Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Necmi Çoban Tarafından Yapılan Yorumlar
Klasik kişisel gelişim kitaplarından birisi Kocanızın Başarısı Sizin Elinizde. Diğer benzerlerinden iki nokta ile ayrılıyor kitap : yazarının Dale Carnegie'nin eşi olması ve kitabı çevirenin konuyu kültürümüze uyarlamış olması. Bu ikinciye örnek olarak kocanıza sevdiği aşure tatlısını yaparak... diye başlayan bir cümleyi ele alabiliriz. Sonuç olarak yaşanmış olaylardan örneklerle konuların anlatıldığı bu eser belki bir işinize yarayabilir; belki de sizin içinde bulunduğunuz durum çok daha farklı olabilir. Yine de vaktiniz varsa okuyun.
Ahmet Hamdi TANPINAR'ın başyapıtı olarak anılan Huzur 1948'de Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlandıktan bir buçuk yıl sonra yazarın eklediği bir bölüm, çeşitli karakterler ve elden geçirilen diğer üç bölümle birlikte kitap formuna girmiş. İhsan, Nuran, Suad ve Mümtaz isimlerinden oluşan bölüm adları ismini aldıkları kişiler üzerinde yoğunlaşarak konuyu aktarıyor. Yazar ilk bölümde bulunulan zamanı işlerken ikinci bölümde iki yıl öncesine giderek Nuran-Mümtaz aşkının başlangıç ve gelişme seyrini anlatmış. Üçüncü bölümde ise bir önceki yılda ilişkinin sonuçlanması ve bu noktada önemli bir yeri olan Suad işlenmiş. Son bölümde ise tekrar bulunulan yıla dönülerek Mümtaz'ın zorlu iç muhasebesi ile hayatı seçmesi ele alınmış. Kitap öncelikle bir başyapıta yakışmayacak derecede süründürücü. Sürekli olarak elinizden bırakmak ihtiyacı hissediyorsunuz. Daha sonra konu öyle çok da ahım şahım değil. Aslında sadece sonu ile elle tutulur bir yanı var desem yanlış bilgi vermiş olmam. Bir de eserin daha önce yazılıp sonra elden geçirilmesi de okurken kendini ele veriyor. Zaten YKY kitabın sonuna tefrika ile kitap arasındaki farkları vermiş. Böylece ortaya karşılaştırma yapmak için de kaynak çıkmış. Kısaca özetlemek gerekirse bende eskilerin deyimi ile sükut-u hayal uyandırdı Huzur. Okurken de hiç huzur duyamadım.
Ezop'tan Masallar, aslı Aesop'tan Fabllar olmalı, kahramanları hayvan olan, nadiren işin içine insan da karışıyor, ve milattan önce kaleme alınmış bir eser. Yazarının ikinci sahibi tarafından azat edilmiş bir köle olması da ilginç. Azat olduktan sonra seyyahlık yapan ve tecrübelerini hayvanları kullanarak aktarma yoluna giden yazar oldukça iyi bir iş çıkartmış. Bazı fablların sonunda yazar okuyucuya bırakmadan 'kıssadan hisse' olayına girmiş ve son sözü söylemiş. Kalanlarında ise bu iş okuyucuya bırakılmış gözüküyor. Çocuklarımıza okutmamızda fayda olan ve mutlaka okunması gereken değerli bir çalışma.
Büyük Rus yazarı ve düşünürü Lev Nikolayeviç TOLSTOY'dan kötülükten, sefahatten, vurdumduymazlıktan, burjuvaziden uyanışın öyküsü : Diriliş. Romanın kahramanları olarak karşımıza Prens Nehlyudov ile Katyuşa çıkıyor. Prensin sefahatte geçen gençlik yıllarından bir mahkemede jürilik yaparken uyanması yazarın hikayesinin temelini oluşturuyor. Zengin bir ailenin, ya da sülalenin de diyebiliriz, tek erkek çocuğu olan prens yaşadığı burjuva hayatı ile tam bir sefahat içindedir. Teyzelerinin hizmetinde bulunan Katyuşa ise saf ve temiz birisidir. İki genç arasında önce temiz bir aşk olarak başlayan olay daha sonra prensin hayvani duygularının esiri olması sonucu tam bir felakete dönüşür. Felaket sonucu hayat kadını olarak yaşamına devam eden Katyuşa ve asker olarak savaşa giden prensin hayatı tamamiyle değişir. Buradan sonrası tam bir Türk filmi haline bürünse de mahkemede karşılaşan ve artık orta yaşlara yaklaşmış bulunan bu iki insanın hayatı birbirlerinin dirilişine yola açar. Prens kendi yaşadığı zengin, asil(!) hayatı ile Katyuşa'nın sürmeye başladığı hapishane hayatı, tabii ki haksız bir mahkumiyettir sonucudur bu hayat, arasındaki uçurumu sorgulamaya başlayan prens bundan sonraki hayatını kötü yola düşmesine sebep olduğu kadının koruyucu melekliğini yaparak geçirmeye karar verir. Prens için bu olaydan sonra artık hapishane ve yollarda geçen bir hayat başlar. Bir yanda aşık olduğu kadını kurtarmaya çalışan prens, diğer yandan da yeni hayatına uyum sağlama peşindedir. Sürgüne gönderilen Katyuşa ile birlikte uzun yolun zorluklarına katlanan prens sevginin gücünü de ortaya koyar böylelikle. Bu arada kafasına gençliğinden beri takılan toprak sahipliği meselesini de enine boyuna düşünmek zorundadır kahramanımız. Bu düşünceler aslında Tolstoy'un vermeyi düşündüğü mesajın bir parçası olarak karşımıza dikilecektir. Bu konuyu etraflıca işleyen yazar sevginin azizliğinden de dem vurmaktan kaçınmayacaktır. Rus yazarlarında dikkatimi çeken bir hususu da ayrıca paylaşmak istiyorum. Özellikle Tolstoy ve Dostoyevski'de çok rastladığım bu tarz ilginç geliyor bana. Adı geçen yazarlar romanlarında geçen kişilerin uzun uzun adlarını hem de defalarca yazmaktan geri kalmıyorlar. Bir de ünvanlar işin içine girince okuyucu büyük zahmetlere katlanmak zorunda kalıyor. Herhalde bu durum o zamanlar bu tür ünvan, makam, soyluluk, ve soyadı kavramlarına verilen büyük önemin bir neticesi olsa gerek. Sonuç itibari ile okunması size kazança sağlayacak bir eser arıyorsanız bu çaplı kitabı tavsiye ederim.
Türk romancılığının duayenlerinden olan Hüseyin Rahmi GÜRPINAR'dan ilginç konusu ile değişik bir roman : Dirilen İskelet. Konu karanlık ve mistik bir hava içinde başlıyor. Okuyucu bir anda kendini gerilim filmlerinden birinin senaryosu elinde gibi hissetmeye başlıyor. Konu geliştikçe sis perdesi ve karanlıklar dağılıyor. İşte bu noktada ortaya tek taraflı bir aşk çıkıyor. Bundan sonrası yazarın klasik üslubuna göre devam ediyor. Başlangıcı ve devamı itibari ile farklı bir tarz sunan bu kitabın filmleştirilmesi bence çok yerinde olur. Özellikle sonu itibari ile Stephen KING'i aratmayan bu eseri macera meraklılarına tavsiye ederim.