Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

İzzet Eroğlu

1980'de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Aynı Üniversitede doktora çalışmasına devam etmektedir. Anayasa hukuku ve özellikle parlamento hukuku ve insan hakları alanında çeşitli makeleleri ve "İnsan Haklarının Parlamenter Denetimi" adlı bir kitabı bulunmaktadır. Biri (Suistimalci Anayasacılık) bağımsız, diğeri (Otoriter Anayasacılık) birlikte olmak üzere iki eseri TÜrkçeye tercüme etmiştir. Hukuk-edebiyat ilişkisi, tarihî romanlar ve hukuk tarihini edebi eserler üzerinden okumak gibi okumaya dair ilgili alanları bulunmaktadır.

İzzet Eroğlu Tarafından Yapılan Yorumlar

20.10.2022

Eğitim konusu Türkiye’de Batılılaşma sürecinden itibaren devamlı konuşulan ve belki de günümüzde daha fazla konuşulması gereken temel sorunlarından biridir. Günümüzde özellikle otoriter eğilimlerin daha belirgin olması nedeniyle eğitim politikası hakkında bilgi sahibi olmak daha da önem arz etmektedir. Yıllardır eğitimin önemi konusunda hemen hemen uzlaşma varken “Nasıl bir eğitim?” sorusu sorulduğunda ihtilaflar gündeme gelmektedir. Yazar bu anlamda Türkiye’nin temel sorunlarından eğitim sorununu, köy enstitüleri bağlamında ele almıştır. Bu bağlamda köy enstitülerine kadar Türkiye eğitim tarihi konusu işlenmiştir. Ardından köy enstitülerine giden süreç, köy enstitülerinin kurulması, gelişim süreci, bunların Türk eğitimine katkısı ve son olarak da köy enstitülerinin yıkılması/dönüştürülmesi konusu ele alınmıştır.
16.10.2022

Kurtuluş Savaşı başlangıcında Osmanlı’nın dağıtılmayan tek ordusunun komutanı Kazım Karabekir’in hatıraları Millî Mücadele’nin anlaşılması bakımından hayati önem arz etmektedir. Tüm hatıralar gibi Kazım Karabekir’in hatıralarının da öznel değerlendirmeler içerdiğini gözardı etmeksizin okumak Millî Mücadele’nin cereyan şekli hakkında önemli kazanımlar sağlayacaktır. Eserin belki de üçte ikiye yakınının yazışmalardan oluşması eserin öznelliğini azalttığı gibi belgelere dayalı olarak konulara daha geniş bir perspektiften bakılmasını sağlamaktadır. Millî Mücadele’deki öncü konumu nedeniyle resmî verilerde bahsedilenin kat ve kat fazlasını hak eden Kazım Karabekir esasında Millî Mücadele sonrası siyasete girmesi nedeniyle hakkı yenmiş, yokluğa mahkûm edilmiş ve hatta İsmet Paşa’nın müdahalesi ile hayatını zorla kurtaran bir şahsiyettir. Okuması yorucu da olsa eseri hakikat avcılarını şiddetle tavsiye ederim.
Yüzyıllardır yan yana iki komşu ülke olmamıza rağmen İran’ı genel olarak pek bildiğimiz söylenemez. Eser bu anlamda önemli bir boşluğu doldurarak İran’ın siyasi tarihini önemli bir kısmını (1700-1925) ele almaktadır. Eserde; başlangıçtan 1700’e kadar İran tarihi özet bir şekilde ele alındıktan sonra konuya girilerek sırasıyla Safevi Devleti’nin yıkılışı, İran’daki Afgan hâkimiyeti, Afşar hâkimiyeti ve bu dönemdeki Nadir Şah’ın siyasi faaliyetleri, Zend ve ardından Kaçar hâkimiyeti ve son olarak Kaçar hâkimiyetinin sona ermesi ve askerî diktatörlüğün kurulması ele alınmıştır. İran tarihi incelenen dönemde İran’ın İngiltere ve Rusya ile ilişkileri ağırlıklıdır. İran’ın Osmanlı Devleti ile ilişkileri de eserde ele alınmaktaysa da bu ilişkilerin niteliği ve niceliği İran’ın İngiltere ve Rusya ile ilişkilerine nazaran cılız kalmaktadır. Kaldı ki İran ve Osmanlı ilişkilerinde de İngiltere ve Rusya’nın müdahaleleri ve etkisi fazladır. Osmanlı’nın Batı’daki fetih hareketlerinde İran’ın Osmanlı’yı arkadan vurduğu klişesi, sadece İran için geçerli değildir. Osmanlı da bazı zamanlarda aynı davranışı sergilemiştir.

