Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

cigdema Tarafından Yapılan Yorumlar

07.10.2005

Trajikomik bir hikayesi var romanın. Doğrusunu söylemek gerekirse Bundren ailesinin yürek sızlatan durumu, aile fertlerinin cehaletlerinden kaynaklanan bir takım davranışlarla yer yer gülünçleşip çok renkli bir hale dönüşüyor. Annie Bundren’in ölüm döşeğindeki vasiyeti üzerine cenazesini Jefferson kasabasına götürmeye karar veren kocası Anse ve beş çocuğunun yolculuk sırasında başlarından geçen olayları, birbirleriyle olan ilişkilerini ve yaşadıkları süreci algılayışlarını anlatıyor Faulkner.
Zor koşullardan yılmayan baba ve çocukları, tabuttan gelen çürüme kokularına rağmen Jefferson’a varırlar. Vasiyetin yerine getirilişi, yoksul kesimlerin hayata daha sıkı bağlarda tutunduklarının bir simgesidir. Ancak bu süre zarfında baba ve çocukların zihninde Annie’nin ölümü fazla bir yer tutmaz, her birinin çözülmesi gereken kişisel problemleri vardır. Kız (Dewey), evlilik dışı bebeğini düşürmek için eczane eczane dolaşır; babanın derdi dişlerini yaptırıp yeniden evlenebilmektir; annesi tarafından doğumundan beri benimsenmeyen Darl, yaşadıklarına katlanamaz ve çıldırır; yaptığı işi sonuna dek götürmeye kararlı tek çocuk Cash ise bacağını kaybetme tehlikesi içindedir ve zeka özürlü Valdamar ne olup bittiğini kavrayamamaktadır zaten.
07.10.2005

Ciğerdelen”, iki zamanlı bir roman. Şimdiki zamanda geçen hikayesinde, tutkulu bir aşk etrafında, Türk romanının geleneksel temalarından Doğu-Batı çatışması işleniyor. Geçmişe döndüğünde ise, romanın kadın kahramanı Cangüzel’in yazdığı hikayelerle 17.yüzyıla, Estergon Kalesi cengine uzanıyoruz.
Batılı hayat tarzına ayak uydurmak adına geleneksel değerlerini tümüyle yitiren kocası Haşmet’ten ayrılmak üzere olan Cangüzel ile, Avrupa’da tamamladığı mimari eğitimini ülkesinin hizmetine sunmak isteyen Turhan Tuna’nın aşkı, çevrelerindeki engeller, Haşmet’in yeni sevgililere oynadığı oyunlar ve Turhan’ın çekilmez kıskançlıklarıyla birlikte ilerliyor. Romanın şimdiki zamana yayılan hikayesinin yazıldığı dönem ve yazarın bağlandığı düşünceler dikkate alındığında şaşırtıcı olduğu söylenebilir. Çünkü, milliyetçi-muhafazakar bir ideolojinin taşıyıcısı bir genç kız olarak Cangüzel, oldukça açık görüşlü, modern ve hatta Turhan’la evlilik dışı bir ilişki sürdürüp çocuk doğuracak kadar cesur biri
07.10.2005

Yoksul bir köylü çocuğundan yola çıkarak Türkiye’nin siyasi, ekonomik, toplumsal yapısını gözler önüne seren ve bu niteliğiyle toplumcu roman anlayışının en önemli kilometre taşlarından biridir İnce Memed. Abartılarak işlendiği için simgeleşen kişiler ve olaylarla, kurmaca yönü ağır basan destansı bir havası vardır. Sayfalarca yer açtığı zengin sözcük haneli doğa, mekan ve insan tasvirleri, geleneksel anlatı dilini kullanılışı, geçimini yüzyıllardır doğaya ve torağa bağlı sürdüren insanlardaki dış gerçeklik algısının hurafelerle, dogmalarla bezenmiş irrasyonelitesini hiç aksamayan diyaloglarla yansıtılması, feodalitenin mülkiyet anlamındaki tasfiyesiyle köylülük ideolojisi arasındaki uyumsuzluğu açığa çıkaran kurgusu ve tek tek her roman kişisinin psikolojik derinliğine nüfuz edebilmesi, Yaşar Kemal’i kariyerinin daha ilk basamaklarında bir klasik niteliğine büründürmüştür.
07.10.2005

Yazar, 1900’lü yılların başlarına, Osmanlı ordusu subaylarından Pertev Bey ailesinin konağına götürüyor bizi. Karısı ve üç kızı ile dönemin batılılaşan hayatına ayak uyduran Pertev Bey, bir yandan da geleneksel değerlere bağlı, ülkesini seven, yozlaşmamış, adı kirliliğe bulaşmamış bir insan. İmparatorluğun son demlerinin işlendiği ilk bölümde, Selmin, Berrin ve Nermin adlı üç kızı arasında Selmin öne çıkıyor. Kuzeni Halet ile büyük bir aşk yaşayan Selmin’in genç kızlık hayalleri, Halet’in Çanakkale’de şehit düşmesi ile yıkılır. Yıkılan Osmanlı’dır aslında. Savaştan yenik çıkan, işgale uğrayan, İttihatçılar sayesinde yükselen çapulcuların, elinde yağmalan İmparatorlukta geçim sıkıntısı çekmeye başlayan Pertev Bey ailesi, yıllardır yaşadıkları konaklarını terk edecektir artık. Selmin ise sekreterliğini yaptığı sonradan görme bir iş adamının metresi olmuş ve babası tarafından kovulmuştur evlerinden.
İkinci bölümde Cumhuriyetin kuruluş yıllarına tanık oluyoruz. Ne var ki değişen bir şey göremiyoruz; İstanbul’daki düzen aynen korunurken, Ankara’daki yöneticiler de onlara ayak uyduruyor, geleneksel değerler batılılaşmak adına hızla tasfiye edilirken ülke dilinden, kültüründen ve tarihinden koparılıyor.Yazarın, küçük kız Nermin’in Ankara’da yıldızı parlayan bir bankacı ile izdivacı üzerinden, İstanbul ve Ankara, Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiye’si arasında bir karşılaştırma yaptığını söyleyebiliriz. Ankara’dan düş kırıklığı ile ayrılan, anne ve iki kızı, geçmişteki mutluluklarına, ancak geçmişte sürdürdükleri hayat biçimlerine dönmekle kavuşacaklarının farkındadırlar
28.09.2005

kitap hakkındaki diğer yorumlara katılıyorum. bahsedilen konularda "sırları açıklamak"tan çok bu konular hakkında daha önce başkalarının da sorduğu sorulara yer vermiş. Sonuçtan çok spekülasyonlar var. Örneğin Shakespeare gerçekten Shakespeare’miydi yada Francis Bacon’un kullandığı ( o tarihlerde tiyatronun imajı pek iyi değilmiş) takma isim miydi, piramitler firavun mezarları değil aslında başka bir amaç için mi yapıldı? Bu sorulara cevap vermiyor ama yinede eğlenceli bir kitap. okumanızı çok fazla şey beklemeden okumanızı tavsiye ederim