Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

İzzet Eroğlu

1980'de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Aynı Üniversitede doktora çalışmasına devam etmektedir. Anayasa hukuku ve özellikle parlamento hukuku ve insan hakları alanında çeşitli makeleleri ve "İnsan Haklarının Parlamenter Denetimi" adlı bir kitabı bulunmaktadır. Biri (Suistimalci Anayasacılık) bağımsız, diğeri (Otoriter Anayasacılık) birlikte olmak üzere iki eseri TÜrkçeye tercüme etmiştir. Hukuk-edebiyat ilişkisi, tarihî romanlar ve hukuk tarihini edebi eserler üzerinden okumak gibi okumaya dair ilgili alanları bulunmaktadır.

İzzet Eroğlu Tarafından Yapılan Yorumlar

15.04.2025

Birbirinden güzel, ete kemiğe bürünmüş kırık hayat hikâyelerinden oluşan eser Tanpınar’ın latif ve leziz Türkçesiyle okurlarını beklemektedir.
14.04.2025

Yazarın piyano öğretmeni ile Mehmet Rauf’un Eylül ve Yakup Kadri’nin Nur Baba eserleri üzerinden Halid Ziya’nın oğlu Halil Vedad’ın dramının anlatıldığı hatıralara dayalı bir eserdir. Mustafa Kemal’in emriyle Hariciyeye intisap eden Halil Vedad’ın acı sonu, indi ve siyasi değerlendirmelerle bireylerin hayatlarının bir idari işlemle nasıl karartıldığının açık göstergesidir. Yukarıdan belki de mutat gibi görünen bir işlem bireylerin hayatlarını sonlandırabilmekte veya altüst edebilmektedir. Cumhuriyet ile herhangi bir sorunu olmadığı hâlde ülkenin önde gelen ve tanındık yazarının oğlunun böyle bir muameleye maruz kalması, idarenin hukuki denetiminin ve şeffaflığın herkes için gerekli olduğunu göstermektedir. Satır aralarının ve hüznün yazarı konuyu özellikle Halid Ziya’nın hatıra kitabı olan Bir Acı Hikâye olmak üzere dönemin roman ve hatıraları ile kişisel gözlem ve fikri takibine dayanarak ele almıştır.
06.04.2025

Eserde; 1300’lü yıllarda Avrupa’da manastırlardaki siyaset değişikliği ile manastırların istikrarsızlaştırılması ve gerileme süreci ele alınmıştır. Dörder yıllık dört aşama hâlinde manastırlardaki iktidar değişikliği incelenmiştir. İlk aşamada başta mali araçlarla manastırlarda dünyevileşme sağlanmıştır. İkincide beklenen kişilerin yerine manastırların da karşı çıkmadığı kişiler rahip olarak atanmıştır. Yeni yönetimle aynı anlayışta olan kişilerin yönetime getirildiği üçüncü aşamada başrahip seçim usulü değiştirilerek başrahiplerin doğrudan atanması usulü benimsenmiştir. Son aşamada ise yeni iktidarın yetiştirmesi olan tamamen iktidara bağlı kişiler atanmıştır. Tamamen keyfi bir yönetim, itiraz edenlerin sapkınlıkla suçlanması veya dışlanması son aşamada yaşanmıştır. Orta Çağ’daki manastırlar üzerinden yaşanan bir istikrarsızlaştırma süreci veya iktidar mücadelesi büyük ölçüde son zamanlardaki demokrasiden uzaklaşma eğilimleriyle ilginç benzerlikler taşımaktadır.
21.03.2025

