Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

İzzet Eroğlu

1980'de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Aynı Üniversitede doktora çalışmasına devam etmektedir. Anayasa hukuku ve özellikle parlamento hukuku ve insan hakları alanında çeşitli makeleleri ve "İnsan Haklarının Parlamenter Denetimi" adlı bir kitabı bulunmaktadır. Biri (Suistimalci Anayasacılık) bağımsız, diğeri (Otoriter Anayasacılık) birlikte olmak üzere iki eseri TÜrkçeye tercüme etmiştir. Hukuk-edebiyat ilişkisi, tarihî romanlar ve hukuk tarihini edebi eserler üzerinden okumak gibi okumaya dair ilgili alanları bulunmaktadır.

İzzet Eroğlu Tarafından Yapılan Yorumlar

15.01.2022

İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi olan ancak sıra dışı bir şahsiyete sahip Hüseyin Kâzım Kadri’nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verildikten sonra yazarın Meşrutiyet’yen Cumhuriyet’e uzanan ve Osmanlı Devleti’nin siyasi bakımdan en tartışmalı dönemine ışık tutan hatıraları eserde yer almaktadır. Sıra dışı kişiliğiyle olayların önemli bir kısmının daha iyi anlaşılmasını sağlayan Hüseyin Kâzım hazırladığı dört ciltlik Büyük Türk Lügati ile de takdiri hak etmektedir. Misak-i Millî metnini kaleme alan yazar tarihin karanlık dehlizlerindeki bazı konuları açıklığa kavuşturmaktadır.
Eserin dilinde sadeleştirme yapılmadığından kullanılan kelime ve ibarelerin önemli bir kısmı günlük kullanımdaki kelime ve ibarelerden olmadığından Osmanlıcaya aşina olmayanların sözlük kullanmadan okumakta zorlanacağı bir eserdir. Kelime ve ibareler için eserin sonuna bir lügatçe eklense daha isabetli olurdu.
01.01.2022

Eser II. Abdülhamit’in Mabeyn Başkâtibi (Saray Yazı İşleri Müdürü) Tahsin Paşa’nın anılarından oluşmaktadır. Anıların kişinin kendini savunması ve zaman zaman da aklaması için yazıldığını ve bu nedenle de sübjektif ögelerin ağır bastığını göz önüne alarak eseri okumak gerekir. Ayrıca eserin yazıldığı dönem de yazılanları etkileyeceğinden anıların Osmanlı’dan uzaklaşılmaya çalışıldığı Cumhuriyet’in ilk yıllarında yazıldığı da unutulmamalıdır. Eser II. Abdülhamit’in kuruntu ve vehimlerini ve çevresi tarafından kullanılmasını veya buna müsaade edilmesini ortaya koymuştur. Eserde sistematiğin olmaması, olayların tarihinin belirtilmemesi, yazarın tanıklıkları ile duyduklarının birbirine karışması ve büyük ölçüde eserin kendini savunma şeklinde kaleme alınması, eserin olumsuz taraflarıdır. Eser, yazarın Yıldız Sarayı’ndan ayrılışını ve sürgün yıllarını içermediğinden bir bakıma eksik kaleme alınmıştır. Anılar sadeleştirildiğinden anlaması son derece kolaydır.
22.12.2021

Dünya tarihinin siyasi davalarından Dreyfus meselesi olayın başlangıcından geldiği son aşamaya kadar eserde dört başı mamur bir şekilde ele alınmıştır. Günümüzde de eser, Türkçede konu hakkında en detaylı yazılmış eserdir. Eserin bir kaynakçası olmasa da eser değişik kaynaklardan istifade edilerek hazırlanmıştır. Eser; 1897’de “Dreyfus Meselesi ve Esbab-ı Hafiyesi” adlı eserin (Artin Asaduryan Şirketi-i Mürettibiye Matbaası, İstanbul) Latin harflerine transkripte edilmiş hâlidir. Eser siyasi nitelikli davaları ve süreçleri anlamak için son derece ufuk açıcı olup olayın anlaşılması bakımından önemli noktaları ihtiva etmektedir. Hak ve hukuka olan inanç; önyargılarla beslenmiş ve her devrin içi kof alışılagelmiş düşüncelerini yıkmaya muktedirdir. Son derece zahmetli ve fevkalade sabır isteyen bu inanç, hangi inançtan olursa olsun hesap gününe olan inancın en bariz tezahürlerindedir.
21.12.2021

Eser; Halid Ziya’nın, Osmanlı son padişahlarından Sultan V. Mehmet Reşat’ın Dolmabahçe Sarayı’nda başkâtipliğini (yazı işleri müdürlüğü) yaptığı ve I. Dünya Savaşı’na denk gelen yıllara ilişkin anılarından oluşmaktadır. II. Meşrutiyet döneminde Bab-ı Âli, İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) ve Saray’ın birbirleriyle ilişkilerine dair birinci elden gözlemler dile getirilmiştir. Saray yaşamı, adetleri ve Sultan V. Mehmet Reşat’ın hayat tarzına dair geniş gözlemler eserde yer almaktadır.
Anılar kişisel gözlemlere dayalı olduğundan anı türündeki eserlere ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Hele hele üzerinden yirmi beş yıl geçtikten sonra kaleme alınan anılarda bu hususa daha da dikkat etmek gerekir. Eserde yazar, İTC ile nasıl bir ilişkisi ve bağının olduğunu ortaya koymadığından eserin bu kısmının eksik olduğu kanaatindeyim.
11.12.2021

Eser, Dil Devrimi ve Türkçenin yabancı dillerin saldırısından korunması bağlamında yazarın görüşlerini açıkladığı dergi ve gazetelerdeki yazılarının birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Türkçenin arılaştırılması ve yabancı dilden gelen sözcüklerinden arındırılmasını savunan yazar görüşlerini, özellikle Fransa’da Fransızcanın kullanımı ve korunmasıyla ilgili yasal ve yönetsel önlemleri açıklayarak desteklemektedir. Eserde dergi ve gazetelerdeki yazılardan oluşturulduğundan aynı görüş ve örneklerin yinelenmelerine sıkça rastlanmaktadır. Yazarın böyle bir konuya eğilmesi konuya önem verdiğini gösterdiğinden yazarın dolgun ve doyurucu bir eser koymasını beklerdim. Konu etraflıca ele alınmadığı gibi konunun teorik alt yapısı da yeterli şekilde ele alınmamıştır. Ayrıca eser güncellenmemiş olup verilen örneklerin önemli bir kısmı yürürlükten kaldırılan yasalara ilişkindir.