Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Yasin özcan Tarafından Yapılan Yorumlar

29.01.2009

Gerçekten çok sıkıcı bir kitap.Kelam ile ilgili eserler zaten sıkıcıdır.Birde kötü bir uslub ile yazılmışsa hiç katlanılmıyor.
24.01.2009

Ahmet Yaşar Ocak,hiç şüphesiz ki;Alevi-Bektaşi konusunda Türkiye’nin en yetkin isimlerinden biridir.Bu alanda yazılmış bir çok Makale ve kitabın da sahibidir.Oldukça objektif bir bilim adamı olduğunu da burada belirtelim.Kendisini en son” 30, vefat yıldönümünde büyük tarihçi Osman Turan” isimli bir anma toplantısında dinleme fırsatını bulmuştum.

Ahmet Yaşar Ocak hocamızın bu kitabı çeşitli makalelerinin bir araya getirilmiş şeklidir.Bu makalelerin bazıları masa başı ürünü olmakla beraber bazıları da çeşitli sempozyumlara sunduğu bildirilerden oluşmaktadır.Makaleler kitaba konmadan önce bazı düzeltmelerden geçirilmiştir.

Kitap,isminden de anlaşılacağı üzere Türk Sufiliğine ait makalelerden oluşmaktadır.Fakat nedense bu konudan ziyade günümüz Alevilik konularına daha çok yer ayrılmıştır.Bilindiği gibi Alevilik günümüzde bir problem olarak karşımızda durmaktadır.Hocanın bu konuya eğilmesi ve çeşitli teklifler getirmesi de bu açıdan bakılınca daha bir anlaşılır görünüyor.
Makaleleri,Selçuklu,Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde ki Alevilerin durumu,bu inancın hangi faktörlerden etkilenerek bu günlere kadar geldiğini bilimsel ve objektif bir uslub ile anlatmaktadır.Özellikle Cumhuriyet dönemi Alevilerin Konumlarını üç ayrı merhalede ve çok muazzam bir şekilde tespit etmektedir.Bu tespitlere katılmamak ise mümkün görünmüyor.
Kitap sadece bu yukarıda anlatılan mevzulara değinmemekte bunun yanı sıra Mevlana,Hacı Bektaş,Yunus Emre ve Ahmed-i Yesevi gibi Türk mutasavvıflarına da yer ayırmaktadır.Tabi onları geniş şekilde anlatmaktan ziyade,kısa ve öz bir biçimde ele almaktadır.Zaten bu başlıkların geniş bir biçimde ele alınması bu küçük kitabın sınırlarının çok dışındadır.
Kitapta,Alevilik ve Ahilik üzerine yapılan araştırmaları tenkit eden iki adet de makale bulunmaktadır. Bu iki makalenin de değeri gerçekten çok büyüktür.Bu konularla ilgilenen arkadaşlara da derli toplu bir kaynakça verir durumdadır.
Tabi bu kitabı okuduktan sonra birazda rahatsız olduğumu burada ifade etmeliyim.Bunun nedeni ise:Bu kitaptan önce okumuş olduğum,Mikail Bayram’ın “Ahi Evren ve Mevlana mücadelesi” isimli kitapla bir çok yerde ihtilaf durumunda olmalarıdır.Bu ihtilaf ise bayağı ciddi konulardadır.Mesela Mikail Bayram,Hacı Bektaş’ı sunni bir Müslüman olarak gösterirken,Ahmet hoca tam tersi bir tutum sergilemektedir.Ve yine Mevlana konusunda da temel bazı ihtilaflar vardır ki;insan işin içinden çıkamaz hale geliyor.Bu iki değerli profesörün bu kadar ana konularda ihtilaf etmeleri doğrusu anlaşılacak gibi değildir.Zaten öyle anlaşılıyor ki;bu iki değerli bilim adamı arasında zımni de olsa bir husumet var.Mikail Bayram adı geçen eserinde bunu açıkça ortaya koymuştur.Ahmet hocada bu kitabında,Mikail Bayram’ın çalışmalarını bayağı bir hırpalamaktadır.Fakat benim kanaatim o yöndedir ki;Ahmet hoca daha sağlamcı görünüyor.
20.01.2009

