Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744

E-Dergi

ismail_atan Tarafından Yapılan Yorumlar

29.05.2006

Murathan Mungan bu satırları ne amaçla yazmış çok merak ediyorum. İnsanleın fikirlerine saygı duymak gerekir. Ben de Murathan Mungan'ın fikirlerine saygı duyuyorum; fakat bu satırlar -ki bunlara şiir demeye dilim varmıyor- tamamen önyargılarla yazılmış, iftira çiçekleriyle bezendirilmiş hayali birer kelime oyunundan başka bir şey değil. İnsanlar bazen sanat adı altında çok saçma şeylerin altına çekinmeden imza atabiliyorlar. Bu da bunlardan birisi bana göre...
Adı üstünde HİKAYAT saygı duymak lazım...
29.05.2006

Türk Edebiyatı ciddi anlamda irdelenmesi gereken bir bilim dalıdır bana göre. Sadece kitap ve şiir okuyup onları yorumlamaktan ziyade, edebiyat anlatılamayacak ve anlaşılmadan da tadı alınamayacak bir yemektir bize sunulan. Edebiyatı şüphesiz ki en iyi anlayan ve anlatanlardan birisidir Ahmet Hamdi Tanpınar. Gerek 19.yy Türk Edebiyatı Tarihi adlı eseriyle gerek diğer eserleriyle birçok çevrede hakkı olduğu ünü yakalamış ve Edebiyat dünyasının yolunu çizenlerden birisi olmuştur. Bu eser de Tanpınar'ın verdiği konferanslardan, verdiği demeçlerden, dergilerde yayımlanmış bazı makalelerinden derlenerek hazırlanmış bir başucu kitabı. Her zaman yararlandığım ve büyük dersler çıkardığım, edebiyata bambaşka bir açıdan yaklaşabilmeyi öğrendiğim bir eser. Özellikle edebiyatla ilgilenen herkese bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim.
26.05.2006

"Dur Yolcu!
Bilmeden gelip bastığın bu toprak,
Bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir..."

Çanakkale son dönemde çok fazla değer kazandı ve artık insanımızın sanırım ilgisini ve alakasını daha çok çekmeye başladı. Bunda arz talep ilişkisinin rolu çok fazla. Abuk sabuk kitaplar yazmak yerine şanlı tarihimizi anlatan bu ve bunun gibi kitapların çoğalmasının da olayda büyük etkisi var. Fakat öyle ki bazı yazarlar nasılsa satılıyor deyip maddi kaygılarla Çanakkale üzerine kitaplar yazıyorlar. Bu eser bunlardan biri değil elbette. Emek sarfedilerek yazılmş ve samimi duygularla kaleme alınmış bir eser. Eleştirdiğim tek nokta kitabın sonunda bulunan Çanakkale ile ilgili yazılmış şiirlerin bir kısmında yanlışlıkların olması. Özellikle Mehmet Akif'in Çanakkale Şehitlerine adlı şiirinin bir bölümünde hatalar var. Bu da sanırım basımdan kaynaklı. Keşe daha özenli olunabilseymiş. Güzel bir eser. Teşekkür ederim...
26.05.2006

Kitabı elime aldığım zaman yazar hakkında önyargılarım vardı. Kendi dünya görüşü üzerinden birtakım çıkarımlar ve değerlendirmeler yaptığını düşünmüştüm. Bir bakıma yanıldım, bir bakıma da haklı çıktım. Türkiye'nin genişleyen dünya düzeninde nerde olduğunu ve hangi ülkelerin kumpasına girdiğini hayretle gördüm. Kitabın basımı çok eski olsa da günümüz için de aynen geçerliliğini koruyor, enfilasyon rakamları dışında...

Eleştirdiğim tek taraf, kitapta durmadan tekrarlanan "Bu dünyaya imtihan için geldik. Nasıl yönetilmeyi hakediyorsak öyle yönetiliyoruz." ifadeleri oldu. Elbette bunda bir bakıma haklı. insan eşşeğini sağlam kazığa bağlamadan Allah'a tevekkül etmemeli. Önce bize öneriler sunulmalı, çıkış yolları gösterilmeli sonra Allah'a tevekkül etmemiz istenmeli. Yoksa iş siyasetçilere kalırsa daha eşşeğimiz çayırlarda çok sürünür. Biz artık eleştiriden bıktık. Herkes birşeyleri eleştiriyor; ama hiç çözüm önerisi sunan yok. Bize öneri lazım. Dini, Atatürk'ü ve Türklüğü siyasete alet etmeden çalışacak ve pırojeler üretecek siyasetçiler lazım. Sanırım bu çölde iğne aramak gibi bir şey, samanlık hak getire... Kitabın geneline baktığımız zaman nesnellik ön pilanda. Çok fazla kendini ve fikri yapısını öne çıkarmadan eserini kaleme almış. Keşke herkes böyle objektif yaklaşabilse. Kaleminizin mürekkebi bol olsun sayın Dilipak...
25.05.2006

