Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Münevver Adıgüzel

Kitapsever Tarihçi Genel Türk Tarihi Yüksek Lisans Öğrencisi Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Tarih bölümü 2021 mezunuyum. Aynı yıl Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı'nda Yüksek Lisansa kabul edildim. Kütahya'da şirin bir lisede stajyer öğretmenlik yapıyorum.

Münevver Adıgüzel Tarafından Yapılan Yorumlar

"Türkler Hakkında GÖRDÜKLERİM ve DUYDUKLARIM" adlı eser, değerli Ahsen D. Batur'un çevirisi ve notlandırmasıyla dilimize kazandırılan çok kıymetli bir çalışmadır. Öncelikle eserin yazarı Şihabeddin b. Fazlullah El-Ömeri, H. 700 yılında Dımaşk (bugünkü Şam) şehrinde dünyaya gelmiştir. El-Ömeri, iyi bir fıkıh âlimi ve edebiyatçı olmasının yanı sıra iyi bir tarihçi olarak da bilinmektedir. Özellikle hadiseleri analiz etmekte ve şahsiyetleri değerlendirmede konusunda başarılı olmasıyla anılır. Hatta El-Ömeri hakkında çağdaşlarının ondan övgüyle bahsettikleri görülmektedir. Ayrıca Cengiz Han döneminden yaşadığı zamana kadarki Moğolların tarihini de iyi bilen biridir.

Bilinen en önemli eseri Mesâlikü’l-ebṣâr fî memâliki’l-emṣâr'dır. Müellifin en önemli çalışması olup, döneminin diğer yazarları gibi, ağırlıklı olarak tarih ve coğrafyadan bahseden ansiklopedik özelliğe sahip bir eserdir. Mesâlikü’l-ebṣâr adlı eseri, kendisinden sonra gelen müelliflere de asırlar boyu kaynaklık etmiştir. Eseri iki ana kısma ayırmış olup, yirmi yedi ciltlik eserin birinci bölümünde karalarla denizlere (fizikî coğrafya), ikinci bölümünde milletlere ve tarihlerine (beşerî coğrafya) yer verilmiştir.

Kendi döneminden önceki Orta Asya, Harezm, Deşt-i Kıpçak gibi bölgeler hakkında verdiği bilgiler, kendinden önce yazılmış coğrafya kitaplarında yazılanlardan ya da o bölgelere seyahat edenlerden dinlediklerinden ibarettir. Dolayısıyla bilgilerin kesinliği konusunda şüpheyle yaklaşmak gerekir. Ancak Mısır ve Suriye dolaylarında bulunduğu süreç boyunca yazdıklarının tamamı bizzat kendi yaşadığı hadiselerden aktardıklarından oluşmaktadır. Bu noktada El-Ömeri'yi diğer coğrafyacılardan ayıran en önemli özelliği, duyduklarını doğrudan değil de, yazılmış diğer kaynaklar ile karşılaştırarak aktarmasıdır. Bu özelliği ise, El-Ömeri'nin aktardıklarını nispeten doğrulukla kabul edilebilir kılıyor. Diğer eserlerde genellikle Türklerden bahsetmekle birlikte, onların savaşlarından ya da çeşitli mücadelelerinden bahseder. Ayrıca çağdaşı yazarların eserlerini de okuyanlar bilir, diğer coğrafya, tarih yazarlarına göre Türklerin sosyal yaşamlarını detaylı bir şekilde ele aldığı görülmektedir.

Eserin dili akıcı olmakla birlikte, Ahsen D. Batur'un çevirisinin de oldukça iyi olduğunu vurgulamak gerekir. El-Ömeri'nin üslubu da açık ve anlaşılır olmakla birlikte kronolojik düzene sahiptir. Türklerin siyasi ve askeri yaşantılarını ağırlıklı olarak aktarmakla birlikte, diğer hadiseleri de önemli görerek aktardığı görülmektedir. Özellikle Moğol ve Haçlı saldırılarını görmesi hasebiyle döneminde korkuyla anılan bu topluluklar hakkında dahi oldukça objektif ifadelerinin bulunduğu gözlerden kaçmamaktadır. Sadece verdikleri kayıpları aktarmakla birlikte ilave yorum katmadığı okurken hissedilebilmektedir. Genel Türk tarihi ve Ortaçağ Türk tarihi için kıymetli bilgiler içeren bu eser, Genel Türk tarihi ve Ortaçağ tarihi açısından oldukça kıymetli sayılmaktadır. Tuğrul Bey ve İbrahim Yinal arasındaki mücadeleyi dahi aktardığı görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında özellikle Ortaçağ Türk tarihi çalışanların mutlaka görmesi, okuması gereken bir kaynak eserdir.

