Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

İzzet Eroğlu

1980'de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Aynı Üniversitede doktora çalışmasına devam etmektedir. Anayasa hukuku ve özellikle parlamento hukuku ve insan hakları alanında çeşitli makeleleri ve "İnsan Haklarının Parlamenter Denetimi" adlı bir kitabı bulunmaktadır. Biri (Suistimalci Anayasacılık) bağımsız, diğeri (Otoriter Anayasacılık) birlikte olmak üzere iki eseri TÜrkçeye tercüme etmiştir. Hukuk-edebiyat ilişkisi, tarihî romanlar ve hukuk tarihini edebi eserler üzerinden okumak gibi okumaya dair ilgili alanları bulunmaktadır.

İzzet Eroğlu Tarafından Yapılan Yorumlar

Zülfü Livaneli bu kitabıyla sevginin zorluklarla nasıl güçlendiğini ve güçlendiğinde zorlukların üstesinden gelmeye nasıl yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Küçük bir kız çocuğunun büyük sevgisi korkunun, haksızlığın, kötülüğün duvarında müthiş bir gedik açıyor. Kitapta kahramanlarımızın yaşadığı acılar, ülkemizde ne yazık ki sadece “Selim ile Leyla”nın yazgısı değil. İsimler, ayrıntılar değişse de haksızlıklarla savrulan, acı çeken çok yürek var. Elli yıl önce de vardı bugün de var. Bu nedenle romanı okurken geçmişle şimdiyi çığlık çığlığa duyup kederleniyorsunuz. Yaşanmışlığın verdiği etkileyicilik kitabın gücünü arttırıyor. Mektuplar zaman zaman tempoyu düşürse de o şartlarda kahramanların iç dünyasına ve yaşananlara ışık tutmanın farklı bir yolu mümkün görünmüyor. Kitapta aileye ve evlat sevgisinin hayata bağlayan gücüne yapılan vurgu çok samimi ve doğal. İnsanlarını, gençlerini, değerlerini harcayan bir ülkenin siyah beyaz fotoğrafı Zülfü Livaneli’nin kalemiyle aydınlığın ve renklerin sevgiyle, özgürlükle, iyilikle ve dostlukla harmanlandığı bir tabloya dönüşüyor.
28.09.2025

Servet-i Fünun’un kurucusu olan yazarın basın tarihine ışık tutacak anıları, yakın tarih ve basın yayın tarihine ilgili herkesin dikkati çekecek niteliktedir. II. Abdülhamit’in istibdat dönemi, Hürriyet’in ilanı ve devamında meydana gelen hadiseler, İttihat ve Terakki’nin istibdadı ve I. Dünya Savaşı’na giriş yıllarını içeren eserde Osmanlı Devleti’nin yıkılış yıllarındaki hâli pür melali bir basıncının yaşadığı hadiseler bağlamında ele alınmıştır. Eser siyasi bir tarih kitabı olmasa da yazarın anıları üzerinden olayların iç yüzüne ışık tutulmuştur. Eserin sonradan yazılması yazıların doğruluğu bakımından bir handikap olsa da anıların öznelliği dikkate alınarak okuma yapıldığında bu husus aşılabilir. Jules Verne’den ilk tercümeleri yapan ve yayınlayan yazarın anıları aradan yıllar geçse de maalesef güncelliğini korumaktadır.
21.06.2025

Türkiye’de hukuk konusundaki kronik sorunlar Osmanlı’dan tevarüs alınmış olup bunlar Cumhuriyet ile birlikte de devam etmektedir. Hukuki sorunların çözümüne yönelik farklı dönemlerde geliştirilen ve hâlâ da devam eden çözümlere rağmen bir türlü hukukun istikrar bulmaması ve adalet arayışının devam etmesi, sorunun güncel olduğunu göstermektedir. Bu minvalde yazar; çok önemli bir yarayı teşrih masasına koyarak büyük bir cesaretle sorunu, sorunun kaynaklarını ve çözüm önerilerini ele almıştır. Sorunun temeline inilerek hukuk zihniyetindeki sorunlardan hukuk eğitimine, hukuk akademisinin sorunlarından hukukun felsefi temelsizliğine kadar birçok konu irdelenmiştir. Hâkim, savcı, avukat, kamu görevlisi gibi birçok hukuk uygulayıcısına tatbik edilen hukuk zihniyeti anketi ve sonuçları detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Sisteme yönelik değerli eleştirilerin yer aldığı eser, hukuk ve adalete ilgi duyanlara hitap etmektedir.
26.05.2025

Arapça dilbilgisinde günümüze ulaşan ilk ve en kapsamlı eserin yazarı Sibeveyh’in hayatı ve genel olarak nahiv (sentaks) kısaca ele alındıktan sonra Sibeveyh’in ölümsüz eseri el-Kitap incelenmiştir. Esere yönelik eleştirilerin ele alındığı ve eserin kıymetinin ortaya konulduğu eser, meraklılarına hitap etmektedir.
26.05.2025

Sol cenahta yer alan bir grup mühendis ile araştırmacının genel olarak araştırma yürütücüsü ve zaman zaman da müdahil olarak yer aldığı araştırmada mühendislerin ideolojik spektrumdan modernleşme ve rasyonelleşme eğilimine geçmeleri gözlenmiş ve bu doğrultuda çıkarımlarda bulunulmuştur. Sonuç olarak ideolojik spektrumdan modernleşme ve rasyonelleşmeye geçme bağlamında mühendislerin tarihsel hareketi üstlenmeleri ve toplum dönüşümü benimsemeleri ile ülke yönetimindeki mühendis elitler arasında bağlantı kurulmuştur. Ülke yönetiminde uzun yıllar mühendis ağırlığı (Demirel, Özal ve Erbakan) ve sonrasında teknokrat olarak mühendislerin yer alması toplumsal gelişimde mühendislerin üstlendiği konuma da işaret etmektedir.