Dinçer Koç'un 2021 yılında Selenge Yayınevi'nden neşretmiş olduğu bu eser, Genel Türk Tarihinin alt konularından olan İdil Bulgarlarını geniş bir çerçevede resmediyor. İdil Bulgarları ise 922 yılında İslamiyet'i kabul ederek ilk Müslüman Türk devletlerinden sayılmaktadır. Bununla birlikte, bulundukları konum itibariyle İdil boylarının da Türkleşmesi için adeta bir koridor görevi görüyordu. Rus steplerinin güney kesiminde, transit ticaret yollarının kesişim noktasında bulunuyor olmaları da İdil Bulgarlarını ticari arenada önemli bir noktaya taşıyordu.
Eser toplamda 376 sayfadan müteşekkil olup, ilk etapta "Bulgar" adı ve Bulgarların kökenine yer verilerek bizlere Bulgarların tanıtımını yaparak esere iyi bir giriş yapılmaktadır. Sonrasında pek tabii İdil Bulgar Devletinin kuruluşu ve İdil Bulgar tarihinin dönüşüm noktası olan İslamiyet'i kabul süreci ve etrafındaki devletlerle kurmuş oldukları siyasi münasebetlere değinilmektedir. Hiç şüphe yok ki Dinçer Koç, kaleme almış olduğu bu eserle Genel Türk Tarihi alanında önemli bir yeri olan, ciddi bir boşluğu doldurduğunu ifade etmekte beis yoktur. İçerik açısından İdil Bulgarları hakkında tatmin edici bilgileri okuyucusuna sunuyor.
Genel Türk Tarihi alanında yapılan pek çok çalışma gibi, bu esere de kılavuzluk eden Rus kaynakları, müellifin de İdil Bulgarlarını Rus yıllıkları kapsamında siyasi, sosyal ve ekonomik vb. pek çok unsuru genişçe ele almasına olanak sağlamıştır. Bu noktada müellif de kaynak analizi hususundaki marifetlerini de eserinde ustalıkla sergiliyor. Üstelik eserin arkeolojik verilere de yer veriyor olması, eserin kaynak bakımından doyurucu olduğunu gösteriyor. Arkeolojik buluntuların görsellerinin de eklenmiş olması, İdil Bulgarlarının dünyasına kolaylıkla adapte olmamızı sağlıyor. Ayrıca arkeolojik verileri metodolojik hakimiyet açısından sağlam bir zemine oturtuyor. Zaten eserde arkeolojik verilerin de kullanılıyor olması eseri sadece siyasi tarih zemininde hapsolmaktan kurtarıyor. Bir de İdil Bulgarları ile ilgili olan tarihsel mitlere karşı kuvvetli bir kanıt olarak da düşünülebilir.
Eserde, İdil Bulgarları haricinde dönemin önemli güç unsurları olarak bulunan Rus, Hazar ve Bizans İmparatorluğu gibi büyük devletlerle kurduğu diplomatik münasebetler sayesinde, o devletlere de İdil Bulgarları gözünden bakabilme imkanı buluyoruz. Örneğin, bir zamanlar dünyayı ve tarihi kasıp kavuran Moğolların Avrupa eksenli genişleme girişimlerini ve gerçekleşen Moğol istilasının etkilerini doğrudan bir kısım olarak görebiliyoruz. Son olarak, eserde de ele alınmış olan konu, tarihte devlet olarak boy gösteren İdil Bulgarları olması dolayısıyla bir devlet teşekkülünden bahsediliyorsa, devletin siyasi, sosyal kültürel ve ekonomik unsurlarından bahsetmek gerekir. Müellifin eserinde okuyucunun beklentilerini karşılayan bir içerik sunduğu kolaylıkla ifade edilebilir.
Eserin anlatım biçimine gelindiğinde, oldukça akıcı ve anlaşılır bir niteliktedir. Bozkır Türk Devletleri, ilk Müslüman Türk devletleri ve genel olarak Türk tarihinde önemli bir konunun aydınlatıldığını görmek biz okuyucuları ve tarih severleri memnun eden bir hizmettir. Genel Türk Tarihine ve ayrıca Bulgar tarihine ilgi duyanların kitaplığında yer vermesi gereken önemli bir eserdir. Bu eseri keyifle okumamızı sağlayan müellifin kalemine sağlık diyor, nice eserler neşretmesini diliyorum.