Dinçer Koç'un 2021 yılında Selenge Yayınevi'nden neşretmiş olduğu bu eser, Genel Türk Tarihinin alt konularından olan İdil Bulgarlarını geniş bir çerçevede resmediyor. İdil Bulgarları ise 922 yılında İslamiyet'i kabul ederek ilk Müslüman Türk devletlerinden sayılmaktadır. Bununla birlikte, bulundukları konum itibariyle İdil boylarının da Türkleşmesi için adeta bir koridor görevi görüyordu. Rus steplerinin güney kesiminde, transit ticaret yollarının kesişim noktasında bulunuyor olmaları da İdil Bulgarlarını ticari arenada önemli bir noktaya taşıyordu.

Eser toplamda 376 sayfadan müteşekkil olup, ilk etapta "Bulgar" adı ve Bulgarların kökenine yer verilerek bizlere Bulgarların tanıtımını yaparak esere iyi bir giriş yapılmaktadır. Sonrasında pek tabii İdil Bulgar Devletinin kuruluşu ve İdil Bulgar tarihinin dönüşüm noktası olan İslamiyet'i kabul süreci ve etrafındaki devletlerle kurmuş oldukları siyasi münasebetlere değinilmektedir. Hiç şüphe yok ki Dinçer Koç, kaleme almış olduğu bu eserle Genel Türk Tarihi alanında önemli bir yeri olan, ciddi bir boşluğu doldurduğunu ifade etmekte beis yoktur. İçerik açısından İdil Bulgarları hakkında tatmin edici bilgileri okuyucusuna sunuyor.

Genel Türk Tarihi alanında yapılan pek çok çalışma gibi, bu esere de kılavuzluk eden Rus kaynakları, müellifin de İdil Bulgarlarını Rus yıllıkları kapsamında siyasi, sosyal ve ekonomik vb. pek çok unsuru genişçe ele almasına olanak sağlamıştır. Bu noktada müellif de kaynak analizi hususundaki marifetlerini de eserinde ustalıkla sergiliyor. Üstelik eserin arkeolojik verilere de yer veriyor olması, eserin kaynak bakımından doyurucu olduğunu gösteriyor. Arkeolojik buluntuların görsellerinin de eklenmiş olması, İdil Bulgarlarının dünyasına kolaylıkla adapte olmamızı sağlıyor. Ayrıca arkeolojik verileri metodolojik hakimiyet açısından sağlam bir zemine oturtuyor. Zaten eserde arkeolojik verilerin de kullanılıyor olması eseri sadece siyasi tarih zemininde hapsolmaktan kurtarıyor. Bir de İdil Bulgarları ile ilgili olan tarihsel mitlere karşı kuvvetli bir kanıt olarak da düşünülebilir.

Eserde, İdil Bulgarları haricinde dönemin önemli güç unsurları olarak bulunan Rus, Hazar ve Bizans İmparatorluğu gibi büyük devletlerle kurduğu diplomatik münasebetler sayesinde, o devletlere de İdil Bulgarları gözünden bakabilme imkanı buluyoruz. Örneğin, bir zamanlar dünyayı ve tarihi kasıp kavuran Moğolların Avrupa eksenli genişleme girişimlerini ve gerçekleşen Moğol istilasının etkilerini doğrudan bir kısım olarak görebiliyoruz. Son olarak, eserde de ele alınmış olan konu, tarihte devlet olarak boy gösteren İdil Bulgarları olması dolayısıyla bir devlet teşekkülünden bahsediliyorsa, devletin siyasi, sosyal kültürel ve ekonomik unsurlarından bahsetmek gerekir. Müellifin eserinde okuyucunun beklentilerini karşılayan bir içerik sunduğu kolaylıkla ifade edilebilir.

