Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

Burcu Keskin

Merhaba! Ben Burcu Keskin. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve DİKAB(ÇAP) bölümlerinden mezun olup MEB’e bağlı bir okulda öğretmenlik yapmaktayım. Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencisi olup okumaya devam etmekteyim. Seyahat etmeyi seven, fotoğrafçılıkla ilgilenen, kitaplarla buluşmaya devam eden biri olarak yorumlarımı sizlere aktarmak istiyorum.

Burcu Keskin Tarafından Yapılan Yorumlar

09.02.2026

Paul Lynch’in Peygamberin Şarkısı adlı romanı, 6–7 sayfalık uzun paragraflarla örülmüş bir metin. Bu anlatım biçimi, okuma sürecini zorlaştırsa da romandaki sıkışmışlık duygusunu çok güçlü hissettiriyor.

Hikâye, öğretmen sendikasına bağlı bir babanın, hiçbir açıklama yapılmadan devlet yetkilileri tarafından ortadan kaldırılmasıyla başlıyor. Geriye kalan eşi ve dört çocuğu ise, giderek dehşet verici bir hal alan, iç savaşa sürüklenen ülkede hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Roman boyunca, özellikle anne karakteri üzerinden, “Acaba başka ne yapabilirdi, nasıl kurtulabilirdi?” sorusu zihninizi kurcalıyor. Bu yönüyle eser, ağır ve zor şartlar altında ayakta kalmaya çalışan bir ailenin hikâyesini anlatan, sarsıcı bir roman niteliğinde.

Hikâye İrlanda’da geçtiği için oradan bakıldığında bir distopya gibi görülebilir. Ancak buradan bakınca, anlatılanların ne kadar gerçekçi olduğu daha net hissediliyor. Yazar, belki de roman aracılığıyla Batı’yı empatiye çağırıyor.
01.02.2026

Kitapta, 53 yaşında evli bir adam ile 19 yaşındaki genç bir kız arasındaki aşk anlatılıyor. İlişki, zamanla toksik bir hale dönüşüyor. Aynı zamanda hikâye, Doğu ve Batı Berlin arasındaki siyasal ve ideolojik çatışmaların gölgesinde ilerliyor. Berlin Duvarı, ekonomik sıkıntılar ve farklı siyaset anlayışları, toplumsal meseleler eserde önemli bir arka plan oluşturuyor. Kitabı okurken yazarın konu üzerine ciddi biçimde çalıştığını hissediyorsunuz; metin alıntılar ve dikkatle işlenmiş ayrıntılarla dolu. Bu sebeple benim için oldukça zorlayıcı bir okuma deneyimi oldu.
Yazar, “Kıyamet herkes için aynı anda kopmaz” der. Siz büyük kayıplar yaşarken, başkaları hâlâ hayattadır, sevdikleriyle birliktedir. Peki, başkaları hayatlarına devam ederken kayıp yaşayan insanlar yeniden hayata ayak uydurabilirler mi?

Gospadinov, adım adım ölümü beklerken yaşanan çaresizliğin hikayesini aktarıyor. Baba ve ölüm. Ağıt-roman niteliğinde bir kitap. Adeta acının tarifi kadar, çaresizliğin sade ama derin anlatımı içimize işliyor.

Gospadinov, varlığıyla güven veren babaların kaybını bize anlatmakla kalmıyor, hepimizi derin düşüncelere sevk ediyor. Ölüme yaklaşırken son anlarımız bize nasıl hissettirir? Geride kalanlar için bu süreç nasıldır? Yaşı kaç olursa olsun çocuklar ölüme nasıl hazırlanır? Kitap, tüm bu soruları sessiz ama sarsıcı bir şekilde okurun zihnine bırakıyor.

Aynı zamanda eser, sosyalizmin çocuklarını; yani savaş sonrası yoklukla büyümüş, acılarını dile getirmekte suskun kalan bir nesli anlatıyor. Yazar, babası üzerinden sevgisini kelimelerle değil, davranışlarıyla gösteren bir kuşağın portresini çizerken Bulgar kültürüne ait motiflere de yer veriyor.