Eser, İran’ın siyasi tarihi üzerine geniş bir kaynak yelpazesine dayanılarak hazırlanmıştır. Bununla birlikte özgün çıkarsamaların olmasının gerekliliği kendini hissettirmektedir. Ağırlıklı olarak siyasi olaylar tarihsel olarak aktarılmıştır. Örneğin Rıza Pehlevi’nin İngiltere tarafından iktidara getirilmesinde Zerdüştlük konusuna değinilmekle birlikte İran kültüründe Zerdüştlük ele alınarak konu daha çarpıcı bir şekilde ortaya konulabilir. Modern tarih anlayışı olayların tarihi olarak aktarılmasından ziyade sosyal ve kültürel verilerle daha zengin bir tarihin ortaya konmasını hedeflemektedir. Esasında siyasi tarih bakımından da siyasi olayların ağırlığı sadece tarihin hâkimiyet mücadelesi olarak algılanmasına ve insan unsurunun ihmaline sebebiyet vermektedir. Konunun siyasi yönü bile daha renkli, örneğin haritalar kullanılarak anlatılabilir. Bu nedenle eserde maalesef doktora tezlerindeki sıkıcılık zaman zaman hissedilmekte. Kanımca eserin boyutunu genişletme pahasına İran’ın sosyal ve kültürel yapısına değinilerek daha zengin ve akıcı bir İran tarihi ortaya konulabilir.

Eserde “Sonuç/Değerlendirme” kısmının olmaması bir başka dikkat çeken bir konu. Sonraki baskılarda bunun giderilmesi önemli. Bunlara ilaveten Türkiye’de bilindiği adıyla Cemaleddin Afgani’nin ele alınması önemli bir katkı olmakla birlikte, mezkûr şahsın Türkiye’de maruf ismi yerine İran’da bilinen ismi olan “Cemaleddin Esedabadi” isminin yaygın olarak kullanılması gözden geçirilmeli.

Ele alınan dönem, sömürgeciliğin dünyada yerleştiği dönem olduğundan sömürgeciliği İran tarihi üzerinden okumak çok önemli bir katkıdır. Başta petrol olmak üzere doğal kaynaklar üzerinden kızışan siyasi rekabet, İran’ı siyasal güçlerin mücadele alanı hâline getirmiştir. Kifayetsiz yöneticiler, yönetimin keyfiliği ve zulmü, cehalet, tefrika, yoksulluk ve israf Doğu toplumlarının çoğunda olduğu gibi İran’da da karşılaşılan sorunlardır. Yüzyıllar geçse de sorunlar ve bu sorunları Batılı güçlerin kendi menfaatleri çerçevesinde rahat bir şekilde kullanması değişmeyen olgulardır. Eser bu açıdan sömürü düzeni ve İran üzerinde çevrilen oyunları açık bir şekilde ortaya koyduğundan okunmayı hak etmektedir.
06.08.2022

Eserde Osmanlı’nın Mısır’ının 18. yüzyılı, yönetim aracı olan hane çerçevesinde ele alınmıştır. Hane politikasının siyasi sosyal ve ekonomik temelleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Ege’deki Kazdağlarından Mısır’a giden ve Mısır yönetiminde etkili olan Kazdağlıların akademik incelemesi niteliğindeki eser münhasıran Mısır’ın 18. yüzyılını akademik olarak inceleyenlere hitap etmekte olup genel kültür kitabı olarak okunacak nitelikte değildir.
10.06.2022

İngiltere’nin Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluğa nasıl dönüştüğünün anlaşılması bakımından Sanayi Devrimi öncesi süreci anlatan kıymetli bir eser. Burjuvazi ağırlıklı ve düzenli toplanmayan Avam Kamarasının parlamentonun üstünlüğünün hâkim olduğu bir sisteme dönüşmesi sadece kronolojik olarak değil; sosyal, ekonomik ve diğer yönlerden ele alınmıştır. 1645-1660 ara döneminde ilan edilen Cumhuriyet rejiminin yönetimi sistemine kalıcı etkileri, mülkiyet ve ekonomik ilişkiler üzerinde sistemin dönüşümü ve gelişimi, bütçe hakkının yerleşmesi, din – devlet ilişkileri bağlamında kilisenin etkisinin azalarak laik bir sisteme doğru yöneliş ve diğer konular tatminkâr bir şekilde işlenmiştir.