Toplam yorum: 3.285.024
Bu ayki yorum: 6.550
E-Dergi
munis_edip Tarafından Yapılan Yorumlar
bu kitap toprak ana'nın açık bir devamı niteliğinde..bir çeşit bürokrat saplantısı ve stalin'in yalakalık ve ispiyon üzerine kurduğu bir memur sınıfının emrettiği hubb-i cah ile kendi halinde bir vatandaşı potansiyel suçlu kabul eden tansıkbayev'in şahsında şekillenen komünist psikoloji ile çağlar öncesi bir destanın başkahramanı cengiz2in hanlık psikolojisini paralelleyen kombine bir eser bu kitap..stalin'e tanrı diyen aklı kıtlarla cengiz'in dünya amirliğine boyun eğen bozkır halkını, cengiz'in buyruğunu değil de tanrının emrini yerine getiren sıradan vtandaşlar olan sancak işlemecisi kadın ile yüzbaşı erkeği abutalip ile denk karakterize edebiliriz..toprak ana'da almanya olarak ortaya çıkan düşmanı bertaraf eden komünist yönetimin düşmansız yaşayamayacağını anlayıp kendi halkından masum düşmanlar yaratarak bir zülüm imparatorluğu kuruşu kısmen kapalı bir dille anlatılıyor..yalnız insan şunu düşünmeden edemiyor:zulümden kurtulan bebeğe mucizevi bir b,içimde süt veren altın'ın komünist rejimden kurtulan türk halkındaki paraleli kimdir?kim sütünü emzirecek mazlum milletlere?...
bu kitabın adına dikkat edin lütfen.. kurgusu ve içeriğiyle bir kuram kitabı olmasına karşın aslında ismiyle bize sanata tek açıdan bakıldığını gösteriyor..antik dönem, ortaçağ, klasik dönem, rönesans, aydınlanma ve 19. yüzyıl felsefe çağını ve bu dönemlerde eser vermiş olan sanatçıları realizm-marksizm-burjuvazi üçgeninde inceleyen bu kitap, okunduğu zaman anlaşılan şu oluyor:hala bir sanat yok...işte burada yazarın girdiği bir karanlık var:ütopya karanlığı..antik döneme aydınlanma mantığıyla, klasik döneme realitik bakışla, 19. yüzyıla dogmatik kabullerle yaklaşamayız..bu devirler kendi içinde incelenmeli, kendi terazisiyle tartılmalıdır..kitabın adı marksist bakışla sanat kuramı veya burjuvazinin sanata kaybettirdikleri veyahut realim ve sanat tarihi olabilirdi fakat sanatın gerekliliği olmamalıydı; çünkü sanat ne realizm demektir ne marksizm ne de burjuva düzeni..bunlar sadece birer anlayıştır, bütüne teşmil ederek kullanamayacağımız bakış açılarıdır..shakespeare klasik olduğu için shakespeare'dir.dostoyevsky 19. yüzyılda dostoyevsky'dir..hiçbir sanatçıya devri haricinden bir bakışla yaklaşılamaz..bu yaklaşım doğmatik bir yaklaşım olur ki zaten sanatın doğası bu tür bakışlara kapalıdır..