Prof. Dr. Mikail Bayram hocamız,bazı ezber bozucu iddialarla bu kitabı kaleme almıştır.Hemen hemen daha önce hiç duymamış olacağınız tespitlerde bulunuyor.Bu tespitler gerçekten doğru ise bütün kültür tarihimizi tekrar ve baştan yazmamız gerekebilir.
Hocamız,kitabında gerçekten kulağa pek tanıdık gelmeyen bazı konuları ortaya atıyor ve tartışıyor.Eğer bu konular bir Tv ekranında tartışılacak olsa eminim ki yer yerinden oynayacaktır.Peki bu konular nelerdir ? Şimdi burada bir iki örnek vermek istiyorum.
Kitabın adı “Ahi Evren-Mevlana mücadelesi” başlığını taşıyor.Burada ki;Mevlana’yı gayet iyi tanıyoruz.Fakat Ahi Evren’e gelince eminim ki;O nu tanıyan ve hayatı ve eserleri hakkında bilgi sahibi olan oldukça az insan vardır.Bu kitabı okumadan önce de ben bu grupta yer alıyordum.Fakat kitabı okuduktan sonra bu konuda bir bilgi ve fikir sahibi olduğumu umuyorum.
Hocamız,Mevlana ile Ahi Evren arasında bir mücadelenin olduğunu bu mücadelenin çok sert bir biçimde cereyan ettiğini anlatmaya çalışmaktadır.Hocamız,Mevlana Celal ed-din Rumi’nin Mesnevi adlı eserini farklı bir okumaya tabi tutup çok enteresan veriler ortaya koymaktadır.Mevlana’nın Mesnevisini adeta bir silah olarak kullandığını ve bununla düşmanları ile mücadele ettiğini öne sürmektedir.Yani sizin anlayacağınız,Mesnevi;zamanının bir çeşit basın-yayın organı olarak kullanılmıştır.Bugünkü medya ile bazı ve çok yönlü paralellikler arz etmektedir.Mesnevi yazarı kitabını daha doğrusu şairliğini düşmanlarına karşı kullanmıştır.Siyasi,dini,kültürel ve bir çok bakımdan hasım olduğu kişilerin aleyhinde bir yayın organı olarak kullandığı anlaşılıyor.
Normalde halkımız tarafından bir fikir kitabı olarak bilinmesi ve kabul görmesi,bu yeni tespit karşısında oldukça zor bir durumda kalacağını gösteriyor.Hocamızın bu önemli tespitinin ardından daha bir çok dehşet tespitleri de bulunmaktadır.Yine bu önemli tespitlerden bir tanesi de Ahi teşkilatının ortadan kaldırıldıktan sonra veya etkisiz hale getirildikten sonra,bütün Ahilerin Mevlana’ya bağlanmaları yönetim tarafından zorunlu bırakılmıştır.Bu zorunluluğun baş müsebbibinin de Mevlana Celal ed-din Rumi olduğu anlaşılıyor.Yine insanı ürperten bir tespit,Mevlana ve çevresinin;Mesnevi’yi vahiy mahsulü olarak gördükleridir.Zaten bunu biz Mesnevi’nin önsözünden de az çok çıkarabiliyorduk.Bir başka tespit ise Ahi Evren lakaplı olan Hace Nasir ed din Mahmud’un,halk arasında Nasrettin hoca olarak tanınan ve nükteleri ve fıkraları ile meşhur olan zatın aynı kişi olduğu iddiasıdır.Mikail Bayram bu konuda çok iddialıdır ve çeşitli delillerle bunu ispatlamaya çalışmaktadır.
Şems-i Tebrizi diye bilinen zatın öldürülmesi olayında da Ahi Evren ve Mevlana’nın oğlu Ala ad-din çelebinin başı çektiklerini iddia etmekte ve bunu çeşitli delillerle belgelemeye çalışmaktadır.
Mikail Bayram,bu kitabını yazdıktan sonra ilmi çevrelerden bayağı bir eleştiri almış gibi görünüyor.Özellikle Ahmet Yaşar Ocak tarafından eleştirildiğini anlıyoruz.Çünkü Ahmet hocaya isim zikrederek bazı açıklamalar yapmaktadır.Ve kendisinin haklı olduğunu izah etmeye çalışmaktadır.
Kitap,dil ve anlatım yönünden oldukça zayıftır.Ayrıca çok fazla tekrar vardır.Bu tekrarlar bazen usandırıcı bir hal almaktadır.Bu kadar tekrarın hikmetini anlamış değilim.!Bir tarihçi olmadığım halde-fakat tarihle yakından ilgilenen biri olarak-hocanın bazen çok zayıf delillerle sonuca ulaşmaya çalıştığını da görüyorum.Yani bazen zayıf bir temel üzerine sağlam bir tarih bilgisi inşa etmeye çalışıyor.
Bu kitap mutlaka okunmalıdır diyorum.Benim burada vermeyi zaid gördüğüm bir çok ilgi çekici konu kitapta işlenmiştir.Ve gerçekten de ezber bozucu mahiyettedir.
14.01.2009

Şüphesiz ki “Hızır” konusu İslam toplumlarında önemli yer tutan bir konudur.Bu konu etrafında oldukça fazla miktarda inanç geliştirilmiştir.Ahmet Yaşar Ocak hocamız bu konuyu bu eserinde oldukça derin ve geniş bir şekilde işlemiştir.İslami ana kaynaklardan tutunda;tasavvufi eserler ve şairlerin ortaya koydukları bütün edebiyatı gözden geçirip ortaya iyi bir çalışma koymuştur.Konu ile ilgilenen arkadaşlara tavsiye ederim.Hızır ile alakalı kendi zihinlerinde bulunan veya halk arasında dolaşan bilgilerin;bu kitabı okuduktan sonra tazeleyeceklerini düşünüyorum.
04.01.2009

Öncelikle;Kitapyurdu.com’a bu kitabı bana hediye olarak gönderdikleri için teşekkürlerimi arz ederim.
Kitap,genelde Türkiye de ki Aleviliği özelde ise Sivas ilin de ki Aleviliği konu edinmektedir.Aleviliğin bu topraklara nasıl gelip yerleştiği veya bu topraklarda nasıl geliştiği konusunu akademik bir çalışma ile bizlere sunmuştur.Aleviliğin inanç,ibadet,örf ve adetlerini canlı bir şekilde tasvir etmektedir.Kitap sadece masa başında hazırlanmış bir çalışma olmayıp;yazarın bizzat saha çalışması ile meydana da gelmiştir.