Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

İzzet Eroğlu

1980'de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Aynı Üniversitede doktora çalışmasına devam etmektedir. Anayasa hukuku ve özellikle parlamento hukuku ve insan hakları alanında çeşitli makeleleri ve "İnsan Haklarının Parlamenter Denetimi" adlı bir kitabı bulunmaktadır. Biri (Suistimalci Anayasacılık) bağımsız, diğeri (Otoriter Anayasacılık) birlikte olmak üzere iki eseri TÜrkçeye tercüme etmiştir. Hukuk-edebiyat ilişkisi, tarihî romanlar ve hukuk tarihini edebi eserler üzerinden okumak gibi okumaya dair ilgili alanları bulunmaktadır.

İzzet Eroğlu Tarafından Yapılan Yorumlar

Bireyin psikolojik yapısı, düşünme tarzı, hayata bakış açısı, olayları değerlendirmesi ve olaylara yaklaşımı son derece kompleks bir durum olup bunun anlaşılması, bireyin hayatına yön vermesi bakımından önem arz etmektedir. Birey farkında olmadan doğup büyüdüğü aile, akraba, yakın ve uzak çevrenin etkisi altında olup bu etki zannedildiğinin aksine kısa vadeli olmayıp bütün ömrü etkilemektedir. Birey sağlıklı bir aile ve çevrede yetişmemişse aile ve çevre kalıpları, bireyi ömrünün sonuna kadar etkisi altına almaktadır. Bu nedenle birey gerçek anlamda birey olamamakta ve kendini gerçekleştirememektedir. Bireyin kendini anlaması ve çözmesi bağlamında Cüceloğlu’nun "İçimizdeki Çocuk" adlı eseri önemli açılımlar sağlamaktadır. Esasında bireye kendini tanıması ve gerçekleştirmesi için eser rehberlik etmektedir. Eserde sık sık gerçek hayattan verilen örnekler ve hayat hikâyeleri konunun iyi bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Belki de bireylerin az veya çok kendini bulduğu örnekler daha etkili olmaktadır.

Kişiliğimiz büyük ölçüde çocukluk yıllarında şekillenmektedir. Bu nedenle çocukluk yıllarının sağlıklı bir şekilde değerlendirmesinin yapılması, bireylerin karşılaştığı çözümleri aşmada önemli bir merhaledir. Bu bağlamda bireyin benliğinin özünün keşfi, hayata anlam vermede çok önemlidir. Devamlı aile ve çevre baskısıyla yetişen birey, kendi olamamakta, adeta ısmarlama bir hayat yaşamaktadır. Bu noktada eser, bireyin benliğinin özünün bulunması noktasında çok faydalı pratiğe yönelik önerilerde bulunmaktadır. Bireyin aile ve çevre baskısıyla oluşan ısmarlama benliğinin dili olan iç ana baba hükümran olup iç çocuğun esamesi okunmamaktadır. Yazar bireyin kendini bulması ve tanıması bağlamında iç çocuğun konuşturulmasından başlayarak önemli önerilerde bulunmaktadır. Tabii ki kısa vadede sonuca ulaşmak pek mümkün olmayıp uzun erimli bir mücadele ile iç çocuğun konuşturulması ile iç benliğin keşfi gerçekleşecek ve bireyin kendini gerçekleştirmesi mümkün hâle gelecektir.

Kamusal alanda normal ve birbirine benzer görünen bireylerin esasında hiçbirinin birbirine benzemediği ve hepsinin birbirinden çok farklı olduğu bu kişilerin psikolojik durumlarıyla ilgili bir gözlem veya çalışmada rahatlıkla ortaya çıkmaktadır. Buna ilaveten toplumsal kokuşmanın bu düzeyde yaşandığı bir zamanda bireylerin sağlıklı yetiştiğini söylemek mümkün değildir. Aile içi ilişkilerden çevre temizliğine kadar birçok önemli konuda standardı sağlayamamış toplumumuzda klişeler üzerinden verbal/lafa dayalı ısmarlama bir hayat yaşanmaktadır. Biraz aklı çalışanların bile iş kolik olup kendini ihmal ettiği ve sorunların artık kangrene dönüştüğü toplumumuzda topyekûn arınma ihtiyacının olduğu bir zamanda böyle bir eser; başlangıç kabilinden bireyselleşmenin sağlanması, bireyin kendini tanıması ve gerçekleştirmesi bakımından önemli bir boşluğu doldurmaktadır.