kitap 'dışarıdan bir bakış' ön bilgisiyle sunuluyor okura...buna karşın kitapta objektiviteye uygun bir üslup bulmak mümkün..yalnız belirtilmesi gereken bazı noktalar var..malazgirt savaşı bu kitapta öyle bir anlatılıyor ki insan gayet tabii şunu söyleyebiliyor:malazgirt harbini Alp Arslan kazanmamış Dıogenis kaybetmiştir; başka bir deyişle Diogenis kazandırmıştır..nasıl olduğunu kitapta bulabilirsiniz..ikinci mevzu Alp Arslan'ın karakteri konusunda belirtilen fikirlerde..yazarın Alp Arslan'a ahlaksız ya da beceriksiz diyecek hali yok tabii.bunu ne vicdan ne tarih kaldırabilir..yalnız 'ne kadar müslüman olsa da (...) Konstantinopolis'teki idarecilerden ahlaklı olduğu kesindi' gibi bir cümlenin anlaşılır yorumlanır bir yanı yok..bir diğer husus Diogenis'in esir alınan aristokrat Türkleri(kilikya baskını) kılıçtan geçirtmesine yapılan tevil girişimi:Diogenis ve askerlerinin vahşetini 'o zamanlarda daha konmamış olan milletlerarası insancıl kanunlara' bağlıyor..insanlık kanunla olur mu acaba?hem sormazlar mı adama, Alp Arslan Diogenis'i affettiğinde var mıydı bu kanunlar diye...bir diğer husus nerdeyse ege kıyılarına kadar uzanan akıncı seferleri..yazar akıncıların vur kaç taktiğinden ve zayıflatma gayesinden bihaber olacak ki, bizans birlikleriyle karşılaşan akıncıların gereksiz zararlardan kaçınmak ve vazifenin sınırlarını aşmamak için geri çekilmelerini imparatorun ve askerlerinin korkusuna bağlaması ise bir tarih cehaleti olarak çıkıyor karşımıza..tüm bunlardan sonra kitaba ne kadar objektiflik niyetiyle bakabiliriz bilinmez..yalnız tüm bu çarpıtmaların 'dışarıdan bakış' teviline sığmayacağı da bir gerçek...
açık yapıt edebi metin-suni metin ikileminde ya da aynı kapıya çıkan paralel yollar bağlamında alımlama estetiği çerçevesinde bir yapıtın anlaşılmasının nasıl'ını irdeliyor..postmodern olduğunu bildiğimiz eco elbette metin-dışı faktörlerle ilgilenmeyecekti ve öyle de yapmış kısmen..özellikle yazar-metin ilşkisini sıfıra indirgemeyi amaçlayan 'güvensiz' kuram yeni eleştirinin de yer yer müdahele ettiği bu eser metin yorumunda biyografi, anı, itiraf, otobiyografi vb.. seçenekleri siliyor..yazarın kaleminden çıktıktan sonra artık yazara ait olmayan, olmaması gereken eserden bahsediyor..tabi burada metnin yorumunun nasıl yapılacağı sorusu meşgul ediyor zihinleri..onu da dilin imkanları çerçevesinde yapan eco de saussure'nin dil kuramını da kullanmış oluyor böylece..bu tavır kısmen tek yönlü bir mantığa hizmet etmekte..edebiyat eserinin özüne dönmesini sağlamaya çalışırken toplumdan soyut bir 'yapıt' çıkıyor karşımıza..yalnız şu var ki bir edebi metni yorumlarken muziç ve muzip bir fikircik olarak zihne musallat olan 'acaba yazar burada benim eser hakkında şu an düşündüğüm şeyi düşündü mü?' sorusuna sağlam bir cevap niteliğinde aynı zamanda..burada napolyon'un 'bana dünyanın en masumane söylenmiş sözünü getirin; ben onunla sizi idam edeyim' kelamını hatırlamamak elde değil..dilin doğasının getirdiği çelişkileri, ilgileri, kavramsal düzenekleri, soyut buluşları açık yapıt ile biraz olsun dizginleyebiliyorsunuz..eser esas olarak bu yönüyle güzel...
bir toplumun genel karakterini, ananevi birikimini, diğer toplumlar arasında kazanacağı mevkiyi geniş ölçüde belirleyen eğitim ve öğretimin püf noktalarını, bir büyük yazar ve mütefekkirin dilinden gönlünden kopan, tecrübelerle süslenmiş ifadelerle anlatan bu kitap özellikle eğitimciliği kendine şiar edinmişler ve edinecek olan gençler için faydalı,rehber niteliğinde küçük ve güzel bir eser..yazarın samimane ve yer yer eleştirel bir dille vücuda getirdiği bu kitap eğitim ve öğretim hakkında insanları bilgilendirirken aynı zamanda peyami safa'nın dünya görüşü, değer yargıları,hayatı anlayış ve anlatış biçimi konusunda da ipucu niteliğinde bilgiler veriyor..nesil yetiştirmenin nasılı ve niçini konusunda bilgilenmek isteyen herkes bu kitaba sahip olmalıdır..