Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Adem Artan Tarafından Yapılan Yorumlar
Geçen yıl kaybettiğimiz Bilge Mimar Turgut Cansever, şehri merkeze alarak mimari, felsefe, gelenek ve güncel sıkıntılar arasında ustalıkla mekik dokuyor. Şehrin İslam'daki öneminden Osmanlı tecrübesine, felsefî temelinden mimarî kaygılara kadar dünden bugüne ustalıklı bir şehir turu atmanızı sağlıyor merhum Cansever. Şehirleri ayağa dikenin taşlar ve duvarlar değil, ruhî ihtiyaçlar ve kültürel gelenekler olduğunu, Osmanlı şehrini kendisine has yapan özelliğin bu özelliklerin mevcut bilgiyle en ustalıklı şekilde birleşmesinden doğduğunu kitapta oldukça çarpıcı şekilde okuyorsunuz. Günümüzde yaşadığımız sıkıntıların sebep ve sonuçlarıyla çözüm yolları da kitapta mevcut. Meraklısına özellikle tavsiye ederim.
Plevne müdafaası olanca çıplaklığıyla alabildiğine canlı, acı ve trajik bir şekilde dönemin savaş muhabirlerince anlatılmış. Kitapta altı çizilecek pek çok satır var. Gazi Osman Paşa kadar Ruslardan da General Skobelev'in dehası ve kahramanlığı göze çarpıyor. Dönemin Osmanlı ve Rus orduları hakkında bilgi verildiği gibi komutanların savaşta ne kadar belirleyici olduğunu bu iki generalin uygulamalarından öğreniyorsunuz. Plevne'nin tesliminden sonra Türk esirlerinin ve kaçan göçmenlerin yollarda yaşadıkları içler acısı dram insanın içini parçalıyor.
Kitabın en büyük eksikliği, harita ve dönemin resimleriyle yeterince desteklenmeyişi.
Savaşın ne kadar kanlı geçtiğini gösteren kitabın son cümlesini aynen aktarıyorum: "Montagu, 1879'da Bristol gazetesinden şöyle bir haber okudu: '30 ton insan kemiği Plevne'den Bristol limanına getirilmiştir.' Ufacık bir Balkan kasabasını ele geçirmek ve savunmak için hayatlarını verenler, İngiliz topraklarını gübrelemekte kullanılıyordu."
Gücü kontrol etmenin ona sahip olmaktan daha zor olduğunu Osmanlı tarihinden örneklerle sıralayan bir kitap. Osmanlı'daki askeri darbe geleneğinin kökenlerinin 2. Murat'tan başlatıldığı kitap, devletin sonunu hazırlayan İttihat ve Terakki cemiyetinin 31 Mart ve Babıâli isyanları ile son buluyor. Kitapta bazı isyanlar daha ayrıntılı işlenmiş. Konu hakkında derli toplu bir çalışma. Tabiat gibi siyasetin de boşluk kabul etmediğini, bunun özellikle elinde silah bulunduranlar tarafından bir şekilde doldurulacağını acı örnekleriyle gösteren kitabı okuyunca Osmanlı'nın bunca yüzyıl nasıl ayakta durabildiğine de ister istemez şaşıyorsunuz.
Yakın tarihe bu defa soldan farklı bir bakış açısı. Hem de o kadar farklı ki Türkiye'deki sağın dünyadaki örneklerine göre aslında sol, solun da sağ olduğunu Osmanlı'dan cumhuriyete siyasi ve ekonomik örnekleriyle sıralamış Küçükömer. Yazar, ekonomik yapının değişmeden siyasi ve toplumsal düzenin de esaslı bir şekilde değişmediğini, değişmeyeceğini, cumhuriyetin bu manada Osmanlı'yı tekrarladığını savunuyor, bu alanda yapılanların, daha doğrusu yapılamayanların Türkiye'yi devletçilik-kapitalizm ikilemine mahkum ettiğini söylüyor. Kitabın ideolojik boyutunu gözardı etmeden okumakta fayda var; ama bu, kitapta yabana atılmayacak tespitlerin yapıldığı gerçeğini gölgelemiyor.
Abdülhak Şinasi Hisar'dan Şair Nigar Hanım'a kültürümüzde iz bırakmış insanlarımızdan, bu insanların farklılıklarından derlenmiş örnek bir çalışma. Avni Özgürel'in sıcak ve sarıp sarmalayıcı, ayrıntıları ihmal etmeden tadında bırakan sürükleyici uslübü kitabı bir anda okumanızı sağlıyor. İsmini duyup da kendilerini pek tanımadığımız, sahalarındaki zirve insanların dünyasına kapı aralamak için okunması gereken bir kitap.