İslam ile modernite arasında münasebetlerin ele alındığı kıymetli bir eser. Kadın konusundan demokrasiye kadar hâlâ güncelliğini muhafaza eden birçok konu, fıkhi olarak değil, İslam’ın genel mesajı ve çağa tanıklık eden Müslümanların sorumluluğu üzerinden incelenmiştir. Genel olarak çağın sorunlarına, bunların doğasını ve niteliğini iyi bir şekilde anlayarak, daha sorumluluk üstlenici ve çağa katkı sağlayıcı bir bakış açısıyla yaklaşılmıştır. Sorunlar meselenin özü esas alınarak çözüm üretilmiştir. Klasik din adamların, uygulama kabiliyetine bakmaksızın ve belki de kendileri de uygulamaksızın geçmiş içtihatları tekrar ederken, yazar bu bakış açısının ayaklarının yere basmadığından hareketle daha duyarlı ve sorumlu bir bakış açısıyla konuları irdelemiştir. Dini kullanan otoriter yönetimlerden göbek bağı ile faize dayalı Batı finans sistemine dayalı “İslami Bankacılık’a kadar birçok konu İslam mesajının özüne odaklanılarak irdelenmiştir.
Emniyet, siyaset, yargı ve suç örgütleri ekseninde Ağva’da heyelan sonucu ortaya çıkan bir cinayet izi üzerinden başlayan olaylarda son yıllarda Türkiye’nin yerli ve yabancılar için suç ve suçlu cenneti olmasını işleyen, sürükleyici, akıcı ve heyecan dolu bir polisiye eser. Yazar toplumsal bir duyarlılıkla son yıllarda iyice ayyuka çıkan olaylara da atıfta bulunarak eseri kaleme almıştır. Yağmurlu hava ve cama vuran yağmurlar ve yer yer tekrarlar rahatsız edici olsa da olayın kurgusu başarılıdır. Zaman zaman lisanı nezahete riayet edilmemişse de bu durum rahatsız edici boyutta değildir. Tırnak içindeki ifadelerin yazımı hariç olmak üzere genel olarak yazım kurallarına uyulmuştur.

Kolluk kuvvetlerinin sivil denetiminin önemi her geçen gün artmaktadır. İnsanın olduğu her yer de sorunun olduğu ve bal tutanın parmağını yaladığı bir anlayış içerisinde kolluk kuvvetlerinin denetimi ancak şeffaflığın sağlanması ve sivil toplum, medya ve yargı denetimi ile sağlanabilir. Emniyet, siyaset, yargı, suç ve suçlularla mücadelede yaşanan sorunların rayından çıkarak bir polisiye esere konu olması ülkenin içler acısı hâlini göstermektedir. Genellikle polisiye eserle münferit olay üzerinden geliştirilip sisteme yönelik bir eleştiri getirilmezken eserde sisteme yönelik açık eleştiri ve atıfların yapılması gelinen durumu gözler önüne sermektedir. Terörle mücadele yolunda başlayan haksız kazançlar ve çeteleşmeler kısa sürede suç örgütlüğüne evrilebilmekte ve bu yasa dışı durum şehit yakınlarına yardımlarla kamufle edilebilmektedir. “İtimat teftişe mâni değildir.” şiarından hareketle kamu yönetiminin şeffaflık, hesap verebilirlik ve görev ile yetki dengesi bakımından yeniden düzenlenmesi gerekir.

Günümüze uygun kelime ve kavramların seçimi içinden geçtiğimiz sürecin diline dair de bir izlenim vermektedir. WhatsApp, konum ve yapay zekâ gibi kelimeler bunu göstermektedir. Suç ve suçla mücadelede delilden suçluya gitmeye dair teknik imkânların gelişmişliğinin eserde yer alması dikkat çekicidir.

Genel olarak bilinenlerin eserde yer alması ve yurdum insanının bilindik bakış açısına yer verilmesi, yer yer basitliğe kaçma gibi görünmektedir. Bu tür bilinen klişelerin ve bakış açılarının daha sanatsal ve edebi bir şekilde ifade edilmesi gerekirdi.

“Utanmıyorsan istediğini yap.” sözüyle Epikteros’tan yapılan “Bir kere sınırı aşan için artık sınır yoktur.” alıntısı ne kadar da birbirine benzemektedir. Artık utanmanın söz konusu olmadığı ve sınırın bir kere değil defalarca aşıldığı bir ortamdayız. At izinin it izine karıştığı böyle bir ortamda olayların çığırından çıktığını polisiye tarzda ortaya koyan bu eser hakikate susayanları beklemektedir.