Bireyin psikolojik yapısı, düşünme tarzı, hayata bakış açısı, olayları değerlendirmesi ve olaylara yaklaşımı son derece kompleks bir durum olup bunun anlaşılması, bireyin hayatına yön vermesi bakımından önem arz etmektedir. Birey farkında olmadan doğup büyüdüğü aile, akraba, yakın ve uzak çevrenin etkisi altında olup bu etki zannedildiğinin aksine kısa vadeli olmayıp bütün ömrü etkilemektedir. Birey sağlıklı bir aile ve çevrede yetişmemişse aile ve çevre kalıpları, bireyi ömrünün sonuna kadar etkisi altına almaktadır. Bu nedenle birey gerçek anlamda birey olamamakta ve kendini gerçekleştirememektedir. Bireyin kendini anlaması ve çözmesi bağlamında Cüceloğlu’nun "İçimizdeki Çocuk" adlı eseri önemli açılımlar sağlamaktadır. Esasında bireye kendini tanıması ve gerçekleştirmesi için eser rehberlik etmektedir. Eserde sık sık gerçek hayattan verilen örnekler ve hayat hikâyeleri konunun iyi bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Belki de bireylerin az veya çok kendini bulduğu örnekler daha etkili olmaktadır.
Kişiliğimiz büyük ölçüde çocukluk yıllarında şekillenmektedir. Bu nedenle çocukluk yıllarının sağlıklı bir şekilde değerlendirmesinin yapılması, bireylerin karşılaştığı çözümleri aşmada önemli bir merhaledir. Bu bağlamda bireyin benliğinin özünün keşfi, hayata anlam vermede çok önemlidir. Devamlı aile ve çevre baskısıyla yetişen birey, kendi olamamakta, adeta ısmarlama bir hayat yaşamaktadır. Bu noktada eser, bireyin benliğinin özünün bulunması noktasında çok faydalı pratiğe yönelik önerilerde bulunmaktadır. Bireyin aile ve çevre baskısıyla oluşan ısmarlama benliğinin dili olan iç ana baba hükümran olup iç çocuğun esamesi okunmamaktadır. Yazar bireyin kendini bulması ve tanıması bağlamında iç çocuğun konuşturulmasından başlayarak önemli önerilerde bulunmaktadır. Tabii ki kısa vadede sonuca ulaşmak pek mümkün olmayıp uzun erimli bir mücadele ile iç çocuğun konuşturulması ile iç benliğin keşfi gerçekleşecek ve bireyin kendini gerçekleştirmesi mümkün hâle gelecektir.
Kamusal alanda normal ve birbirine benzer görünen bireylerin esasında hiçbirinin birbirine benzemediği ve hepsinin birbirinden çok farklı olduğu bu kişilerin psikolojik durumlarıyla ilgili bir gözlem veya çalışmada rahatlıkla ortaya çıkmaktadır. Buna ilaveten toplumsal kokuşmanın bu düzeyde yaşandığı bir zamanda bireylerin sağlıklı yetiştiğini söylemek mümkün değildir. Aile içi ilişkilerden çevre temizliğine kadar birçok önemli konuda standardı sağlayamamış toplumumuzda klişeler üzerinden verbal/lafa dayalı ısmarlama bir hayat yaşanmaktadır. Biraz aklı çalışanların bile iş kolik olup kendini ihmal ettiği ve sorunların artık kangrene dönüştüğü toplumumuzda topyekûn arınma ihtiyacının olduğu bir zamanda böyle bir eser; başlangıç kabilinden bireyselleşmenin sağlanması, bireyin kendini tanıması ve gerçekleştirmesi bakımından önemli bir boşluğu doldurmaktadır.
Eser yer yer yaşanmış hikâye ve örneklerle son derece akıcıdır. Eserin dili sade, anlaşılır olup eseri okuması son derece kolaydır.