Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Çepni55 Tarafından Yapılan Yorumlar

17.01.2006

Necip Fazıl tiyatro için “sanat şekilleri içinde en büyük keşif” demektedir. Şahsi kanaatime göre tiyatro sanat dalları içersinde en “insani” olanıdır. Evet, belki sinema sanatında olduğu gibi estetik bir şölen, anlatım gücü ve tesir sahasının genişliği söz konusu değildir ama doğrudan iletişim yönüyle(ve tabii,canlı,sahne performansıyla) tiyatro tartışmasız zirvededir. Gel gelelim Türkiye'de muhafazakar kesim tiyatroya her daim mesafeli durmuştur. Ekrem Dumanlı Bey'in Zaman Kültür Sayfasındayken kaleme aldığı bu eseri hürriyet-suç-af-adalet gibi kavramları sorgulayan ve isyan altındaki bir hapishanede mahkumların bir mahkeme kurması esprisine dayana başarılı bir oyun.
17.01.2006

P.Safa, Fatih-Harbiye’de iki semtten yola çıkarak iki hayat tarzını ve dolayısıyla muhafazakar (doğu) Fatih ile serbest (batı) Harbiye’yi karşılaştırmaktadır. Dolayısıyla burada tercih edecek olan Neriman bir bakıma yol ayrımındaki Türk prototipini temsil ederken, Şinasi Türk hatta İslam geleneklerini, Macit ise batılı değerleri temsil etmektedir. Yazar hikayenin sonunda kendi medeniyet teorisine uygun davranarak Neriman’la Şinasi’yi tekrar bir araya getirir. Sembolist örneklerin haylice kullanıldığı eser, yazarın medeniyetler teorisinin de bir çözümlenmesi olarak durmaktadır.
17.01.2006

Okuduğum en güzel aşk hikayesi, Aytmatov’un Al Yazmalım,Selvi Boylumu’dur. Sebebini tam olarak bilmiyorum; belki Aytmatov yazdığı, belki de sevgiyi sorgulayabildiği içindir. Hoş, aslında sevginin sebebi olması gerekmez. Hemen hepimiz Asel’in İlyas’ı tercih etmesini bekliyor, hatta istiyorduk. Zira hepimizin yüreğinin bir köşesinde, sonu mutlu olmayan bir sevda acısı kalmıştı. Ve istiyorduk ki intikamımızı alsınlar!Ama final müthişti. Asel’e sevgisini veren Baytemir, Asel’e aşkını veren İlyas’a galebe çalmıştı.
17.01.2006

A.Turan Alkan’a hak vermemek elde değil; Wilde gibi bir İngiliz aristokratı ve bir snop nasıl olur da şarkın bağrından çıkmış hissi veren böylesi hikayeleri yazabilir.
“Bir köyde hayal gücü çok geniş olan bir çoban yaşarmış. Köy ahalisinin en büyük zevki onun etrafında toplanıp,anlattığı hikayeleri dinlemekten ibaretmiş.
-Eee!Anlat bakalım,derlermiş. Köyün dışına çıkınca nelere şahit oldun bugün?
-Ormanın içinde bir keçi tanrı gördüm demiş çoban. Elinde flütü,sırtında kanatları,yanında hurileri vardı!Çok güzel,anlatılmaz bir müzik icra ediyordu. Oradan ayrılıp gölün kenarına gittim. Oradaysa gözleri kamaştıracak kadar parlak bir deniz kızı gördüm. Masmavi gözlere sahipti. Altın sarısı saçlarının yarısı göl sularının içindeydi!..
Hem köylüler,hem de çoban hayatlarından oldukça memnunmuşlar.
Bir gün çoban ormandayken,hakikaten bir keçi tanrı görmüş,elindeki flütü ve yanındaki hurileriyle beraber...Göl kenarına gitmiş ve bu defa da bir denizkızı görmüş aynen anlattığı gibi. Eksiği olmayan,fazlası olan bir denizkızı...
Bir müddet sonra çoban köye dönmüş. Köylüler her zaman olduğu gibi çevresinde toplanmışlar çobanın. Hepsi heyecanlı,hepsi meraklı. Sormuşlar tabii ki; ”bugün neler gördün?Anlatsana” diye!
Çoban ”hiç” demiş.
-Hiçbir şey görmedim!..”

17.01.2006

“Ya Rab!Bela-yı aşk ile kıl aşina beni
Bir dem bela-yı aşktan kılma cüda beni”

Fuzuli’nin belagatı bu kitapta kendini fazlasıyla göstermiş. Türk şiirinin Sultanı Mehmed Fuzuli, çağlar öncesinden gelen bir efsaneyi çağlar sonrasına naklederken Türk dilinin cümle güzelliklerinin de koyuvermiş karşımıza.
“Aşk,hayalle gerçeğin arasında sürüp giden amansız bir mücadelenin ismidir esasında. Hayâl gerçeğe galip geldiği müddetçe aşk vaki demektir.
Ve bu şeyin hayali gerçeğinden güzeldir daima!
Zaten, büyük sevdalarda yaşanan hayal kırıklıklarının,mutsuzlukların temel sebebi de hayal ile gerçeğin birbirine intibak edememesi,büyük bir tenakuzu haiz olması değil de nedir? Derler ki bir gün Leyla’ya, ”Senin Mecnun’a olan sevgin mi daha büyük, yoksa Mecnun’un sana olan sevgisi mi?”diye sormuşlar. Leyla’nın cevabı;” benim Ona olan sevgim.”olmuş ve devam etmiş. “Zira, Onun bana olan sevgisi meşhur oldu, benim Ona olan sevgim ise gizli kaldı.”
Ve yine Fuzuli’den “Aşk imiş her ne var,alemde/İlm bir kil ü kal imiş ancak…”