Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

....EsiLa ... Tarafından Yapılan Yorumlar

06.12.2005

Ben bu kitabın bahsine Esra Erol'un yazdığı Sen Başımın Tacı isimli kitapta rastlamıştım. Esra Erol bu kitaptan alıntılar yapmıştı.o alıntılar hoşuma gittiği için bu sitede kitabı isimden arattırdım. ve satın aldım. Hakkaten alıntıları kadar etkileyici ve yol gösterici bir kitapmış.
Ayrıca biz gençlerin yabancı olduğu bazı kelimelerinde türkçe karşılıklarının kullanıldığı sadeleştirilmiş versiyonu ile orjenal versiyonu karşılıklı basılmış olması dikkatimi çekti. Bence iyi de yapılmış.
06.12.2005

Bence bu kitap ismiyle uyum gösteren bir kitap olmuş. İslami yönden evlilikte yapılması ve yapılmaması gereken hemen hemen herşeye değinilmiş.
Ama benim asıl dikkatimi çeken kitabın sonlarına doğru çocuk eğitimi hakkında da önemli ve faydalı olacağını düşündüğüm bilgiler verilmiş.

Yazara göre çocuk eğitiminde annenin rolü çok büyük ve annenin çocuklarını güzel yetiştirebilmesi için öncelikle kendini yetiştirmesi gerekiyor.

Kitap küçük büyük herkesin anlayabileceği kadar sade bir dille yazılmış. Yazarın yer yer kendi annesinden ve hayatından örnekler vermesi anlatımını zenginleştirmiş. Okunması gerekli bir kitap olduğu inancındayım.
05.12.2005

Bu kitabı anlatmak için çok çaba harcamaya gerek yok bence. Zaten anlamı adında saklı. Harun Yahya hiç bir zaman kanıtlayamayacağı bir şeyi yazmayan bir yazar olarak aklımda kaldı. Okuyucuya aktardıkları hep bilim ışığında, Kur'an-ı Kerim'le haber verilen bilgilerle açıklamaya çalıştığı fikirlerden oluşuyor. Her zaman ilim ve fen teorilerini ayet ve hadislerle de destekliyor. Bu da insanı hep yanında duran ama farkedemediği gerçekleri keşfetmeye itiyor. Bir arının bal peteğini nasıl bir mimar gibi ölçülü yaptığını, insan beynindeki en küçük hücrelerin inanılmayacak kadar büyük işlevlerini, kıyamet alametlerindeki bakıp da göremediğimiz sırları, su altındaki mucizevi dünyayı hep onunla öğrenip, hayretler içinde kaldım. Yazarın en çok bu yönü hoşuma gidiyor. Onun kitaplarını çok faydalı buluyorum.
05.12.2005

Sevginin dili de mi olur muş demeyin!..
Atalarımız boşuna dememişler tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır diye. Gerçekten 3-4 evlilikten birinin boşanmayla sonuçlandığı günümüzde gerçekten rehber olacak bir kitap sunmuş Gary Chapman. Yazar zaten bir evlilik danışmanı. Mesleği dolayısıyla karşılaştığı kişilerden seçmiş kahramanlarını ve yaşanmış diyaloglarla zenginleştirmiş anlatımını.
Benim kitaptan çıkardığım en ana tema şu oldu. Karşımızdakinin kalp deposunu boş bırakmamalıyız. Onun sevdiği şeylerle istemeyerek de olsa ilgilenmemiz aramızda ortak konular oluşturur ve bu bizi birbirimize bağlar. İnsanların birbirlerini anlamasından daha güzel bir şey olamaz bence. Sonra gün gelir bakarsınız o da bizim hobilerimizi zevk alarak yapmaya başlar ve ortaya mükemmel bir birliktelik çıkar.
Yazarın çok akıcı bir anlatımı var. Olayları çok detaya girmeden ana hatlarıyla anlatarak vermek istediklerini başarıyla oukuyucuya verebiliyor. Yetenekli bir yazar olduğunu düşünüyorum.
Mesleği de çok dikkatimi çekti. Ülkemizde evlilik danışmanlığı diye bir meslek yok sanırım. Ya da ben duymadım.
05.12.2005

Ben bu kitabı yıllar önce okumuştum. Ama bu okuyuşumda beni daha çok etkiledi. Bunun sebebi belki de o zaman henüz annelik duygularını tatmamış olmamdandır.

"Doluktu, hıçkırdı. Gözlerinde yaş inci inci sıralıydı. Haluk'a iyice sokulup buz gibi elleriyle sardı, okşadı:
-Oğul, dedi. Seni birileri alıp gurbete götürse, gider miydin?
Haluk, ağlayan ananın gözlerinin içine bön bön baktı:
-Gurbet ne ki ana?
Ananın hıçkırıkları yükseldi:
-Upuzak dağların ardı.
-Ne olacak o dağların ardında?
-Okuyup adam olacaksın.İyi şeyler yiyip temiz şeyler giyeceksin.
-Hepimiz birlikte mi gidiyoruz?
-Yo. Biz, yine bu dağların eteklerinde durup çilemizi çekeceğiz.
Haluk sustu...Gözlerini kıyıştırarak anasına baktı.
-Sen ağlıyorsun.
Bu kez ana sustu. Evin içinde boğucu bir sesizlik hakim olmuştu. Çocukların içinde sadece Halim birşeyler anlamış gibi düşündü, fakat derinleştiremedi...."

Anne Haluk ismindeki çocuğunu bakamadığı için öbür kardeşlerinden ayırarark evlatlık veriyor. Evlatlık alan ailenin çocuğu olmadığı için alıyorlardı Haluk'u ama sonra çocukları oluyor ve Haluk'u analığı hep hor görmeye başlıyor.
İşte bu satırlar okuyucuyu çok yaralıyor. Haluk'un sonradan olan üvey kardeşi bir çocuğu yanlışlıkla öldürüyor ve Haluk bu suçu üzerine alınca ıslah evine giriyor. Kardeşi vicdan azabına dayanamayarak ölüyor. Haluk çocuk yaşta ıslah evine giderken aynı zamanda okula da gönderiliyor. Okulda çok zengin bir ailenin çocuğu olan Medine'yle tanışıyor.

Bundan sonra kitapta ikisinin arasındaki arkadaşlık anlatılıyor. Bu arkadaşlık üniversitelere kadar varıyor. Haluk'un islamı buluşu, inaçsız bir profesörün kızı olan Medineye 'de yansıyor. Bundan sonra çile başlıyor onlar için. Ya zaten ben Ahmed Günbay Yıldız'ın kutaplarındaki kurgularını çok beğeniyorum. Olaylar öyle arka arkaya geliyorki bir solukta bitiyor kitap. Ama izi kalıyor insanın ta yüreğinde... Herkese okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap olmuş yine....