Eser yer yer yaşanmış hikâye ve örneklerle son derece akıcıdır. Eserin dili sade, anlaşılır olup eseri okuması son derece kolaydır.
23.04.2024

Aştan hayata, hayattan sorgulamaya, sorgulamadan değerlendirmeye şiirlerin yer aldığı bir eser. Eser, yaşanmışlıklar üzerine yazıldığı intibaını vermektedir. Çocukluk yılları ile mukayeselerin yapıldığı şiirler buna delalet etmektedir. Şair her şair gibi melankolik ve geleceğe ümitle bakmak istemekte. Çocukluğun masumiyeti, hayata dair sorgulamalar, iç çekişler ve satır araları bir arayışa işaret etmektedir. Her arayışta “O” karşısına çıkıyor olmalı ki adını vermiş şiir kitabına. (Dildâde: Gönül veren, aşık) Aşktan sevdaya geçtim dese de imbikten geçen sevda şiirleri sunulmadığına göre şairin sevdası bir özlem olmalı. “Ölümdür/anasızlık-babasızlık;/Ölümden beter/anayasasızlık!” örneğinde olduğu gibi şairin politik değerlendirmeleri kılıç gibi keskin ve acıdır. Şiirler tam anlamıyla kıvamını bulmasa da gelecek vaat etmektedir. Kâriler şairden özlemini duyduğu sevda şiirlerini beklemektedir.
20.04.2024

Eserde yazarın değişik zamanlarda yayınladığı eğitimle ilgili makaleler bir araya getirilmiştir. Makaleler fıkra tadında akademik sıkıcılıktan uzak, akıcı, sade ve anlaşılır bir üslupta kaleme alınmıştır. Eserde Türkiye’nin eğitimle ilgili sorunları ele alınmış ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri ortaya konulmuştur. Eserde yer yer mukayeseli örnek ve çalışmalara yer verilerek eğitimle ilgili öneriler somutlaştırılmıştır.

Eser değişik yazılardan bir araya gelmekle birlikte genel olarak yazılar eserin isminin işaret ettiği yol üzere kurgulanmıştır. Bu nedenle tam anlamıyla olmasa da büyük ölçüde konu bütünlüğü olduğu söylenebilir. Eğitimle ilgili sorunlara somut ve pratik öneriler üretilmiş ve genellikle de devrimsel bir bakış açısı yerine eklektik olarak aksayan yönlere yönelik öneriler üretilmiştir. Olayın sunuluş tarzı ve yer yer verilen olay veya hikâyecikler eserin okunmasını kolaylaştırdığı gibi eserin akılda kalıcılığını sağlayarak daha etkili olmaktadır.
09.02.2024

Eserde Alfred Adler’in hayatı, bireysel psikolojisi, mizaç, yaş ve cinsiyet rolleri ile sosyal rollerin ele alındığı değerli bir eserdir. Yazar yer yer mukayeselere de yer vererek Adler’in yaklaşımını ve diğer psikologlardan farklarını açıklamıştır. Sosyal roller bağlamında Ankara’nın Çamlıdere ilçesinin Çatak köyündeki bakış açısını ele alması ve kıyaslamalarda bulunması eseri daha anlamlı kılmıştır.
09.02.2024

19. yüzyılın üç önemli psikoloji bilgininden biri olan Alfred Adler bu eseri, Adler’in Viyana’da hakla açık verdiği konferansların derlenmesi ile oluşturulmuştur. İnsanın çevre ile sosyal ilişkileri bağlamında daha dengeli bir yaklaşımı olan Adler, bu eserinde insanı tanımda önemli olan unsurları (Ruhi hayat, hatıralar, çocuk ve toplum ilişkisi, dünya görüşünün oluşması, rüyalar, aşağılık duygusu ve saygınlık çabası, hayata hazırlık, kadın – erkek ilişkileri, kardeşler ve karakter türleri) açıklamıştır. Adler, çağdaşı Freud’dan ayıran temel nokta rüyalar, hatıralar ve iç dünyanın insanı tanımada kullanılmasına rağmen bunları cinsel dürtülere bağlanmaması ve daha sosyal bir psikolojik yaklaşımın benimsenmesidir.