Bahçıvan ve Ölüm, benim için çarpıcı bir kitap oldu. Kendini hazır hissedenler için de bir dertleşme kitabı, bir yol arkadaşı diyelim.
Kitabımız, Roma-Bizans kültür alanına ait imge dünyasının ortaya çıkışını, değişimini ve etkisini küçük bir örnek seçkisiyle ele alıyor. Özellikle bazı bölümler Hıristiyan sanatına ilgi duyanlar için ilgi çekici olabilir.

İlk bölümde, Roma sanatında Hıristiyan resim temalarının ortaya çıkışı, yani Hıristiyan sanatının doğuşu ele alınmış. Bu bölümde, görsellerle Histogram ve Haç işaretinin Hıristiyanlık öncesi ve sonrası kullanımı gösteriliyor.

Dikkat çekici ikinci bölüm ana tasvir türlerinin ortaya çıkışını inceliyor. Büyük tartışmalara yol açan, ilahiyatçıları karşı karşıya getiren tanrı imgesinin tasviri Hıristiyan sanat tarihi açısından önemli bir konudur. İncil’de konuya dair ayetlerin olması, üç ilahi dinden olan Yahudilik ve İslam’da tasvirin yasak olması bu konuyu her daim önemli kılmıştır. Ayrıca Hıristiyanlık tarihinde Mesih’in ne ölçüde insan, ne ölçüde tanrı olduğu bir diğer tartışmalı konudur. Yeni Ahitte Mesih’in suretine dair net bir tasvir yoktur. Ancak, 325 İznik Konsili'nde Mesih’in konumunun imparator tarafından netleştirilmesi, onun günümüze kadar ‘mükemmel’ tasvir edilmesinin de önünü açmış.

Tüm bu tartışmaların yanında Erken Hıristiyan ve Bizans sanatını tanımak; zamanla ortaya çıkan anıtsal kilise yapılarını, Bazilika tipi mimariyi de daha iyi anlamamızı sağlar. Yazarın kullandığı görseller aracılığıyla, ilk dönem yapıların sonraki bin yıl boyunca Batı Kilise mimarisi üzerindeki etkisi görülebilir. Şehirleri ve toplumu etkileyen bu yapılar, günümüzde hala heykelleriyle ve portreleriyle dikkat çekici. Bu sebeple kitabın içeriği oldukça önemli. Ancak başlangıç kitabı niteliğinde olduğunu söyleyebilirim. Erken, Orta, Geç Bizans ve Bizans sonrası dönemleri daha iyi anlamak için derin okumalar yapmak gerektiğini düşünüyorum.

Herkese keyifli okumalar.
Kitabımız, üç kız kardeşin arkadaşları Sirkenaz’ı ziyaret etmesiyle başlıyor. Sirkenaz’ın herkesten gizlediği özel oda, Şaşkın Kardeşler’e açılıyor ve 30 yıllık sırlı kapı aralanıyor. Anne terliği buradan sonra karşımıza çıkıyor.

Kitap on bölümden oluşuyor. Her bölüm, “Bunlar bizim de annemizin sözleri” dedirtecek cinsten başlıklara sahip. Bazı yerleri içinizi ısıtacak, bazı yerleri ise sizi güldürecek. Çünkü onların hepsi bizden birileri. Özellikle Somurtkan Hala. Zannediyorum ki kitabı okurken “İşte bizim mahallenin falanca teyzesi!” diyeceksiniz. Yazar, Somurtkan Hala’yı sert görünümlü ama koca yürekli bir karakter olarak karşımıza çıkarmış. Üstelik, onun aracılığıyla ön yargı, cesaret, güven ve iş birliği konuları çok güzel işlenmiş.

Kitabımız 8-9 yaş aralığına uygun. Ancak yetişkinler de gülümsemek isterse tabii ki okuyabilirler. İçindeki çocuğu öldürmeyenleri Şaşkın Kardeşler mutlu edecektir. Son olarak, kitabın görselleri de çok güzel. Çizimlerini yapan kişiye ayrıca teşekkür ederiz.

Herkese keyifli okumalar.