Kitap "Resmi Tarih-Gayrıresmi Tarih" çatışması içinde başlamışi ve bitmiş. Emre Kongar'ın fikir yapısı herkesçe malum. Kitabı okumadan sadece konu başlıklarına bakarak bile nasıl yargılara vardığını büyük ölçüde tahmin edebilirsiniz. Ben okumadan önce konu başlıklarına baktım ve tahminler yürüttüm. Okuduğum zaman ise yanılmadığımı büyük ölçüde gördüm.
Kitabın bana göre en büyük eksiği Resmi ve Gayrıresmi tarihin tanımının yapılmamış olması ve yazarın bunlardan neleri kastettiğidir. Dikkat ettim verdiği fikirlerde neredeyse hiç kaynak göstermemiş. Verdiği kaynaklar arasında İslam Ansiklopedisi var ki; bu da zaten Batılı Oryantalist din ve Türk düşmanı kişilerin madde yazarlığını yaptığı bir ansiklopedi. Yani Sayın Kongar işine geleni kaynak göstermiş birazcık...
Sayın yazar sanırım eserini yazarken ve çok tartışılan konular üzerinde yargılara varırken tepki toplamaktan korkmuş. Öyle ki çok yerde kesin yargılara varmaktan korkmuş ve kararı okura bırakmış. Sultan Abdülhamid'i ve Sultan Vahdettin'i savunanlara saltanat yanlısı şeriatçılar olarak laf atmış. Ben Atatürkçü, laik ve aynı zamanda demokrat bir müslüman Türk genci olarak bu ithamı kabul etmediğimi belirtmek istiyorum. İkinci Abdülhamid Sayın Kongar'a göre Ulu Hakan olmayabilir hatta ona göre Kızıl Sultan da olmayabilir; ama 2. Abdülhamid'in burnunun büyük ya da iri olması Sayın Kongar'ın konusu değildir. Bu ölmüş bir insana hakarettir. Siyasi ya da fikri yapısı hakkında istediği kadar eleştiri yapabilir; ama fiziki özelliklerine hakaret bence ayıp bir durumdur. Aksi halde insanlar da Sayın Emre Bey'in kocaman gözlüklerinden o kocaman görünen gözlerine laf atma hakkına sahip hissedebilirler kendilerini ya da burun deliklerinin neden bu kadar büyük olduğuna.
Demokrasi konusunda birçok yerde gerçekleri söylemiş yazarımız hakkını yememek lazım. Ancak demokrasi adına halkın kendi kararlarına da dil uzatmaktan geri kalmamış. "Kadınların ikinci sınıf vatandaşlığını vurgulayan TÜRBAN..." ifadesi benim annemin ikinsi sınıf vatandaş olduğunu değil; Sayın Kongar'ın benim annemi ikinci sınıf bir vatandaş olarak gördüğünü ispatlar.
Kitabın başında "Ben bir tarihçi değilim, bir toplumbilim öğrencisiyim." diyen yazar nedense bir tarih kitabı yazarken hiç de tarih kitaplarından yararlanmamış. Ben hiç Osmanlı Arşivlerinden alındığını gösteren bir dipnot göremedim. Bunun adı nesnellik değil resmen at gözlüğü takmaktır. Herkesin doğruları kendisine doğru olabilir; ama karşısındakilere de laf arasında hakaret etmek yerine onların da görüşlerini dikkate almak gerekir.
Son olarak "Sözde Ermeni Soykırımı" terimi sanırım sayın yazarımızın hoşuna gitmemiş. Ermeni soykırımı olmadı; ama katliam yaptık diyor. Gerçek bir demokrasi istediğim için sizin bu görüşünüze sizin gibi hakaretle değil anlıyışla karşılık veriyorum Sayın Kongar. Kaleminizin mürekkebi bol olsun....