Kitap "Resmi Tarih-Gayrıresmi Tarih" çatışması içinde başlamışi ve bitmiş. Emre Kongar'ın fikir yapısı herkesçe malum. Kitabı okumadan sadece konu başlıklarına bakarak bile nasıl yargılara vardığını büyük ölçüde tahmin edebilirsiniz. Ben okumadan önce konu başlıklarına baktım ve tahminler yürüttüm. Okuduğum zaman ise yanılmadığımı büyük ölçüde gördüm.

Kitabın bana göre en büyük eksiği Resmi ve Gayrıresmi tarihin tanımının yapılmamış olması ve yazarın bunlardan neleri kastettiğidir. Dikkat ettim verdiği fikirlerde neredeyse hiç kaynak göstermemiş. Verdiği kaynaklar arasında İslam Ansiklopedisi var ki; bu da zaten Batılı Oryantalist din ve Türk düşmanı kişilerin madde yazarlığını yaptığı bir ansiklopedi. Yani Sayın Kongar işine geleni kaynak göstermiş birazcık...

Sayın yazar sanırım eserini yazarken ve çok tartışılan konular üzerinde yargılara varırken tepki toplamaktan korkmuş. Öyle ki çok yerde kesin yargılara varmaktan korkmuş ve kararı okura bırakmış. Sultan Abdülhamid'i ve Sultan Vahdettin'i savunanlara saltanat yanlısı şeriatçılar olarak laf atmış. Ben Atatürkçü, laik ve aynı zamanda demokrat bir müslüman Türk genci olarak bu ithamı kabul etmediğimi belirtmek istiyorum. İkinci Abdülhamid Sayın Kongar'a göre Ulu Hakan olmayabilir hatta ona göre Kızıl Sultan da olmayabilir; ama 2. Abdülhamid'in burnunun büyük ya da iri olması Sayın Kongar'ın konusu değildir. Bu ölmüş bir insana hakarettir. Siyasi ya da fikri yapısı hakkında istediği kadar eleştiri yapabilir; ama fiziki özelliklerine hakaret bence ayıp bir durumdur. Aksi halde insanlar da Sayın Emre Bey'in kocaman gözlüklerinden o kocaman görünen gözlerine laf atma hakkına sahip hissedebilirler kendilerini ya da burun deliklerinin neden bu kadar büyük olduğuna.

Demokrasi konusunda birçok yerde gerçekleri söylemiş yazarımız hakkını yememek lazım. Ancak demokrasi adına halkın kendi kararlarına da dil uzatmaktan geri kalmamış. "Kadınların ikinci sınıf vatandaşlığını vurgulayan TÜRBAN..." ifadesi benim annemin ikinsi sınıf vatandaş olduğunu değil; Sayın Kongar'ın benim annemi ikinci sınıf bir vatandaş olarak gördüğünü ispatlar.

Kitabın başında "Ben bir tarihçi değilim, bir toplumbilim öğrencisiyim." diyen yazar nedense bir tarih kitabı yazarken hiç de tarih kitaplarından yararlanmamış. Ben hiç Osmanlı Arşivlerinden alındığını gösteren bir dipnot göremedim. Bunun adı nesnellik değil resmen at gözlüğü takmaktır. Herkesin doğruları kendisine doğru olabilir; ama karşısındakilere de laf arasında hakaret etmek yerine onların da görüşlerini dikkate almak gerekir.

Son olarak "Sözde Ermeni Soykırımı" terimi sanırım sayın yazarımızın hoşuna gitmemiş. Ermeni soykırımı olmadı; ama katliam yaptık diyor. Gerçek bir demokrasi istediğim için sizin bu görüşünüze sizin gibi hakaretle değil anlıyışla karşılık veriyorum Sayın Kongar. Kaleminizin mürekkebi bol olsun....