Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
tosmakangel Tarafından Yapılan Yorumlar
Gustav Flaubert'in kısacık bir öykü kitabıydı “Saf Bir Yürek”. Öyküdeki Felicite merhametli, emeğini cömertçe sunan, koşulsuz seven, inançlı, karşılık beklemeden gerekeni yapan bir karakter. Adı ile müsemma bir hikaye olarak sıcak duygular uyandırıyor insanda.
Arjantinli yazar Alberto Manguel'in yazmış olduğu bu novellayı Ülker İnce Türkçeye çevirmiş ve 2018 yılında çeviri ödülü almıştır.
Manguel de pek çok ödülü olan, oldukça donanımlı bir yazardır.
Novellamıza gelirsek, Fabris adındaki karakterimizin Arjantin cuntasının insanlara, muhaliflere yaptığı fenalıklar üzerine ülkesindeki kayıp vakalarının yarattığı korkuyla, Mayıs 68 olaylarından birkaç gün sonra gittiği Avrupa’dan yıllar sonra bir düğün için dönüşü ve geçmişiyle yüzleşmesidir. Fazla ayrıntı vermeyi sevmiyorum ki her okuyucu kendi bakış açısını yakalasın. Bu arada "Türk Dostu" olarak bilinen Manguel'in kitaplarını ben okumaya devam edeceğim.
Cadı, birçok din ve mitolojide kötü amaçlara hizmet eden ve doğaüstü güçleri olduğuna inanılan kişi olarak tanımlanmıştır. Popüler kültürde ise siyah pelerinli, sivri başlıklı, süpürgesiyle uçan bir kadın olarak resmedilir. Cadılık, büyücülük ile yakından ilişkilendirilmiştir.
Okuduğum bu kitapta ise edebiyat dünyasının kadın yazarları bir çeşit cadı olarak nitelendirilerek aslında kadınların sadece çocuk yapan değil, özgün şeyler yaratarak çığır açan kimseler olduklarına vurgu yapılmıştır. Dünyaya ve dogmatik düşüncelere karşı göğüs germiş, kişiliklerinden ödün vermemiş Anais Nin, Emily Bronte, Sappho, Slyvia Plath, Füruğ Ferruhzad, Virginia Woolf, Toni Morrison, Gertrude Stein dahil toplam 30 kadın yazarımızı sihirli bir bakış açısı ile tanıma imkanı bulduğumuz bu kitap illüstrasyonlarıyla da muhteşem.
Umberto Eco’nun ilk romanı Gülün Adı’ndan yirmi yıl sonra yazdığı ve yazarın “uzmanı olduğu ortaçağa yeniden dönüşü” olarak nitelenen 'Baudolino' yu okudum ve beğendim. Baudolino, 11. yüzyıl sonunda Piemonte’nin güneyinde, Umberto Eco’nun da doğum yeri olan bir köyde, Alessandrio’da çiftçi bir ailenin çocuğu olarak doğan Baudolino’nun serüvenlerle dolu yaşamını anlatmaktadır.
Haçlı seferleri ve Konstantinopolis'in yıkımı derken kahramanımızın efsanevi maceralarını tarihe farklı bir bakış açısıyla okumak ilgi çekiciydi. Baudolino'nun da dediği gibi: “- benim hayatımın sorunu, gördüğüm şey ile görmek istediğim şeyi genellikle karıştırmış olmam ..." satırlarından aslında onun bir yalancı değil, yanılsamalarla dolu bir yaşamın kurbanı olduğunu düşünebiliriz.
Binbir Gece Masalları gibi, tasavvuf öğelerine de yer veren bu farklı eseri Ortaçağ tarihine ilgi duyanlar mutlaka okumalı.
Rus asıllı Amerikalı Yazar Vladimir Nabokov'u pek çoğumuz filmi de çekilmiş 'Lolita' eseriyle tanırız. Ben ise onun kalemini Heybeliada'daki @heybelisahaf tan aldığım 'Edebiyat Dersleri' kitabında tanıdım.
'Nabokov' un bu eseri çok iyi bir edebiyat eleştirisi. Sırasıyla Flaubert, Tolstoy, Kafka, Çehov, Cervantes gibi yazarların, Madam Bovary, Anna Karenin, Dönüşüm, Martı, Don Kişot adlı eserleri hakkında yıllardır üniversitelerde verdiği dersler bu kitapta toplanmış. Nabokov'un fikirsel yönünü de edindiğimiz bu eseri özellikle edebiyat öğrencileri okumalı.