Eserin anlatım biçimine gelindiğinde, oldukça akıcı ve anlaşılır bir niteliktedir. Bozkır Türk Devletleri, ilk Müslüman Türk devletleri ve genel olarak Türk tarihinde önemli bir konunun aydınlatıldığını görmek biz okuyucuları ve tarih severleri memnun eden bir hizmettir. Genel Türk Tarihine ve ayrıca Bulgar tarihine ilgi duyanların kitaplığında yer vermesi gereken önemli bir eserdir. Bu eseri keyifle okumamızı sağlayan müellifin kalemine sağlık diyor, nice eserler neşretmesini diliyorum.
Hazar Çalışmaları adlı eser, Peter Benjamin Golden tarafından 1980 yılında İngilizce olarak yayımlanmıştır. Eser, Egemen Çağrı Mızrak tarafından 2006 yılında başarılı bir tercüme ile dilimize kazandırılmış, tarih literatürüne önemli bir katkıda bulunulmuştur. Akademik bir çalışma olmasından kaynaklı olarak eserin dili okuma hazzını bölüyor gibi hissettiriyorsa da, okuyucuyu etkileyici bir bilgi deryasının içine bırakıyor. Hazarlar ile ilgili ele alınacak konularda bu eser de kaliteli bir başvuru kaynağı olarak karşımıza çıkıyor.

Kitabın önemli bir bölümünde, başta Hazar dilinde olmak üzere, pek çok dil ve lehçelere ait olan sözcüklerin bulunması kitabın karakteristik çeşitliliğini artırmakla birlikte, çevirmenin yoğun çalışmaları neticesinde Hazarlarla ilgili yapılacak çalışmalarda zengin bir başyapıt olarak eserin kıymetini artırıyor. Peter B. Golden'ın Hazar meselesiyle ilgili giriş bölümünde de yer verdiği, Hazar konusuna, sorun olarak görülen Hazarların kökenine kadar erişebilecek sorular sorarak ele alması, ardından bu soruları birer birer cevaplandırmaya çalışması da Golden'ın eser boyunca izlediği rasyonalist ve objektif metodunu bizlere sunuyor.

Golden, Hazarların sorununu en temelden ele alırken, bu konuda kendisinden önce Hazarlarla ilgili çalışmalar neşreden diğer araştırmacıların sunmuş olduğu görüşleri de çalışmasının içine dahil ederek yeni görüşler ortaya koymaya çalışmıştır. Ayrıca Golden, Hazar çalışmalarının köken sorununu çözmenin Hazar dilinden günümüze ulaşan sözcüklerin etimolojik incelemelerinin yapılmasından ileri geldiği görüşünü ortaya koymuştur. Dolayısıyla eser, Hazarları incelikli ve titiz bir şekilde ele alan bir çalışmanın ürünüdür. Konuyu Hazarlar öncesi Avrupa'da Türk akınlarından başlatarak, Hazar tarihini sağlam bir temele oturtarak tarihi incelemeyi sürdürüyor. Ayrıca Hazarlar öncesi siyasi bir zemin oluşturarak Hazarları geniş perspektiften doğru bir tarihi konum içerisinde yerleştiriyor. Bilahare Hazarlar ile ilgili elde edilen bilgileri derli toplu bir şekilde aktararak bizleri yoğun bir bilgi yolculuğuna çıkarıyor.
Attila ve Hun İmparatorluğu'nu öğrenmek açısından çok kıymetli bir çalışma.
Doğu Avrupa Türk Tarihi açısından kıymetli bir eser, Asya Hunlarından başlayarak Göktürk Kağanlığına kadar titiz bir şekilde ele alıyor. Dili de gayet akıcı, fakat bazı kelimelerle alışılagelmişin dışında farklı bir biçimde karşılaşınca okuma akışında bazen durgunluk yaşatabiliyor. Her bakımdan bilgilendirici, önemli bir kitap. Bozkır kavimlerine ilgisi olanlar, bilgi edinmek isteyenler için Türk kavimlerini bir de Macar yazarın kaleminden okumakta fayda var. Tavsiye edilir.