, İkinci meşrutiyetin ilanı, 1nci dünya savaşı, Çanakkale muharebeleri, Kurtuluş Savaşı gibi bazı tarihi olayları, çeşitli anekdotlarla, değişik yönlerine dikkat çekerek anlatmış. Kitapta; yazarın Demokrasi, Kültür, Devlet idaresi, önderlik gibi çeşitli konular ile Fener Rum Patrikhanesi, Kıbrıs meselesi, Avrupa Birliği ve Körfez Savaşı gibi sürekli gündemde bulunan olaylar ile ilgili düşüncelerini de bulmak mümkün. Ayrıca tüm bu konulardaki düşünceler, Mehmet Emin YURDAKUL, Tevfik Fikret, Namık Kemal, Yunus Emre, Ziya Paşa ve Ziya GÖKALP gibi şairlerin dizeleriyle de renklendirilmiş. Ancak kitapla ilgili dikkate alınması gereken en önemli husus; özellikle Körfez savaşı ile ilgili politikalar konusunda, Silahlı Kuvvetler yönetimine eleştirisel bir yaklaşım içersinde olduğu hissini uyandırması.
04.01.2005

Türk tarihinin yakın dönemine ait pek çok bilgi içeren bir araştırma. Doğrusu yakın tarihimiz hakkında bilmediğim ve öğrendiğimde beni hayrete düşüren bir çok tez ile karşılaştım. Bu konularda ne kadar az bilgi sahibi olduğumu anladım.Ancak, zaman zaman çok fazla ayrıntıdan sıkıldığımı ifade etmek isterim.
04.01.2005

Oldukça sürükleyici ve öğretici bir kitap. Yazarın diğer ünlü romanı ''digital kale'' nin filminin çekileceğini duymuştum.Ümit ederim ki; bu romanın filmi de çekilir. Amerikan macera filimlerini andıran bir tarzda konusu var. Bu kitabı okumaya başlamadan sion tarikatı ve kutsal kase konusunda birkaç şey okunursa anlaşılmsı daha kolay olur.